Dünyanın Yerlisi
 

Almaty, Kazakistan – Orta Asya’daki Avrupai Durağım

Bu seyahatimdeki ilk destinasyonum olan Tashkent’e Almaty aktarmalı gelmiştim. Aktarma dediğim, 12 saatlik oldukça uzun bir aktarma olduğu için, tabii ki tüm bu vakti havaalanında geçirmeyerek, Almaty’yi biraz gezmek istedim.
Daha Almaty’e varmadan Couchsurfing’in Almaty sayfasında tanıştığım bir kız, bana Kazak’ların ne kadar misafirperver olduğunu gösterircesine, beni havalanından almaya geldi. Arabasıyla falan da değil, bildiğin otobüsle havalanına kadar geldi. Elinde bir hediyelik eşya ile beni karşılayan Gohanur ile, Almaty’de geçirdiğim 12 saatin büyük kısmını geçirdim. İlk başta bir kahve içmek için bir kafeye oturduktan sonra, Almaty’nin diyagonal, temiz ve düz sokaklarında yürümeye başladık. Almaty ilk bakışta yeşil, modern ve dümdüz, diyagonal sokaklarıyla gayet güzel gözüküyordu. Ama şehrin içindeyken, biraz uzağa baktığınızda şehri saran dağların güzelliği, bir başkaydı. Bu seyahatte bu güzel dağlara gitme fırsatım olmadı maalesef. O yüzden Kazakistan’a mutlaka bir ziyaretim daha olacak.
Gohanur ile Almaty’nin merkezinde güzelce yürüdük. Bir kaç parkta oturduk, şehrin merkezindeki bir kaç etkinlik alanında gezdik. Akşama doğru da, 5 sene önce İstanbul’da tanıştığım Botika ve Karina ile akşam yemeği için buluştuk. Nazat isimli, oldukça otantik bir restoranda hayatımda daha önce görmediğim, hatta adını duymadığım yemekler yedik. Sadece 12 saatim olsa bile, şehrin yerlileriyle vakit geçirdiğim için, bu kısa vakti bile dolu dolu geçirmiştim.
Şanslıydım ki, Orta Asya turumun son 3 gününü Almaty’de geçirecektim. Fakat seyahatimin son haftasında hastalanınca, bu son 3 günüm daha çok dinlenerek geçti.
Seyahatlerde hastalanmak bir gezginin (özellikle bir gezginin) hayatını oldukça zorlaştıran bir unsur. Evinizdeyken iyileşmek kolay; ilaç alıyorsunuz, dinleniyorsunuz, ıhlamurunuzu içiyorsunuz. Ama seyahatteyken her gün başka bir yatakta yatabiliyorsunuz, 20-30 kişilik otobüslerde saatlerce yolculuk yapabiliyorsunuz ve evde olduğunuz gibi kendinize dikkat edemeyebiliyorsunuz. Böyle olunca da 1-2 gün içerisinde iyileşebileceğiniz bir hastalıkta bile uzun bir süre ‘’sürünebiliyorsunuz’’.
Benim de seyahatimin son haftasına böyle oldu. Ta Dushanbe’den başlayan ve hafifçe beni saran hastalık, Kırgızistan’a geçince ishal ve mide bulantısıyla ‘’evrim’’leşti. Bishkek’teki karaoke gecemizden sonra sesimi de kaybedince midesi bulanan, sesi olmayan ve halsiz bir halde Bishkek’ten Almaty’e 4 saatlik bir yolculuğa çıktım. Özellikle sınırdan geçiş benim için zor oldu. Normal şartlarda beklemesek de, o halde 15-20 dakika bile beklemek bir işkenceydi. Bu beklemenin tek pozitif kısmı, bir tuvalet arası verebilmem olmuştu. Kusmamla sonuçlanan bu aradan sonra bomboş bir mideyle, genelde yolculuğun geri kalanında uyumaya çalışarak Almaty’e bitmiş bir halde vardım.
Bu durumda olduğum için bir hostelde kalmak yerine, fiyatlar da uygun olduğu için bir airbnb evinde kaldım 3 günüm boyunca. Dediğim gibi, Almaty’deki (ve bu seyahatimdeki) son 3 günüm çok beklediğim gibi geçmedi. Ben Almaty’nin dışındaki göllere ve dağlara gitmeyi planlarken, 3 günümün çoğunu evde dinlenerek geçirmek zorunda kaldım. Sadece ikinci günün akşamı, ilk geldiğimde buluştuğum Gohanur’la bir akşam yemeği ve son akşamımda Botika ve ailesiyle bir akşam yemeği yedim. Son günümde de Botaki sağ olsun, beni teleferikle Almaty’nin tepelerinden birine götürdü.
Kazakistan tecrübem sadece Almaty ile sınırlı kalsa da ve tam olarak beklediğim gibi geçmese de, tanıdığım ve tanıştığım insanlarla keyifli oldu. Bu seyahatte gezdiğim 4 ülke (Özbekistan, Tajikistan, Kırgızistan ve Kazakistan) arasında, özellikle Almaty aralarında en moderni ve Avrupai olanıydı. Bir gezgin olarak, bir şehrin ‘’Avrupai’’ olması benim çok ilgimi çeken bir unsur değil tabii, şahsen daha otantik ve kültürünü korumuş yerleri tercih ediyorum. Ama Almaty oldukça rahat (hem gezmesi hem yaşaması), gelişmiş ve modern bir yerdi.
Ama mutlaka ve mutlaka tekrar Almaty’e (ve Kazakistan’ın başka şehirlerine) gelip, daha sağlıklı bir zamanımda, bu güzel ülkenin tadını daha çıkarta çıkarta gezeceğim.
Almaty’e de sözüm olmuş olsun:)
Yorum yok

YORUM BIRAKIN