Dünyanın Yerlisi
 

Hindistan – Delhi (2017)

28 Ekim 2017 tarihinde Hindistan’a ikinci defa (kız arkadaşımın ilk seferi) teşrif ettik.

Bir arkadaşımın düğünü bahanesi ile geldiğimiz, sonrasında kız arkadaşım ile 1 hafta birlikte Delhi ve çevresini gezeceğimiz, akabinde de benim Delhi’den Varanasi’ye, Varanasi’den Nepal’e uzanacak bir yolculuğun 1. Haftasındayız.

IMG_20171030_012652

Anıları ve yaşanmışlıkları sıcak tutmak adına bu yazıyı peyderpey yazacağım.

Delhi Havaalanına Kırgızistan aktarmalı uçağımız ile (Pegasus’un oldukça ucuz uçuşları var. Kırgızistan’da aktarmada sadece 3 saat bekledik) indiğimizde bu sefer 6 sene önceki hatayı tekrarlamadım ve kalacağımız hostel’e ulaşımımızı önceden ayarladım. ‘Pre-paid’ denilen, önceden ödenmiş taksilerin genelde güvenilmez olduğu, yol yorgunluğu ile metronun da zor olacağını göz önüne alarak, hostel’den bize bir araç ayarlamasını rica ettik. Onlar da bize bir taksi ayarlayıp havaalanının neresinde buluşacağımız bilgisini verdiler. İndiğimizde taksici arkadaş isim kağıtlarımızı elinde tutuyordu (benim ismim yine yanlış yazılmıştı ama olsundu). Bizimle birlikte Amerikalı bir kızı da götüren taksici her iki müşteriden de (Amerikalı kız ve biz) toplam ücreti bölmek yerine kafa parası alarak gelir gelmez ilk mini çakallığımıza şahit olmamızı sağladı.

IMG_20171029_212559_HHT

Taksiye biner binmez Hindistan’ın genelinde duyulan baharat, tütsü ve bilimum türevleri karışımı kokusu burnuma gelir gelmez beni 6 sene önceye bir flashback edasıyla attı.

Yolda Hindistan’ın sistemsizlik üzerine kurulmuş sistemine sahil olan trafiğinde yine onlarca hatalı sollama, birçok yanlış dönüş, binlerce farklı korna ve birkaç son saniye kurtarışları eşliğinde hostele geldik. Booking.com’dan kalitesinden emin olduğumuz hostel, dünyanın en iyi hosteli olmamak ile birlikte, gayet güzel ve keyifli bir hosteldi. 6’lık odamıza bir gecelik check-in (bir sonraki gün Udaipur’a gece treni ile gidecektik) yaparak akşam planımızı yapmaya başladık.

Gitmeden bir yarım saat uyuyalım düşüncesiyle yatağa giren biz, 3 saat sonra iyice uykusunu almış bir şekilde odadan çıktık. ‘Neyse, akşam için enerjimiz kaldı’ diye kendimizi avutarak, hostelimize ‘ismi Madpackers Hostel’ yakın bir yeri gezerek keşfe başladık.

Kornalar, kokular eşliğinde, her anda an’da kalarak yürüyüşümüzü yaptık. Tuk tuk’ların (Hindistan ve bir çok Asya ülkesine özgü motorsikletin üzerinde ufak bir kabin bindirilerek oluşturulmuş ulaşım aracı) aralarından sıyrıla sıyrıla, en sevdiğimiz şeylerden biri olan rastgele yürüyerek geçtik. Elmaları ve armutları güzel güzel dizmiş bir ‘shake shop’un önünde durup ‘Papaya Shake’ içtik. Ben kız arkadaşıma ‘hadi beni buranın esnafıymış gibi çek’ diye ricada bulunup, Hint filmlerinden çıkmış pozumu verdim. Aynı yoldan geri döner iken iki adımda bir bulabileceğiniz sokak yemeği satıcılarından birinde durduk. Hamurun içinde curry tadında yeşilimsi bir sıvı döküp onu bir lokmada yiyebildiğin bir şeyden 5 tane yerken, kız arkadaşımın aynı şeyi denemeye kalbi ne kadar ‘evet’ dese de, beyni ‘hayır’ dedi ve yemedi.

IMG_20171030_152459

Akşam Skype üzerinden vereceğim İngilizce dersine hala 3 saat kaldığı için, dersten sonra gitmeyi düşündüğümüz ‘Haus Kauz’ isimli ‘barlar sokağı’na bu seyahatimizin ilk Tuk Tuk’una binerek gittik (Tuk Tuk’ları kullanmadan önce kilometre başı fiyatları iyice araştırın ki, kazıklanma ihtimaliniz minimum’a insin). Barlar sokağına geldiğimizde ilk Starbucks’tan bozma bir kahvecide batılı zevklerimizi tatmin ettikten sonra barlardan birine doğru yol aldık. Bara girene kadar 5-6 farklı bardan bizi içeri almaya çalışsalar da, kahvecideki çocuğun tavsiye ettiği yere gittik.

Girdiğimiz mekan tipik bir ‘club’ havasında, bistro masaları olan, club müziği çalan (fakat bunu Hint müziği ile harmanlayan) bir yerdi. Hemen hemen her şeyin çok ucuz olduğu bu ülkede 33’lük biralara verdiğimiz 10 dolara acıdıktan sonra dans etmeye koyulduk. Dans pistindekilerin %95’inin Hintli olduğu grupta her ne kadar onlardan biri gibi dans etmeye çalışsak da, yabancılığımız ile göze battık.

IMG_20171030_184429

Delhi’deki ilk akşamımıza, arada 3 saat uyku çekmemize rağmen oldukça şey sığdırmanın mutluluğu ile hostele yürürüp, Ezgi yatağa, ben de Skype dersime doğru giderek geceyi tamamladık.

Bir sonraki gün daha çok akşam Udaipur’a bineceğimiz trene ve Vadodara’daki düğüne hazırlık ile geçti. Ezgi’nin sarisi ve benim kurtamı satın aldığımız günde yemek yemek, biraz daha etrafı görmek ve biraz da çalışmak dışında ekstra birşey yapmayıp yavaşça trenimize doğru yol aldık.

3. sınıf (sınıflar 1, 2, 3 ve Sleeper diye gitmekte ve 3. sınıf ile sleeperlar arasında büyük fark var) kompartmanımıza giderken ilk başta sleeper kompartmanları görüp biraz yüreğimiz ağzımıza gelse de, 3. sınıf kompartmanda biraz rahatlamıştım. Konfor alanı biraz daha küçük olan Ezgi ise kendini 10 dakikalık bir meditasyon ile motive edip yolculuğuna hazırlandı.

IMG_20171030_185344

Meditasyondan sonra keyfi yerine gelen Ezgi ile 13 saat sürecek yolculuğumuza başlamıştık.

IMG_20171030_205712

Bundan sonraki durağımız biraz rastgele gideceğimiz, fakat gittiğimizde inanılmaz beğeneceğimiz Udaipur’du.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN