Dünyanın Yerlisi
 

Hatay, Türkiye

İnsanoğlunun varlığından beri medeniyetin gelişiminde özellikle üç bölgenin çok önemli bir rol oynadığını söylerler:

Kudüs

Mardin

ve Hatay.

Üçüne de gitme şansım oldu. Burada Hatay’dan bahsedeceğim.

Hatay’a Mart 2016’nın başında, bir konferans vermeye gittim. Hatay’ın ve çevresinin ne kadar güzel olduğunu duymuştum, o yüzden konferanstan bir kaç gün önce giderek seyahate biraz vakit ayırmaya karar verdim.

Hayal kırıklığına uğramayacağımı biliyordum.

Suriye sınırındaki Hatay, benim doğduğum yer olan İstanbul’dan 1100 kilometre uzakta. Adana ve Mardin gibi yakındaki şehirlere gitmiştim, fakat Hatay’ın aynı bölgede olmasına rağmen, kültür, gelenek, mimari ve tabi ki yemek konusunda kendine özgü bir yer olacağından emindim.20160303_164911.jpg

Gelir gelmez konferansın iki organizatörü arkadaş tarafından son derece misafirperver bir şekilde karşılandım. Otelime götürüldükten sonra, hemen beni şehir gezdirmeye çıkardılar. Bu bölümde hayal kırıklığına uğradığım tek şey hava durumuydu. Yağmurlu İstanbul’dan güneşli bir Hatay’a geçmeyi beklerken, bulduğum sadece daha fazla yağmurdu. En azından bir süre için.

Şehir merkezine sırılsıklam bir şekilde ulaştıktan sonra, harika bir restoran ile turumuza başladık. Burası eski bir han’dı ve Tava Kebabıyla meşhurdu. Tava Kebabı ve açık ayranı sanki yarın yokmuş gibi tükettikten sonra, karnımız şiş bir şekilde Hatay’ın dar sokaklarında ve çarşısında yürümeye başladık. İstanbul’da dünyanın en büyük çarşılarından biri bulunduğundan ötürü, açıkçası Hatay çarşısı beni çok etkilemedi. Fakat, yürümeye devam ettikçe, cami ve türbelerin mimarileri beni çok etkiledi. Yolumuzun sonunda ünlü bir kahveye gidip, bu kahveye gelen her turistin yapması gereken (en azından öyle söylediler) batak oynadık. Batak’ta yenilirken en azından içinde dondurma ve gül olan bir tatlının tadını çıkartıyordum. Sülalemde bir çok kumarcı olan biri olarak, batak’taki başarısızlığımla bir çok akrabamın kemiklerini sızlatmışımdır.

20160303_183645_001.jpg

Bir sonraki boş günüm tamamıyla bir gezi günüydü. Bir araba kiraladık ve Harbiye’den (şelaleleriyle ünlü bir bölge) Titus Mağaralarına, bölgeden kalan tek Ermeni Köyünden dünyanın en uzun ikinci sahil şeridi olan Çevliğe kadar bir çok yeri gördük. Bu sefer seyahat arkadaşlarım farklıydı, ama en azından beni batakta yenmiyorlardı. Bir önceki gün ile aynı yaptığımız tek şey, patlayana kadar yemek olmuştu.

Ondan sonra eğitimimiz başladı, o yüzden artık daha fazla Hatay’ı gezememiştim. Ama hala bölgenin harika insanlarıyla güzel arkadaşlıklar kurmak ve güzel vakit geçirmek fırsatını yakalamıştım.

AEGEE-Hatay’a bu güzel eğitimi düzenledikleri ve bana bu harika şehri görme fırsatını verdikleri için teşekkür ederim.

20160305_172828

Yorum yok

YORUM BIRAKIN