Dünyanın Yerlisi
 

Avusturya – 2008’den 2020’ye

İlk seyahat kitabımdan sonra gezip gördüğüm yerleri şehir şehir yazıyorum. Fakat daha önce gördüğüm yerleri ülke ülke yazıyorum.
Avusturya’da daha önce gidip gördüğüm bir ülke olduğu için, 2020’de tekrar gittiğim bu güzel ülkeyle ilgili genel bir yazı yazacağım.
İsviçre ve Liechtenstein’dan sonra kara sınırıyla girdiğim Avusturya’da ilk durağım Innsbrück’tü. Daha önce Avusturya’ya 5-6 kere gitmiş olsam da, her defasında sadece Viyana’yı görmüştüm. Diğer şehirleri görme şansım olmamıştı.
Bu seyahatimde Innsbruck, Salzburg, Linz ve Graz’ı da görme fırsatım oldu.
Her şehirde birer gece kaldım ve her şehirde Couchsurfing kullandım. Innsbruck’ta Romama, Salzburg’da Nenad, Linz’de Ina misafir etti beni. Graz’da da bir gün geçirip, akşam Maribor’a (Slovenya) geçtim.
Tüm bu şehirlerin tatlı, ufak şehirler olmasının yanısıra, burada evinde kaldığım hostlar da çok keyifli insanlardı.
Romana ile buluştuğumuz ilk dakikadan itibaren enerjimiz tuttu. Avusturya’lı olan Romana kurumsal hayattan bıktığını ve önümüzdeki sene itibariyle 2 sene boyunca dünyayı gezme planı olduğundan bahsetti. Ailesi onun evlenmesini ve çoluk çocuğa karışmasını istese de, o tüm sosyal baskıya karşı kendi istediği hayatı yaşamak istiyordu.
Nenad 44 yaşına kadar Sırbistan’da yaşasa da, tek başına seyahat için geldiği Salzburg’a aşık olup kendini buraya ait hissetmiş. İlk fırsatta bu şehire yerleşmiş, kimseyi tanımadan, hiç bir işi olmadan. Şimdi ise birçok Avusturyalıdan daha Avusturyalı bir hayat yaşıyor Nenad. Ufacık, tek odalı evinde, misafirlerine kendi yatağını verip, kendisi yer yatağında yatıyor.
Linz’de yaşayan Ina bir avukat, ayrıca zengin bir aileden geliyor. Finansal bir sıkıntısı olmamasına rağmen, hayatında anlam bulmak ve kendisine manevi tatmin veren bir şey yapmak amacında. Hava yağmurlu olduğu için beni tren istasyonuna kadar arabasıyla bırakacak kadar misafirperver.
Avusturya’da uzun bir aradan sonra (en son 2016’da gelmiştim) bulunmanın benim için ayrı da bir anlamı var.
İlk defa 2008’de bir gençlik projesi için geldiğim (o zaman daha yeni üniversiteden sonra Belçika’ya taşınmıştım) Avusturya’ya hayatımın çok farklı evrelerinde gelmiştim.
2008’deki projeden sonra, 2009’da o zamanki Slovakyalı kız arkadaşımla ayrılma sürecinde son bir deneme amaçlı orada buluşmuştuk (ve başarısız olmuştuk). Sonra 2015’de ve 2016’da, profesyonel eğitmenlik için eğitim almak amaçlı gelmiştim Viyana’ya.
Viyana’ya en son geldiğimde annemin kanser olduğunu öğrenmiştim. Döndüğümden kısa bir süre sonra da annemi kaybetmiştim.
O yüzden Avusturya’nın yeri ayrı bende. Birçok mutluluğu, acıyı, hüzünü, tecrübeyi bir arada barındırıyor benim için. Tüm bu yaşadıklarım ülkenin kendisinden bağımsızdı tabii. Bu güzel ülke sadece bu yaşadıklarıma tanıklık ve yoldaşlık etmiştim.
Şimdi ise, 2020’de, profesyonel bir eğitmen olarak geri dönmüştüm Avusturya’ya.
Ve seyahatlerimde genelde yaptığım gibi, geriye dönüp baktım.
2008’deki Perçin’e.
2009’daki Perçin’e.
2015 ve 2016’daki Perçin’e.
Ve o zamandan bu zamana neler değiştiğine. İyisiyle kötüsüyle.
En önemlisi, Perçin’in ne kadar değiştiğine, geliştiğine, evrildiğine.
Umdum ki, her gün kendinin daha iyi bir versiyonunu yaratmaya çalışan ve kendisini daha iyi tanıyan bir Perçin var bugün.
Ve umuyorum ki, bir gün yine Avusturya’ya gelip, geçmişe dönüp baktığımda, o zamanki Perçin, şu anki Perçin’den çok daha iyisini yapıyor olacak.
Bu harika ülkede 5 güzel gün geçirdikten ve kendi içimde güzel bir yolculuğa çıktıktan sonra, yoluma devam ettim.
Bir sonraki durağım Slovenya olmak üzere.
Yorum yok

YORUM BIRAKIN