Dünyanın Yerlisi
 

Guatemala City, Guatemala – 2 Ay Sonra Tekrar Sahnede Olmak

Guatemala’daki son şehrim Guatemala City’ye Antigua’dan yaklaşık 1 saat süren bir otobüs yolculuğuyla gelmiştim. Buradaki hostum Ana, benim bir alışveriş merkezinde inmemi ve beni oradan alabileceğini söylemişti.

Otobüsteki muavine alışveriş merkezine geldiğimizde bana haber vermesini rica etmiştim. Alışveriş merkezine yaklaştığımızda sadece muavin değil, yakınımda oturan yolcularda yaklaştığımız konusunda beni uyarmış ve inmek için hazırlanmamı söylemişlerdi. Tüm otobüsün seferber olmasından sonra, havalı bir AVM’nin önünde inip, McDonalds’a girip, internete bağlanıp Ana’ya yazdım. Ana midesinin çok iyi olmadığını, ama oğlu ve oğlunun eşinin orada olduğunu ve onların beni alacağını söyledi.

15 dakika sonra oğlu Javier bana yazıp, AVM’nin önünde olduğunu söyledi. İnip Javier ile buluştuk. Ve başka bir AVM’ye gittik. Hem eşinin bir alışverişi için, hem de akşam yemeği yemek için girdiğimiz bu AVM’de Guatemala’nın ünlü markası, KFC’nin muadili Pollo Terrano isimli bir markanın tavuklarını yedik. Hem çok iyi İngilizce konuşan, hem de çok tatlı insanlar olan Javier ve eşi’yle güzel bir sohbetten sonra, eve geçtik. Trafiğiyle ünlü Guatemala City’de, saati 21:00 yaptığımız için çok sert bir trafik kalmamıştı, ama yine de bu saate rağmen, yavaş yavaş ilerlemekteydik.

Eve geldiğimizde, şehrin tepesinde harika manzaralı bu evin, muhtemelen bu seyatimde kalacağım en lüks yer olacağını düşündüm. Salonda beni bekleyen Ana’da, normalde Tayvan’da yaşayan oğluyla birlikte yaşayan (çocuklarına bakmasında yardımcı oluyordu). Tipik bir anne figüründen çok uzak olan Ana, hem İngilizceyi çok iyi konuşmaktaydı, hem de bir çok ülkeye seyahat etmişti. Biraz sohbet ettikten sonra, erken saatte odalarımıza geçtik.

Sabah kalkıp, bu güzel evin harika manzarasında, güzel bir kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra şehir merkezine gitmek için yola çıktım. Şehir merkezine giden otobüslere gidebilmem için beni arabayla bir durakta bıraktılan. Oradan da yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşten sonra şehir merkezine gelmiştim. Guatemala City turistik anlamda görülmesi çok öneren bir yer olmasa da, ben sevmiştim. Pazarları, kiliseleri ve yaya caddeleri olan 6. Cadde güzel ve görülmeye değer yerlerdi. Eminim ki, görülecek çok yer daha vardı, ama benim vaktim yoktu.

Çünkü öğlen saatlerinde internet üzerinden bir ders vermem gerekiyordu. Ve akşam da bir seminerim vardı. Hem Türkiye’de hem de seyahat ettiğim bir çok yerde gerçekleştirdiğim ‘’Girişimcilik Hikayeleri’’ seminerini, uzun bir aradan sonra Guatemala’da yapacaktım. 15 Ocak’ta çıktığım seyahatimden beri bu yolculukta bir seminer vermemiştim. Aradan bir hayli vakit geçtiği için, biraz heyecanlıydım.

Konferansı vereceğim ‘’Multiverse’’ isimli ortak çalışma alanı, çok havalı bir plazanın giriş katındaydı. Tipik bir çalışma alanı olan bu yerde, plaza hayatının ne kadar birbirine benzediğini bir kez daha gördüm. Kendimi özgür bir seyyah olarak nitelendirsem de, arada böyle ‘’profesyonel’’ olmayı ve böyle havalı yerlerde vakit geçirmeyi seviyordum.

Akşam konferans saatine doğru yaklaşık 15 kişi salona gelmişti. 1 saat süren konferanstan sonra, katılımcılarla oturup, girişimcilik üzerine sohbet ettik. Tekrar gördüm ki, insanların, dünyanın her yerinde yaşadıkları sorunlar ve kurduğu hayaller çok benzer.

Bu dolu dolu etkinlik bittiğinde vücudum adrenalin pompalıyordu. 2 ay aradan sonra böyle bir konuşma yapmak, bu işi ne kadar sevdiğimi ve hayatımda sevdiğim şeyi yaptığım için ne kadar şanslı olduğumu bana bir kez daha hatırlattı. Bu konuşmaya katılan ve heyecanla paylaşımlarda bulunan Guatemala’lı girişimcilere teşekkür edip, konferansa eşiyle gelen Javier’le eve geçtim.

Evde yine ailecek sohbet ettikten sonra odalarımıza geçtik. Bir sonraki gün, 73. ülkem olacak olan El Salvador’a geçecektim. Hem harika bir konferans vermiş olmanın heyecanı, hem de yeni bir ülkeye girecek olmanın heyecanı ile bir sonraki gün, harika manzara karşısında kahvemi içtikten sonra, heyecanla yola çıktım.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN