Dünyanın Yerlisi
 

Bishkek, Kırgızistan – Sessiz Perçin

Osh’tan Bishkek’e gitmek için iki yolum vardı. Birincisi paylaşımlı taksiyle, yaklaşık 15 dolar vererek 10 saatlik bir yolculukla gitmek. Bu opsiyonun en ilgi çekici kısmı harika manzarayı seyrederek yolu tepmek olacaktı. İkinci yol da tahmin edeceğiniz gibi, uçak yolculuğuydu. 50 dakikalık bir yolculukla Bishkek’e varabilecektim, yaklaşık 50 USD’ye. Sağlığım yerinde olsaydı muhtemelen ilk yolu seçecektim. Hatta iki şehrin arasında ufak bir şehirde bir akşam geçirerek. Fakat hastalığım devam ediyordu, Batken’den Osh’a 4 saatlik yolculuk bile çok zor geçmişti. Şansımı zorlamak istemedim ve uçağa bindim.
Uçaktan inip o bölgenin ‘’Uber’’i olan ‘’Yandex Taxi’’ ile bir taksi tutarak, 30 dakikalık yolu 7-8 dolar gibi uygun bir fiyata gittim (bu bölgede taksi fiyatları genel olarak çok uygun). Taksi kalacağım hostelin kapısına kadar bıraktı ve hostelin sahibi beni aldı. Ranzalı bir odada yatağıma geçtim. Gece geç geldiğim için ve hasta olduğum için hemen yattım. Bishkek’te 3 gece kalacaktım, ama 2 gün geçirecektim. Bir gün sonra kalktıktan sonra biraz şehirde yürüdüm. Bishkek ile ilgili ilk fark ettiğim şey ne kadar yeşil olduğuydu. Avrupa’da göreceğinizden güzel, düzenli ve temiz parkları şehrin dört bir yanındaydı. Sadece bu parkların içinden yürümek bile yeterince keyifliydi.
Seyahatlerimde sık sık bahsettiğim Couchsurfing uygulamasını biliyorsunuz. Couchsurfing sadece birinin evinde konaklamak için değil, ‘’hangout’’ özelliğiyle de şehirdeki lokallerle (ya da gezginlerle) tanışmak için de bir fırsat sunuyor. Hangout’umu açtıktan sonra Kıymat isimli bir kız bana yazdı. Bir kaç saat içinde onunla buluştuk. Kıymat Bishkek’te doğmuş büyümüş, 20 yaşlarında genç bir kızdı. Bishkek’li olduğu için şehri gayet iyi biliyordu, ve tabii onunla birlikte şehirde yürümek daha keyifliydi. Hem neyin ne olduğunu söylüyor, hem de görülecek güzel yerlere götürüyordu beni. Şu an Viyana’da yaşayan ve tatil için Bishkek’te olan Kıymat, Türkçe’yi oldukça akıcı bir şekilde konuşuyordu. Bir süre Türkiye’de okumuş olan Kıymat’la tüm vaktimizi Türkçe konuşarak geçirdik. Bunun dışında ana dili Kırgızca, Rusça, Ingilizce ve Almanca’da bilen Kıymat genç yaşına rağmen bu kadar dünya vatandaşı bir insan olmasıyla beni çok etkilemişti. Bunun dışında da sağ olsun, bana her konuda yardımcı olmaya çalışıyor ve şehri olabildiğince göstermeye çalışıyordu. Kıymat’tan sonra Umut diye bir arkadaşla buluşup, şehrin geri kalanını da onunla gezdik. Onunla da Couchsurfing üzerinden tanışmıştık. Bishkek’teki 5 yıldızlı otellerden birinde çalışan Umut, İngilizce ve Almanca öğrendiği için Bishkek’e gelen yabancılarla iletişim kurabilmek adına Couchsurfing kullandığını ve fırsatı oldukça gelenlerle vakit geçirdiğini söyledi. Hem şehrin yerelleriyle gezmenin güvenini ve keyfini yaşıyordum hem de bu kızların beynelmilelleşme çabalarına katkıda bulunduğum için mutlu oluyordum.
Gün içinde yoğun bir şekilde yürüdüğüm için, ve hala nispeten hasta olduğum için, akşam saatlerinde bir şey yapmadım ve hostelime geçip, ağırdan aldım. Erken yattıktan sonra erken kalkıp, sabah kendi işimi bilgisayarımdan hallettim. Sonrasında spesifik bir planım yoktu, sadece Osh Bazaar isimli büyük pazarı görmek istiyordum. Couchsurfing ‘’hangout’’ uygulamasından bu sefer Diana isimli bir kız denk geldi karşıma. Diana bir yerel değildi, A.B.D vatandaşı olan, Vietnam kökenli bir kızdı.
Bu yazıda da söylediğim gibi, yerellerle gezmek oldukça avantajlı ve keyifli. Şehri biliyorlar, size güzel noktaları söylüyorlar, kendinizi güvende hissediyorsunuz, işinizi çok kolaylaştırıyorlar. Fakat bazen başka bir gezginle buluşup vakit geçirmenin de yeri ayrı oluyor. Çünkü yereller, her ne kadar açık görüşlü olsalar da, nadiren çok gezmiş kişiler oluyorlar. Bu sebeple bir gezginin mantalitesini anlamaları zor olabiliyor. Tabii ki onlardan beni anlamalarını beklemiyorum. Bu sebeple başka bir gezginle oturup konuşmak, gezmek, iyi geliyor. Çünkü o gezgin de senin yaşadığın zorlukları yaşıyor, benzer tecrübeler ediniyor ve birbirinizi daha iyi anlıyorsunuz.
Diana ile de bunu hissettim. Hem A.B.D li olduğu için rahat bir şekilde sohbet edebildik (seyahatte dil bariyeri sizi çok zorlayabiliyor), hem de bir gezgin olduğu için yaşadığımız zorlukları paylaştık ve bunlara birlikte gördük. Bunun dışında da hayat ile ilgili görüşlerimiz çok uyduğu için, sohbet etmek çok keyifliydi. Ve Osh Bazaar’a da birlikte gidip, hırdavattan sebze-meyve’ye, hediyelik eşyadan nevresime kadar ne satılıyorsa sunulan kocaman pazarı dolaştık. Bishkek’te en keyif aldığım yer de burası oldu açıkçası. Çünkü en Bishkek’e has, ruhu olan yer burasıydı.
Osh Bazaar’dan sonra bir kafede kahve içip, hostellerimize döndük. Akşam Diana’nın da tanıdığı başka Couchsurfer’larla ve bir gün önce tanıştığım Kıymat ve Nergiz ile hep birlikte akşam yemeği yedik. Masada toplamda 7 kişiydik ve ben bu kişilerle ya şimdi tanışmıştım ya da 24 saatten az bir süre içinde tanıyordum. Fakat masada geçirdiğimiz takribi 2 saat içerisinde güldüğüm kadar en son ne zaman gülmüştüm, hatırlamıyorum. Gözlerimden yaşlara gele gele güldüğüm bu yemekte, tekrar hatırladım ki, insanlarla geçirdiğin vaktin ne kadar olduğundan çok, ne kadar kaliteli vakit geçirdiğin (ve tabii ki kiminle vakit geçirdiğin) önemli. Masada bir Rus, bir Malezyalı, üç Kırgız, bir Amerikalı ve bir Türk olarak muhtemelen Bishkek’in en uluslararası topluluğu biz olmuştuk. Akşamımız bu restoranda bitmemiş, sonrasında hep birlikte bir karaoke barına gidip, kendimize özel tuttuğumuz bir odada avazımız çıkana kadar şarkı söyledik.
Fakat bu keyifli akşamın bir bedeli oldu. Tüm akşam kahkaha atmanın ve sonra da şarkı söylemenin sonucu, iyileşmekte olan hastalığımın üstüne binince, bir sonraki sabah hastalığım çok daha kötüleşmiş halde uyandım. Ve daha önce hiç deneyimlemediğim bir şey yaşadım. Sesim gitmişti.
Ses tellerin tahriş olmuştu ve konuşamıyordum. O gün Almaty’e otobüsle gideceğim için bu durum beni oldukça zorlayacaktı. Fakat yapacak bir şey yoktu. Sesimi zorlamadan, sıcak bir duş alıp, biraz dinlendikten sonra mutfağa gidip kahvaltı yaptım. Mutfaktaki bir çocuk bana ‘’bir soru sorabilir miyim’’ dediğimde vücut dilimle ‘’soramazsın’’ yapıp boğazımı gösterdim. Neyse ki çocuk problemimi anladı, o yüzden çok kızmadı.
Güzel insanlarla tanıştığım, hasta olmaya devam ettiğim, sesimi kaybettiğim, gülmekten gözlerimin yaşardığı ve yemyeşil parklarında bol bol yürüdüğüm güzel Bishkek’te 2,5 güzel gün geçirdim. Bir sonraki durağım, son durağım olan Almaty olacaktı.
3 gün Almaty’de geçirdikten sonra eve dönecektim. Ama şimdi bunu düşünmenin sırası değildi. İlk sesimi geri kazanmalıydım.
Yorum yok

YORUM BIRAKIN