Dünyanın Yerlisi
 

Buenos Aires – Bir Şehir İçinde Birçok Şehir

20 saatlik yolculuğumdan sonra, Buenos Aires otogarına geldik.

Bu sefer evinde kalacağım Couchsurfing hostum Fernando şehrin biraz dışında, 1 saat uzaklıktaki Lomas de Zamora’da kalıyordu. O yüzden Buenos Aires’e geldikten sonra toplu taşımayla onun evine gidecektim.

Önce metro, sonra tren sonra da otobüs yapacağım bu yolculuk tahmin ettiğimden daha kolay geçti. Çünkü Buenos Aires toplu taşıma konusunda çok kolay (tek kart), çok ucuz ve çok planlıydı.

Fernando’nun evine geldikten sonra biraz sohbet ettik. Pişirdiği eti ve makarnayı benle paylaşan Fernando İngilizce konuşmuyordu. O yüzden burada geçirdiğim 4 gün İspanyolcam için iyi bir pratik olacaktı. Oldukça güzel bir evde ve bölgede oturan Fernando’yla yemeği yedikten sonra ilk akşamımı Lomas’ta geçirip, yerel bir restoranda çok lezzetli bir tavuk yedim. Çok geç olmadan yattıktan sonra önümdeki Buenos Aires’i arşınlayacağım 3 günün ilk günü için kalktım.

Büyük şehirlerin çoğunda, sizi şehri (ya da şehrin belli bölgelerini) gezdirdikleri ‘’Free Walking Tour’’lar vardır. Bu turlara sabit bir ücret ödemeniz gerekmez, ne kadar uygun görürseniz onu verirsiniz. Buenos Aires’te 3 tane yürüyüş turuna katıldım (ikisi ücretliydi)

İlk tur şehir merkezini gezdiren ‘center’ turuydu. Bu turda Buenos Aires’in mimarisinden, tarihine, ünlü figürü Evita’sından, politik sorunlarına kadar bir çok konudan bahsedildiği ve Dante için inşaa edilen binadan Buenos Aires’in ilk tango okuluna, duvarında Evita’nın çizimi olan bir binada, ünlü obelisk’e kadar bir çok yere gittik. Yaklaşık 2,5 saat süren ( ve kilometrelerce yürüdüğümüz) bu turdan sonra bir kafede biraz dinlenip eve döndüm.

Bir sonraki gün Buenos Aires’in zengin bölgesi ‘’Racelota’’yı gezdik. Bir çok sarayı (bir çok yıkılandan kalan sarayları daha doğrusu), yeşil bölgeleri ve harika mahallelerin arasından geçerken, bu bölgenin zengin oluş hikayesini anlattı biraz Monique. Turun sonunda 300 yıllık bir ağacı ve kök salmış dallarını gördükten sonra turu ünlü Racoleta mezarlığında bitirdik. Bir mezarlıktan çok bir açık hava müzesini andıran bu mezarlıkta Evita Peron dahil bir çok ünlü figür yatmakta. Kocaman bir alana yayılmış mezarın detaylı bir şekilde 4-5 saatte ancak biteceği söyleniyor. Yaklaşık 30 dakika dolanıp Evita’nın mezarına gittikten sonra oradan ayrıldım ve Lomas bölgesine döndüm. Yine Fernando’yla elimden geldiğinde İspanyolca gerçekleştirdiğimiz sohbetten sonra online İngilizce derslerimi gerçekleştirdim.

Son gün ise Arjantin’in ünlü ve renkli Boca bölgesinde bir tura katıldım. Yine benzer konseptte olan bu turda bize şu an oldukça turistik olan Boca (futbolu takip edenler bu bölgeyi Boca Juniors futbol takımından biliyordur)’da 1,5 saat yürüyüp rengarenk boyanmış binaların arasından geçip, turistlerin resim çektirebileceği tango ‘’dansçı’’larını gördük. Futbol takımının renkleri olan sarı-laciverte bürümüş bu bölgede en çok dikkat çekici unsurlardan biri da duvar boyalarıydı.

Özellikle bir tanesi beni çok etkiledi.

‘’Arjantin’in geçirdiği diktatörlük döneminde rejim karşıtı gençlerin kaçırılıp “kaybolması” sonucu, bu gençlerin annelerinin başlattığı protestonun sembolünü resmeden, bir büyük annenin kendini ve sevdiklerini savunduğu anı tabir eden bu duvarı görünce tüylerim diken diken oldu.

O dönem hamile olan genç kadınların doğurmalarından sonra öldürüldüp çocuklarının rejim yanlısı ailelere verilmesi sonucu Arjantin’de ücretsiz DNA testi kampanyası başlatılmış.

Ve kaybolan çocuklarının ilk bebek bezlerini kafalarına geçirip protesto eden bu büyük annelerin yaklaşık 150 tanesi torunlarına kavuşmuştur.’’

Bu güzel ve duygusal turu bitirdikten sonra kendimi şımartıp Boca Juniors stadyumundaki tura katılıp güzel stadyumun içine girdim. İngilizce aldığım turda yanlışlıkla İspanyol grubun peşine takılınca turu İspanyolca almış oldum. En azından orijinal dilinde dinledim diye kendimi avuttuğum turdan sonra, tekrar kaldığım yer olan Lomas’a döndüm.

Fransız bir misafirin de geldiği bu günün akşamı Fernando, fransız misafir Noe, ben ve Fernandonun iki arkadaşı hep birlikte yakınlarda bir yerde bir şeyler içip, İngilizce, İspayolca ve Fransız dilleri arasında gidip gelerek güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

Bu kocaman şehirde dolu dolu 4 gün geçirsem de, çok daha fazlasını geçirebileceğimi anlayarak, bir gün sonra feribot ile başka bir ülkeye, Uruguay’ın Colonia şehrine doğru yola çıkmaya hazırlanıyordum.

Öğlen feribota bineceğim bu günün sabahında biraz dinlenip, güzel bir kahvaltı yapıp, Fernando ve Noe ile vedalaşarak bir sonraki durağıma doğru yola çıktım.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN