Dünyanın Yerlisi
 

Cardiff, Galler – Hem Şehir Hem Kasaba

Oxford’dan Cardiff’e giden otobüsüm Cardiff’in merkezine çok yakın ‘Sophia Gardens’ isimli harika bir parkın girişinde bizi bıraktı. Şehir merkezine gitmek için parkın içinden 15 dakikalık harika bir yürüyüşle başladım Cardiff deneyimime.

Cardiff’te de Couchsurfing’den son dakika da bir host bulmuştum. Mısırlı bir kız beni evinde ağırlamayı kabul etmişti. Fakat evine akşam gideceğimden ötürü öğlen vakti kendimi oyalamam gerekecekti. Akşam ‘Girişimcilik Hikayeleri’ seminerini vereceğim ofise gidip, bavulumu orada bırakmayı rica edip şehri biraz gezmeyi planladım ve eğitimi vereceğim yere doğru yürümeye başladım. Yolumda şehir merkezinden geçtiğim için hali hazırda ufak bir şehir turu yapmıştım. Acıktığım için de süpermarketlerin çoğunda yer alan ‘’3 pound kampanyası’’ dahilinde bir sandviç, bir içecek ve bir abur cubur alıp gitmeden mideye indirdim.

Semineri vereceğim ofise gelip, içeridekilerle biraz sohbet edip güzel bir kahve içtikten sonra bavulumu bıraktım ve merkeze geri döndüm. 10 dakikalık yürüyüşten sonra Cardiff sokaklarını gezmeye başladım. Zaten çok küçük olduğu için 1 saatte hemen hemen merkezdeki tüm sokaklarını bitirdim Cardiff’in. O 1 saat içinde de bu kadar kompakt bir yer içinde bu kadar çok şey olması çok dikkatimi çekti. Gerçekten ufacık bir kasabaya güzel bir şehir sığdırmışlardı. Başka dikkatimi çeken bir şey ise fiyatların İngiltere’den (özellikle Londra’dan) çok daha düşün oluşuydu. Güzel bir öğünü rahatlıkla 4-5 pound’a yiyebilirken, bazı yerlerde 50 cl’lik birayı 2 pounda içebiliyordunuz. Cardiff’in güzel sokaklarını gezdikten sonra ofise geri dönüp gelen kişilerle güzel bir seminer gerçekleştirdik.

Akabinde hostumun evine doğru yavaş yavaş ilerlemeye başladık. Evi şehrin diğer ucunda olduğu için 30 dakikalık bir yürüyüş sonunda eve geldim. Hostum daha önce tanışmadığım, couchsurfing’den bulduğum ir kızcağızdı. Buna rağmen benimle uyku tulumunu, akşam yemeğini paylaşıp bana kahvaltı hazırladı. Hayat, siyaset, aşk, arkadaşlık üzerinde güzel sohbetler yaptık ve hatta sinemaya bile gittik. Couchsurfing gibi sitelerde tanımadığım insanlarla kaldığımda ya da onları misafir ettiğim her defasında dünyada ne kadar güzel, iyi ve kaliteli insan olduğunu ve onlarla güzel bir şeyler paylaşmak için bir organik bağının olması gerekmediğini fark ediyorum.

Cardiff’de çok güzel 3 gün geçirdim. Aslında plan bir günümü Galler’in diğer şehri Swansea’ye gitmekti, fakat talihsiz olayların üst üste gelmesiyle bundan vazgeçtim. Öncelikle otostopla gitmek için otobanın başlangıcına 1 saat yürüyüp hiçbir arabanın durmamasıyla başlayan bu seri, akabinde blablacar’dan birini bulup, ona istek yolladıktan sonra red yemem ile ve en sonunda da otobusun 40 dakika sonra kalkacağını görmem ile (durağa 1 saat mesafedeydim) sona erdim. Ben de dedim ki, evren benim Swansea’ye gitmemi istemiyor. Akabinde birkaç Cardiff’linin ‘’çok bir şey kaçırmadın merak etme’’ demesiyle de vicdanımı bir güzel rahatlattım.

İlk iki günde Cardiff’in tüm sokaklarını gezip, güzel barlarda güzel biralar içip, beni misafir eden Dalia ile güzel bir akşam yemeği ve akabinde sinemaya gitmekle geçti.

Bonus olarak da daha öncesinde beni misafir etmeyi planlayan ama annesinin hastalığı sebebiyle yapamayan William bunu telafi etmek için beni tren istasyonundan alıp arabasıyla Cardiff limanına, şehir merkezindeki binalara ve etraftaki görülmeye değer yerlere ufak bir tura çıkartıp evinde misafir etti. 65 yaşındaki William, 55 yaşında homoseksüel olduğunu anlayıp eşinden boşanıp tamamen farklı bir hayata geçişini, işinden ayrılıp kendi sevdiği şeyleri işine dönüştürüşünü anlattı. Bu sohbetteki en büyük edinimim de kendini geliştirmenin, ya da sevdiğin/istediğin şeyi fark etmenin yaşı olmayışıydı. İnsanları ‘’sen çok gençsin’’, ‘’sen çok yaşlısın’’, ‘’sen şöylesin’’ diye kategorize ettiğimiz bu dünyada tüm bu statükolara karşı kendi istediği şeyi yapan insanlar (tabii ki başkalarının özgürlüklerine müdahale etmedikçe) benim için her zaman ilham olmuştur.

Ve tabii ki, Cardiff’de de sokak karaokemi yapıp 1 saat boyunca ‘işlek’ bir sokakta şarkılarımı söyledim. Açıkçası Oxford kadar verimli geçmeyen bu karaokede 20 sent (yaklaşık 1 lira) kazanmayı başardım. Ama en azından hava daha az soğuktu. Sonrasında da hızımı alamayıp akşam The Borough adlı bir barın karaoke akşamında iki şarkımı söyledim.

Fiyatları uygun, küçük ama dolu dolu bu güzel şehir Cardiff’de üç günümü böyle geçirdim. Galler’de tek gördüğüm şehir şimdilik Cardiff olsa da, daha sıcak vakitlerde mutlaka hem Cardiff’i tekrar, hem de diğer şehirlerini ziyaret edeceğim.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN