Dünyanın Yerlisi
 

Cartagena – Bir ‘’Son’’dan Çok Bir Başlangıç

12 saatlik yolculuğun sonunda Cartagena’ya yaklaştığımızda güneş yükselmişti, hava iyice ısınmıştı. Sallantılı yolculuğun sonunda çektiğim yarım uykudan gözlerimi açtığımda bu yolculuğun sonuna geldiğimi acı-tatlı bir şekilde hatırladım.

Tatlıydı çünkü 3 aylık yoldan sonra, eve ve sevdiklerime dönmeyi istiyordum.

Acıydı çünkü bu 3 ay çok güzeldi, ve devam etsin istiyordum.

Yaşadığım dillema devam ederken otobüs terminaline geldik. Bir taksiyle anlaşarak Couchsurfing’den beni misafir edecek ve bu seyahatteki son hostum olacak olan Cielo’nun (ayrıca İspanyolca’da gökyüzü anlamına geliyor) evine doğru yol aldım.

Sabah olmasına rağmen hava çok sıcak ve nemliydi. Cielo kapıyı açtı. Ev ufak ve her tarafında vantilatörlar olan bir yerdi. Pitbull köpekleri ve kedileri, şort ve fanila gezen ev ahalisiyle birlikte kendimi bir an sanki uyuşturucu ticareti temalı bir filmin içindeymişim gibi hissettim. Tabii ki Cielo da, eşi de, evin anneannesi de ve dünya tatlısı çocukları da harika insanlardı. Sadece 3 ay soğuk havada gezdikten sonra, birden bu kadar sıcak havaya entegre olmak kolay olmadı.

Biraz dinlendikten sonra merkeze doğru bir otobüse binmek üzere Cielo’dan (İspanyolca dilinde) birkaç tavsiye aldıktan sonra yola çıktım. 20 dakikalık bir otobüs yolculuğundan sonra merkeze geldim ve en favori aktivitem olan, sokaklarda kaybolmayı yapmaya başladım. Gözüme hoş gelen dükkanlara girip bir şeyler baktım, binaların detaylarına göz gezdirdim ve yolda yürüyen, işine gücüne giden insanları izledim.

Son olarak bir şeyler yedikten sonra Güney Amerika’daki son seminerimi yapacağım yer olan Cartagena’daki ‘’Co-working Cartagena’ya’’ doğru yol aldım. Güney Amerika’daki 5. Seminerim olacak bu etkinlikte yine girişimcilik hikayemi, başarısızlıklarımı ve bu yolda edinimlerimi anlatacaktım. Bir iş hanının en üst katında şirin bir ortak çalışma alanında beni Miguel isimli bir çocuk karşıladı. Yarı İngilizce ve yarı İspanyolca konuşmamızdan sonra seminere kadar burada ‘’takılabileceğimi’’ söyledi. Ben de harika balkonlarına çıkıp Cartagena’nın muhteşem manzarasının tadını çıkarttım. Bu manzaraya karşı laptopumu açıp hem biraz çalıştım, hem de son günümün tadını doyasıya çıkarttım.

Sonrasında ortak çalışma alanının sahibi, Belçika’dan Laura geldi. Bu seyahatte arada Avrupa’dan akranlar görmek her zaman iyi geliyordu. Hem İngilizce seviyesi olarak daha iyi oldukları için, daha iyi sohbet edebiliyordum hem de eve yakın bir yerden birilerini görmek güzel oluyordu. Laura’da erkek arkadaşının işten dolayı buraya taşınmasını fırsat bilip, bu güzel yeri açan, ilham veren genç girişimci bir kadındı.

Seminer her zamanki gibi keyifli ve ilham dolu geçti. Ama bu seferki biraz daha farklıydı sanki. Bana güzel bir ‘’hoşça kal’’ dercesine, etkinlik enerji dolu bir çok insanın katılımıyla, aralarda ve etkinliğin sonunda oturup sohbet etmemizle ve kontaklarımızı değiştirmemizle geçti. Hatta etkinlikte tanıştığım çok tatlı bir kız, bir gün sonra havaalanına gittiğimde gelip beni yolcu etti.

Seminer sonunda, balkona çıkıp harika ışıklara bürünmüş Cartagena’ya bir kez daha baktım. Güney Amerika’ya ne zaman tekrar gelirdim bilmiyorum, ama gelecektim. Laura ve Miguel’e hoşça kal dedikten sonra indim ve sokaklarda son bir kez daha kayboldum. Barlarda içen insanları izledim, sarı ışık vuran güzel binalara baktım, bazen de sadece durup, derin nefes alıp bu güzel yeri son bir kez içime çektim.

Eve gittiğimde saat neredeysen 01:00’di. Cielo (geç geleceğimden haberi vardı) uykulu gözlerle kapıyı açtı, ‘’hoş geldin’’ dedi ve geri yatmaya gitti. Ben de aynı şekilde yatağıma gidip iyi bir uyku çektim.

Sabah kalktığımda bavulumu topladım, Cielo’nun çocuğuyla çizgi film izledim ve aileyle vedalaşıp yola çıktım. Havalaanında da Rose ile sohbet ettikten sonra Miami aktarmalı New York uçuşum için yola çıktım.

Uçağa binmeden Cartagena’nın sıcak havası son bir kez daha suratıma vurdu. Ben de uçağa girmeden son bir kez döndüm, sıcak havayı yüzümde iyice hissetim ve bu güzel kıtaya ‘’gracias’’ (teşekkürler) diye fısıldadım.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN