Dünyanın Yerlisi
 

‘Dünya Vatandaşı’ Olmanın Önemini Hatırlatan Şehir: Kathmandu

5 günlük Anapurna (Poon Hill) tırmanışım (ve bir o kadar zor ve acılı olan inişimden) sonra bir gece daha Pokhara’da kalmıştım.

Pokhara’da berberde traş, kafa masajı ve bir restoranda tek başıma mum ışığında pizza ile kendimi bir güzel şımartmıştım. Ama artık yola devam etme, bir sonraki durağıma gitme vakti idi. Kathmandu’ya.

Ben ve kendim

Sabah erken saatte, 07:00’de kalkan otobüsüm için 5:30 da kalktım. Sağ olsun kaldığım hostel normalde 07:00’de başlattıkları kahvaltıyı benim için 06:00’da hazırladı. Güzel omletimi ve harika kahvemi içtikten sonra taksiye bindim ve ‘turist’ otobüsüme doğru yola çıktım.

Not: ‘Turist’ otobüsü gerçekten bir turist otobüsü bu arada. Hindistan sınırından Pokhara’ya geldiğim, 3 dolar verdiğim halk otobüsününden bozma otobüsün aksine, bu geniş deri koltukları olan, yolculara şişe su verilen, çalışanlarının İngilizce bildiği bir otobüstü. Bana ‘turist’ otobüsünü önerdiklerinde ben de tırmanıştan sonraki bitap halim ile açıkçası buna ‘hayır’ diyemedim.

Turist otobüsünde yanımda Alman, arkamda İspanyol bir çift, önümde Avusturalyalı bir kız muhabbet ede ede gittik. Tabii otobüs her ne kadar kaliteli olsa da Nepal yollarında çok bir şey fark etmiyor. Yolların durumunu ve yoldaki sallantıyı en iyi ifade edebilmek adına aldığım kahveyi otobüste 30 dakika boyunca sallantıdan içemediğimi ve yarısını üzerime döktüğümü söyleyebilirim.

Sonunda Kathmandu’ya vardığımızda durağa gelmeden hostele yakın bir yerde otobüsü durdurup indim. İner inmez Kathmandu’nun Pokhara’nın sakinliğinden uzak olduğunu ve mizaç olarak Hindistan’ın kaotikliğine yakın olduğunu düşündüm (fakat orada geçirdiğim 2 gün boyunca, durumun o kadar da kötü olmadığını gözlemledim).

Kalacağım ‘Hostel Himalaya’ya gittikten sonra, hala tam olarak iyileşmeyen (ve her otobüs yolculuğunda tekrar beni kötüye götüren) fiziksel durumumun elvermeyişi ile (ve üstüne üstlük tırmanıştan dolayı bacaklarımın korkunç ağrımasından dolayı) yakın bir yerde yemek yedikten sonra 2-3 saat yatakta dinlenerek geçirdim. Sonrasında akşam iki tane Skype üzerinden yapacağım İngilizce dersi olduğundan ötürü, yaklaşık 22:00’a kadar hostelde kaldım. Sonrasında da tekrar bacaklarım benim uzun bir gece hayatına izin vermeyeceğinden ötürü, yakın bir marketten bira ve cips aldım ve efkâr ile onları yedim içtim.

Bir sonraki sabah ‘Presidental Business School’ isimli bir okulda bir sunumum vardı. Asıl işim eğitmenlik olduğu için gittiğim bu ülkelerde ‘Girişimcilik’ temalı eğitimler veriyordum. Burada da 50 tane pırıl pırıl gence bu alanda yaptığım 1 saatlik çok keyifli bir konuşma gerçekleştirmiştim. Bu konuşmadan sonra sağ olsunlar bana verdikleri buket çiçek ve güzel bir şal ile onore edip, konuşmayı videoya çekip güzel fotoğraflar çekmişlerdi. Dünyanın farklı ülkelerinde bu tarz çalışmalar yapınca, her defasında ‘Dünya Vatandaşı’ olmanın ne kadar önemli olduğunu fark ediyorum. ‘Dünya Vatandaşı’ olma konusuna çok ayrı bir yazımda daha detaylı değineceğim.

Ve nihayet, bu konuşmadan sonra (öğlen saatleri), gece Tehran’a kalkacak uçağıma kadar Kathmandu’yu gezebilecektim. Dediğim gibi, komşu şehirlerinin dinginliğinden çok Hindistan’ın kaotikliğini andıran Kathmandu’nun Hindistan’dan en büyük farkı kornayı hunharca kullanmamalarıydı. Birkaç sene önce yapılan farkındalık çalışmaları ve cezai sistemler ile, halkın boş yere korna kullanmasını hemen hemen tamamı ile ortadan kaldırmışlar. Bu da insanların (ve ziyaretçilerin) yaşam kalitesinde korkunç derecede bir artış sağlamış.

Kathmandu’daki ünlü ‘Monkey Temple’ gibi merkezden uzak yerlere gidemesemde, merkezde yürüyebileceğim yerleri, ağrıyan bacaklarımla güzel güzel tavaf ettim. Etrafımdaki binaların birbirine geçmişliğine baktım, Hindistan’daki kadar olmasa da tek tük gelip bana bir şeyler satmaya çalışan insanları savdım, sokaklarda yürürken üstümden sarkan renkli dua kağıtlarının güneş ışığı ile birlikte parlayışlarını seyrettim.

Uzun zamandır hayal ettiğim ve sonunda gelebildiğim Nepal’de olmanın keyfini son bir kez çıkarttım. Bir sonraki destinasyonuma gitmenin heyecanı da içimdeydi elbet. Bu güzel şehirden sonra yepyeni başka güzel bir şehre gidecektim.

Tehran’a.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN