Dünyanın Yerlisi
 

Glasgow – Dünyanın En Güzel Üniversitesi

2 gün kalıp doya doya gezebildiğim Edinburgh’un aksine, Glasgow’da sadece bir gün kalabilecektim. Sonrasında York’a uzun bir yolculuk yapmadan önce bu şehri de olabildiğince deneyimlemek istiyordum. Glasgow’da yaşayan 21 yaşında bir Fransız çocuk sağ olsun beni misafir etmeyi (couchsurfing’den) kabul etti. Hatta Glasgow’da vereceğim seminere de gelmekten keyif alacağını söyledi.

Edinburgh’dan 1 saatlik bir otobüs yolculuğu ile geldiğim Glasgow’a öğlen 13:00 gibi vardım. Seminerim 16:00’da olacağından dolayı arada çok vakit yoktu. Bavulum sırtımda ve önümde Glasgow sokaklarını biraz yürümeye başladım. Oldukça diyagonal ve kolay bir şehir olan Glasgow’u genel hatlarıyla 1 saat içinde gezdim. Sonra da merkezinde bir kahvecide oturduktan sonra metroya binip konuşmamı yapacağım yere yol aldım.

Ev sahibim Theo söz verdiği gibi konuşmama gelmişti. Konuşmam bittikten sonra birlikte Theo’nun evine geçmek üzere yola çıktık. Metro’da sohbet edip hem birbirimizi daha iyi tanıdık, hem de girişimcilik dahil bir çok ortak alanımızın olduğunu keşfettik. Evi tam merkezde olan Theo’ya bavulları bıraktım. Theo biraz ders çalışacağını, benim de istediğim zaman çıkıp girebileceğimi söyledi. Theo bunları söylerken ben camlarından harika şehir manzarasına tutulmuştu. Theo gülüp ‘’gelen her misafir ilk defasında mutlaka bu manzara karşısında böyle tutuluyor’’ dedi.

Tutulmam geçtikten sonra biraz dolanmak için çıktım. Çıkmadan önce Theo mutlaka üniversiteye gitmemi, mimarisinin harika olduğunu ve hatta Harry Potter’ın okulu olan Hogwarts’ın bu üniversiteden esinlenerek çizildiğini söyledi.

Haritamı sadece 15 dakika uzaktaki üniversiteye ayarlayıp yola çıktım. Glasgow genel olarak çok ‘’etkileyici’’ bir şehir değil. Yani Edinburgh’daki gibi gotik katedraller, köprüler, antik görünümlü binalar vs yok. Fakat üniversiteye geldiğimde Theo’nun abartmadığını görüp bu harika mimarının karşısında ikinci kere tutulup kaldım. Üniversitenin her kısmında kararmış kahverengi duvarların güzelliği, gotik mimarinin etkileyiciliği ve güzel avlularıyla bir üniversiteden çok bir dünya mirasında geziyorum sandım. Üniversitenin etrafında neredeyse 1 saat dolanıp bol bol fotoğraf ve video çektikten sonra, bir daha buraya mutlaka geleceğime söz vererek yoluma devam ettim.

Sonrasında Glasgow’a geldiğimde yaptığım gibi çok da haritaya bakmadan sokaklarda kaybola kaybola yürümeye devam ettim. Hava da nispeten iyi ve yağmursuz olduğundan daha rahattım. Theo arkadaşlarının geleceğini ve akşam yemeği yapacaklarını, bu sebeple 19:00 gibi gelmemi önerdiğini söylemişti. Ben de çok gecikmeden o saatlerde geri geldim. Theo’nun Fransız ev arkadaşı ve Hollanda’lı bir arkadaşı ile hep birlikte yemeğimizi yapıp (fırında patates ve salata) bir güzel yedikten sonra sosyal aktivitemize karar verdik.

Uzun süredir yapmadığım bir şeyi yapmaya gidecektim. Bilardo oynayacaktık. Üniversitenin barına gidip biralarımız eşliğinde bilardomuzu oynadık. Oraya has birkaç birayı denerken nakit paramın kalmadığını fark ettim ve ATM’ye para çekmeye gittim. Parayı çektiğimde elime geçen parayı ilk tanıyamadım, çünkü İskoçya’da da pound kullanılıyordu ama para yabancı geldi. Sonrasında fark ettim ki İskoçya’da basılan poundlar İngiltere’de basılan poundlardan farklı bir tasarıma sahipmiş. Sonrasında İngiltere’de bu parayı dükkanlara verdiğimde onlarda aynı şaşkınlığı yaşıyorlardı.

Biralarımızı İskoçya poundlarımızla ödeyip oyunu 50 cente olan bilardomuzu oynadıktan sonra eve döndük. Glasgow’da artık seyahatimin sonlarına yaklaştığım için genel bir yorgunluk olduğunu hissetmeye başlamıştım. Bu tempoya da ayak uydurmanın en iyi yolu iyi dinlenmekti. O yüzden kendimi her akşam çok yormamaya çalışıyordum.

Misafirimin odasındaki şişme yer yatağında güzel bir uyku çektikten sonra sabah erken kalkıp bir sonraki durağıma, York’a 8 saatlik bir otobüs yolculuğuna çıkıyordum.

Glasgow’un yaşanılabilirliğinin aklımda kalması dışında, aklımdan hiç çıkmayacak kısmı üniversitesi oldu. Bu güzelliklerle otobüsüme bindim ve bir sonraki varacağım yere doğru yola çıktım.

 

Yorum yok

YORUM BIRAKIN