Dünyanın Yerlisi
 

Almanya – Sadece Geğirmek Ayıp

‘Iyyy Almanca çok kaba dil’

‘Almanlar çok soğuk’

‘Almanya’da osurmak değil, geğirmek ayıpmış’

Her ne kadar bu tarz ön yargılar ya da ‘efsaneler’ bazen komik olsa da, bazen tehlikeli de olabiliyor. Sanırım burada önemli olan bu söylediğimiz şeylerin başkasının fikri mi, yoksa gerçekten kendi tecrübemize dayanan fikir mi onu ayırt edebilmek. Çünkü biliyorum ki, ben de (özellikle daha genç iken), başkasından duyduğum ‘bilgiler’ karşısında etkilenip onu başkasına sanki kendi fikrimmiş gibi son derece emin bir şekilde lanse edebiliyordum.

Almanya uzun süreler kaldığım, çok sık gittiğim ve çok keyif aldığım, Stuttgart’tan Berlin’e, Hamburg’dan Munich’e, hatta Passau, Sylt, Bremen gibi küçük şehirlerini de gördüğüm bir ülke.

Üniversite’de öğrendiğim Almanca ile iki kelime konuşamazken, 2006 yazında Hamburg’a iki ay, orada yaşayan akrabam Aşkın ve ailesinin yanına gidip, haftada 5 gün 5 saat kurs aldıktan ve Almanca konuşulan evde yaşadıktan sonra, üniversiteye evrim geçirmiş bir pokemon gibi dönüp Almanca derslerin şov yaptığımı hatırlıyorum.

Ve evet, Almanya’ya birçok kere gitmiştim, ama bu 2 aylık süreçte Almanya’da gerçekten yaşama fırsatı bulmuştum. Alman ailelerle görüşüyor, Almanların takıldığı lokal yerlerde takılıyor, Aşkın’ın oğlu Tarık’ı futbol antrenmanlarına götürüyorduk.

Almanya’da öğrendiğim en önemli hususlardan biri, iletişimin önemi oldu. İlk gittiğimde hemen hemen sıfır Almancam ile Aşkın’ın eşi Bianca ile iletişim kuramıyordum. Kurstan 14:00’de gelince ilk başlarda Bianca arkadaşları ile oturup sohbet ederken ben evin için playstation’ı açıp oyun oynuyordum. Onlar da haliyle beni sosyal olarak tuhaf bir yaratık olarak görüyorlar ve bunu hissettiriyorlardı. 1 ayın sonuna geldiğimizde kendime daha güvenli bir şekilde Bianca ve arkadaşlarıyla oturuyor, hatta onların dedikodu seanslarına (elimden geldiğince) katılıyordum. Bu sefer bana tuhaf gözüyle bakan kadınlar beni tatlı bulmaya, ‘ah senin yaşında olsam senle evlenirdim’ gibi şakalar yapmaya başladılar. Ben yine aynı bendim. Tek bir fark olmuştu: İletişim kurmaya çalışıyordum.

Almanya gerçekten güzel, düzenli bir ülke. İkinci dünya savaşından sonra yaptıkları hatalardan büyük dersler çıkaran Almanlar bu hataları tekrarlamamak için çok çalışkan, disiplinli ve üretken bir topluma dönmüşler. Avrupa’nın en büyük ekonomisi olarak bunu kanıtlayan bu ülkede insanlar dürüst, net ve güvenilir. Hem genci hem de yaşlısı oldukça özgür bir toplum olan Almanya’da beni en çok etkileyen kadınların kendilerine yetebilmeleri ve özgürlükleri oldu. Bir Alman kızın tek başına sırt çantasını alıp 8 ay boyunca Hindistan’ı turlayabildiğini tecrübe ettim ve bunu birden fazla kere gördüm. Sizin maçoluğunuza asla katlanmayacak olan bu kızlar kendi hayallerini ilk başta kendilerinin kurabileceklerinin farkındalar.

Almanlar’ın ‘soğuk’ olması ile ilgili tek bir şey söylemek istiyorum. En yakın arkadaşlarımdan birinin ismi Thomas ve hayatımda gördüğüm en sıcak, eğlenceli ve içten insanlardan. Demek istediğim ‘soğukluk’ ya da ‘sıcaklık’ konsepti genellenemeyeceği gibi, kişiden kişiye göre de değişebilir.

11018823_10152554107381734_8131937468307761016_n

Almanya’nın gidip de ‘bu şehirde yaşanılmaz’ dediğim bir şehri olmadı. Ama özellikle Berlin’e burada vurgu yapmak istiyorum. Gittiğim Alman şehirleri arasında estetik anlamda en ‘çirkin’ olan bu şehir (2. Dünya savaşı sürecinde hemen hemen yok olduğu için her şeyi baştan yaptılar), aynı zamanda bence Almanya’nın en yaşanılması keyifli şehri. Kosmopolitliği, insanları ve enerjisi ile gerçekten farklı bir şehir olan Berlin’i mutlaka tecrübe etmenizi öneririm.

20564_229853241733_8233160_n

E tabi gitmişken tecrübe edebildiğiniz kadar şehri tecrübe etmenizi öneririm.

Sizlere iyi Almanya’lar 🙂

Yorum yok

YORUM BIRAKIN