Dünyanın Yerlisi
 

Antigua, Guatemala – Hayatımda Gördüğüm En Güzel McDonalds

Sadece bir gün geçirdiğim Antigua’da, 1 güne ne kadar çok şey sığdırılabileceğini tekrar deneyimlememe rağmen, bu 1 günümün en unutulmaz noktası, bu şehirdeki inanılmaz güzellikteki McDonalds’tı.

Quetzaltenango’dan 2,5 saatte geldiğim Antigua’ya gitmek için, önce San Lucas isimli bir şehirde otobüsten inip, sonrasında başka bir otobüse binmiştim. Buradaki Chicken Bus’lar oldukça ‘’pratik’’ oldukları için, ikinci otobüse yaklaşırken otobüs ilerlemeye başlamıştı ve otobüsün muavini bana doğru koşup, çantalarımdan birini alıp otobüsün arkadasına atarken, ben de koşarak, gitgide hızlanan otobüsün kapısına zıplayıp otobüse binmiştim. Bu ufak Hollywood sahnesinden sonra, Antigua’ya varmıştım. Antigua merkezden 10 dakika uzakta, San Felipe isimli çok güzel bir kasabadan yaşayan, Brol isimli bir hostumda kalacaktım. Brol evine, San Felipe meydandaki kiliseden nasıl yürüyebileceğimiz fotoğraflarla, bir fotoroman misali anlatmıştı. Eve gitmeden güzel, lokal bir restoranda, bir tıp öğrencisiyle aynı masayı paylaşarak, İspanyolca keyifli bir sohbet eşliğinde güzel bir yemek tedim. Sonrasında fotoğrafları takip ederek bulduğum evde, Brol’un Amerika’lı ev arkadaşı Mike tarafından karşılandım. Evde biraz dinlendikten ve Brol’un yaramaz köpeğini sevdikten sonra, Antigua şehir merkezine gidip, bu eski ve tarihi şehirde yürüdüm. Birçok kalıntının olduğu, nispeten el değmemiş, bu güzel şehrin tek dezavantajı, birçok güzel şehir gibi, aşırı turistik olmasıydı. Yürüdüğüm sokaklarda ya turistlere, ya da turistlere bir şeyler satmaya çalışan satıcılara denk geliyordum. Ama şehrin güzelliği görülmeye değerdi. Ben de her şehirde yaptığım gibi, bu güzek sokaklarda amaçsızca yürüdüm, hoşuma giden binaların önünde durdum, içine girebildiklerime girdim, güzel bir kafede güzel bir kahve içtim ve bir sokak satıcısında  güzel bir yemek yedim.

Sonrasında tekrar San Felipe’ye döndüğümde, Brol evdeydi. Hayatını mantar yetiştirerek idame ettiren Brol, çok güzel, ferah bir evde kızarkadaşı (ve Mike) ile yaşıyordu. Brol ile biraz sohbet ettikten (ve tekrar köpeği ile oynadıktan) sonra, odalarımıza çekildik.

Bir sonraki gün, Sabah Brol’un evinde derslerimi verdikten sonra Brol ile vedalaşıp şehir merkezine gittim. Burada, bir sonraki şehrim olan Guatemala City’de kalacağım hostum, bir önceki misafiri olan Sofia’nın da Antigua’da olduğunu söyledi ve tanışmamızı önerdi. Biz de öyle yaptık.

Şehir merkezindeki McDonalds’da buluştuk Sofia ile. McDonalds’da buluştuk çünkü bir gün önce eskaza girdiğim McDonalds’ın hayatımda gördüğüm en güzel McDonalds’lardan biri olduğunu fark etmiştim. Eski bir hanın içine kurdukları McDonalds’ın kocaman bahçesi, bahçenin ortasında da güzel bir fıskiyesi vardı. Tabiri caizze ufak bir Saray gibiydi. İlk başta McDonalds’da buluşmayı önermeme şaşıran Sofia, geldiğinde bu ısrarımı anlamıştı. Etrafa şaşkın gözlerle bakan Sofia, bu McDonalds’a benim de olduğum gibi hayran olmaktan kendini alamıyordu. İkimizin de hayran olması bittikten sonra, sohbet etmeye başladık.

Uruguay’lı olan Sofia, film yapımcılığı yapmaktaydı. Hayatının önemli bir bölümünü gezen Sofia çok etkileyici, ilham veren ve özgür bir kadındı. Sadece 2-3 saat geçirmeme rağmen, geçirdiğim vakitten çok keyif aldığım ve çok etkilendiğim biri olmuştu. Özgür, kendine güvenen ve ne istediğini bilen her türlü insana duyduğum hayranlık, bu insanın kadın olmasıyla daha da artmakta. Bunun sebebi de, ataerkil toplumumuzda kadınların bu kadar ‘’özgür’’ olmasının baskılanmasına çok az kadının karşı çıkabilmesiydi. Bu statükoya karşı çıkan kadınlardan biri olan Sofia da, beni kendine hayran bırakmıştı.

Antigua kesinlikle, benim yaptığımın aksine, 1 günden çok daha fazla ayırılması gereken bir şehirdi. Ama gerek kaldığım güzel kasaba, gerek bu şehrin güzel merkezi ve gerek gider ayak tanıştığım Sofia, bu 24 saatten az süreyi çok keyifli ve çok anlamlı bir hale getirmişlerdi.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN