Dünyanın Yerlisi
 

Amerikan Vizemi Nasıl Aldım? Şubat 2018 Başvuru

Bu sabah yaptığım başvurumda Amerikan vizemin kabul edildiğini öğrenmiş bulunmaktayım. ‘Your Visa Is Approved’ (Vizeniz Onaylandı) bilgisinden sonra vücudumun salgıladığı dopaminler durulunca kendi sürecimle ilgili ufak bir yazı yazmak ve halihazırda Türk vatandaşları için Amerikan vizesi süreci ile ilgili yazılan değerli yazıların da yanında ufak bir katkıda bulunmak istedim.

Öncelikle https://tr.usembassy.gov/visas/nonimmigrant-visas/ sitesine girip gerekli bilgileri alıyor ve randevunuzu ayarlıyorsunuz. Bu site hem İngilizce hem Türkçe olduğu için dil konusunda bir sıkıntı yaşamayacaksınızdır.

Ben de doğal olarak buradan randevumu aldım. Ön randevu olduktan sonra Akbank’a gidip 160 dolarımı bir güzel yatırdım. Parayı yatırdıktan bir gün sonra ön randevu talebimin onaylandığı ve görüşme için tarih ve saat seçebileceğim ile ilgili bir e-mail aldım. İlk başta Şubatın başına aldığım randevuyu iki kere değiştirmek zorunda kaldım (seyahatlerimden dolayı). 3. Ve son olarak 6 Mart sabah 11:00’i  seçtim (5 kere randevu değiştirme hakkınız bulunmakta).

Ben de bir çoğumuz gibi Amerikan vizesinde dikkat edilecekler ve getirilecek belgelerle ilgili ufak bir araştırma yaptım. Yaptığım araştırmaların çoğu pasaport, randevu ve bilgilendirme kağıtlar, 5X5 vesikalık fotoğraf dışında başka bir şeyin gerekmediğini söylüyordu. Buna açıkçası şaşırmıştım, çünkü tüm Schengen başvurularımda istif istif kağıtlarla gidip, banka hesabımdan tapulara, vergi levhasından ticaret odası kayıtlarına kadar her şeyi götürüyordum.

6 Mart’taki görüşmeye gitmeden ne olur ne olmaz diye banka dökümlerimi, vergi levhamı, ticaret odası kaydımı ve eski pasaportlarımı yanıma aldım. Bir de ‘’neden Amerika’ya gideceksiniz?’’ diye sorduklarında ‘’seyahat bloggerıyım, bu sebeple Amerika’yı kıyıdan kıyıya gezeceğim’’ beyanımı inandırıcı kıldırmak adına yanıma kendi yazığım seyahat kitabım olan ‘’Dünyanın Yerlisi’ni aldım.

Evim Esenler’de olduğu için metroyla Yenikapı, oradan metroyla ITU Ayazağa durağına gidip oradan da taksiye bindim (zaten Amerikan konsolosluğu dediğinizde hepsi bilecektir). 10 dakika ve 15 TL tutan taksi yolculuğumdan sonra dışarıda güvenlik sırasında bekleyenlerin arasında katıldım. Güvenlik görevlisi (sadece 10:30 randevusu olanlar gelsin) dese de, randevu saatine bakmadıklarını görünce randevu saatim 11:00 olmasına rağmen sıraya girdim. Metal detektörüyle ufak bir tarama yapıp geçirdikleri sırada 10 kişi vardı ve 2-3 dakika sonrasıra bana geldi (çocuklu aileleri doğal olarak öne alıyorlar). Üzerimde telefon olup olmadığını sorduktan sonra geçmeme izin verdiler.

Not: Yanıma sadece cüzdanımı, dökümanlarımı ve sırada beklerken okumak için bir kitap alıp, geri kalanları ITU Ayazağa metro istasyonunda tanıdığım bir ofise çantamın içinde bıraktım. Çünkü öbür türlü Konsolosluğun karşısındaki emanetçilerden birine bırakmak durumunda kalacaktım.

İlk güvenlik aramasından geçtikten sonra hemen 5 metre ilerideki, binaya girmek için bir sıraya girdim. Bu sırada da fotoğraflarınız 5X5 ölçülerinde mi, son 6 ayda mı çekilmiş diye ve pasaportunuza bakıyorlar. Kibar bir çocuk sıradakilere tek tek bunları sorduktan sonra sıra kendisine gelen kişi elinde ipad olan bir görevliye pasaportunu veriyor, görevli de kişinin randevusunu teyit ediyor. Sıra bana geldiğinde görevli ‘’sizin randevunuz 11:00’de, karşıdaki kafelerde biraz bekleyin lütfen’’ derken cümlesi bitmeden güvenlikten ‘’11:00 randevulular gelsin’’ diye bir anons geldi. Bunu duyan görevli ‘’o zaman sıranın arkasına tekrar geçin beyefendi, sıra size geldiğinde bu sefer girersiniz’’ diye rica etti.

Tıpış tıpış sıranın arkasına geçip aynı prosedürden geçtikten sonra 3. Prosedür olan detaylı güvenlik taramasına geçtik. Üçer üçer aldıkları grupları havaalanı titizliğinde aramaktalar. Araba anahtarı dahil, elektronik olabilecek şeyleri karşılığında bir kart verip kendi küçük kutularına koyuyorlar. Bu titiz ama hızlı son kontrolden sonra 4. Kısıma, yani vize mülakat yerine geldik.

Tıpkı bir banka şubesini andıran yere asansörle çıkıp, pasaportlarımızı bir kez daha ibraz edip birer numara aldık. Numaram ile ilk olarak pasaporta barkod koydukları bir vezneye, sonrasında da parmak izlerimin alındığı bir vezneye geçtim.

Buradaki görevliler Amerikalı olmasına rağmen gayet iyi Türkçe konuşuyorlar. Gittiğinizde onlarla dilerseniz Türkçe, dilerseniz İngilizce konuşuyorlar. Vezneye geçince görevliyle İngilizce konuşmaya başladığım için sadece bir kez ‘’İngilizce konuşmamız uygun mu?’’ diye sorduktan sonra konuşmaya İngilizce devam ettiler. Parmak izlerimi verdikten sonra 3. Ve son kısım olan mülakat kısmına geldik. 4 ayrı veznede bankadaki gibi tek tek rakamlar yanıyor. 2-3 dakika geçmeden sıra bana geldi ve çok sevimli bir kadının olduğu bir veznenin önüne geçtim (bu arada çalışanların hepsi çok nazik ve saygılı).

Pasaportumu verdikten sonra aramızda geçen konuşma şu kadar kısa sürdü.

(İngilizce)

Görevli: Merhaba hoşgeldiniz. Pasaportunuz lütfen

Ben: Merhaba (pasaportu veriyorum).

Görevli: (Bilgisayarda hızlı hızlı bir şeyler yazıyor) Amerika’da nereye gideceksiniz?

Ben: Planım bir kıyıdan diğer kıyıya geçmek. Yani muhtemelen New York’tan başlayıp Los Angeles’ta bitireceğim.

Görevli: Mesleğiniz nedir?

Ben: Kendi işimi yapıyorum (İngilizce’de bunu self employed olarak söyledim). Bir eğitim firmam ve bir de hostelim var. Ayrıca İngilizce öğretiyorum.

Görevli: (Bir süre yazmaya devam ettikten sonra) Vizeniz onaylanmıştır. Pasaportunuzu 3 iş günü içerisinde belirttiğiniz PTT Şubenizden alabilirsiniz. (Elime ‘vizeniz onaylanmıştır’ başlıklı bir bilgilendirme kağıdı verdi).

Bu kadar hızlı bitmesine şaşırmanın yanında son olarak PTT’ye geldiğinde bir mesaj gelip gelmediğini sordum. Onayı alınca teşekkür edip vezneden ayrıldım.

Akabinde asansöre binip asansörde vizeyi aldığı için mutluluk çığlıkları atan bir çiftle birlikte aşağıya indim. Açıkçası benim de içim kıpır kıpırdı. Vücudumdaki mutluluk hormonlarının deli gibi salıverildiğini hissedebiliyordum.

Sonrasında konsolosluktan ayrılırken, yanından geçtiğim herkese ‘’kolay gelsin’’ dileyip ilk bulduğum taksiyle Maslak’a geri döndüm.

Dönerken hayatımda yaşadığım en rahat ve kolay vize sürecinin ve elbette uzun süredir almayı planladığım Amerikan vizesini almanın mutluluğunu yaşıyordum.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN