Dünyanın Yerlisi
 

‘Dünyanın Yerlisi’ Gezgin Hikayeleri: Gunnar’ın Hikayesi

Gunnar Garfors’un çok önemli bir özelliği var.

Gunnar Dünya’daki her ülkeyi (evet, her ülkeyi) görmüş bir gezgin.

198 ülkenin (bazı ülkeler birbirlerini tanımıyor, o yüzden ortalama rakam 198 olarak kabul edilir) hepsine tek tek giden Gunnar gerçek bir gezgin.

Benim henüz yüz yüze tanışma fırsatım olmadığı Gunnar ile, Londra’da evinde kaldığım Kenneth aracılığı ile tanıştım. Gunnar’ın hayranı olan Kenneth, onunla instagram’dan iletişime geçtikten sonra konuşmaya başlıyorlar ve arkadaş oluyorlar.

Kenneth ile kitap projesini konuşurken Gunnar’dan bahsedip onun da mutlaka bu kitapta olması gerektiğini söyledi. O an skype’tan Gunnar’ı aradı ve Gunnar telefonu açtı. Seve seve bu kitabın bir parçası olmak isteyeceğini söyleyen Gunnar 1 hafta içinde aşağıdaki değerli yazıyı yolladı.

Alanında en tanınan gezginlerden olan Gunnar ile en kısa zamanda tanışıp, bu ilham dolu insan ile tecrübelerimizi paylaşmayı dört gözle bekliyorum.

Gunnar’ın websitesi: http://garfors.com/

İşte Gunnar’ın hikayesi:

Seyahat benim için ne anlama geliyor?

Seyahat etmek kanımda var derler ya, işte o kişilerden biri benim. İlk 4 yaşındayken, babam Pasifik Okyanusun’da giden bir yolcu gemisinde çalışırken dünyayı keşfetmek istemiştim. O yaşta okuma yazma bilmedğim için babam hikayelerini ses kaydı olarak kasete alıp renkli zarflarda bize yollardı. Ağabeyim ve ben her gün bize gelen hikayeler var mı diye posta kutusuna bakmaya giderdik. Ayda yaklaşık iki kere gelen bu kasetler gelir gelmez kaseti alıp, mutfağa geri koşup, kasetçalara koyup ‘oyna’ya basardık. O anlarda çok az çocuğun gözleri bizimkiler gibi parlamıştır. Her seferinde büyük hayranlıkla dinlerdik o kasetleri. O kayıtları dinlerken büyüdüğümde kendime babam gibi seyahat edeceğime söz verdim.

Şimdi, dünyadaki her ülkeyi ziyaret ettikten sonra ne kadar şanslı olduğumu anlıyorum. Bu gezegendeki çoğu insan, uçağa binmeyi bırakın, kendi ülkesini terk edemiyor. Ben de her seyahatimde bu gerçeği aklımda tutmaya çalışıyorum. Seyahat edebilen bizler aslında çok şanslıyız. Yabancı kültürleri keşfedip, farklı kökenlerden insanlarla tanışıp arkadaş olabiliyoruz. Aynı zamanda farklı bölgeleri, ülkeleri ve kıtaları görmek, hissetmek ve kokluyoruz. Bunu bir çok insan çok istediği halde yapamıyor. Ben de bu konuda olabildiğinde mütevazi ve şükreden bir insan olmaya çalışıyorum. Çünkü kibir yerine bu iki duyguyu içselleştirirseniz, o zaman mutlu olabiliyorsunuz.

Sık sık bir seyahat uzmanı olarak adlandırılıyorum. Evet, her ülkeye gittim, fakat seyahat, kişisel bir şey olduğu için yaşanılan o özel tecrübe ile sabittir. Ben dünyayı anlamanıza yardımcı olabilir ve seyahatin neden sihirli bir şey olduğunu söyleyebilirim, fakat nasıl seyahat etmeniz gerektiğini asla öğretemem.

Yeni yerleri keşfetmek, tarifsiz manzaraların çekimlerini yapmak, yerlilerle tanışmak, harika yemekleri tatmak ve ya tadı iğrenç çayları kibarça yudumlamak… Tüm bunlar olmadan gezmenin anlamı ne?

Yolculuğun kendisi sizin kendiniz ile başbaşa kalmanızı sağlar. Bir uçak koltuğunda bile oturmanız, düşüncelerinizin, daha o andan itibaren kafanızda havai fişeklerin patlamasını ve yolculuğun kafanızda canlanmasını sağlar. Yolculuk maceranın katalizörüdür.

Bilmediğim sokaklarda yürümekteye bayılıyorum. Çünkü köşede sizi neyin beklediğini gerçekten bilemezsiniz. Ve bu, yaratıcılığı arttıran şeydir. Bulamadığınız bir adres, kredi kartınızı kabul etmeyen dükkan sahibi, size yer olmadığını söyleyen pansiyon ya da yolun ortasında ani patlak veren bir fırtına gibi. Orası ev gibi rahat değildir, bu yüzden aklın bir çözüm bulmalı.

Size vereceğim tek bir tavsiye var. Gülümseyin. İçten bir gülümseme evrende tüm anahtarlardan daha fazla kapı açacaktır. Mütevazı, açık, bağışlayıcı olun – ve mutlaka – çok bilmişliği evde bırakın. Başka birinin ülkesinde olduğunda onlara saygı gösterin, anlayın ve yargılamayın.

Sadece tadını çıkarın.

 

YORUM BIRAKIN