Dünyanın Yerlisi
 

Hırvatistan – Juraj ve Ana

Daha önce 4-5 kere geldiğim Hırvatistan’a bu sebepten ötürü sadece 1 gün ayırıyordum.
Ljubljana’dan 2 saatlik bir yolculukla Zagreb’e gelip, bir gün sonra da Bosna Hersek’e (Banja Luka) girecektim.
Paris’ten Ljublajana’ya kadar Schengen bölgesinin tadını çıkartmıştım. 5 ülke değiştirmeme rağmen hiç sınır kontrolü yoktu. Hırvatistan Schengen bölgesinde olmadığından ötürü (AB’de olmasına rağmen), sınırı geçerken kontrole girdik.
‘’Gerçek dünyaya hoş geldik’’ diye söylendim kendi kendime.
Ama yine de şikayet etmeyeyim. Oldukça hızlı sürdü tüm işlemler ve Hırvatistan’a girdik.
Hırvatistan’da Juraj isimli bir adam beni misafir edecekti evinde. 47 yaşındaydı Juraj, ama 35 yaşında gibiydi. Kendine inanılmaz iyi bakan Juraj, hem çok fitti, hem de çok pozitifti.
Sağ olsun beni otobüs durağından arabasıyla alıp eve götürdü. Güzel bir yemek yaptı ve afiyetle yedik.
Yemek yerken hayattan konuştuk Juraj’la. 47 yaşında olan Juraj, 8 sene önce eşinden ayrılmıştı. İki tane çocuğu vardı, 14 ve 10 yaşında.
Düzenli, disiplinli ve keyifli bir hayat yaşıyordu. Spor yapıyor, yediğine dikkat ediyordu. Sevdiği bir işte çalışıyor ve sık sık dünyanın farklı bölgelerine tatile gidiyordu.
Birçok konuda benzer görüşlerimiz vardı Jurajla.
‘’Hayatın ne kadar hızlı geçtiğini ve sorun ettiğimiz şeylerin genel olarak ne kadar suni olduğunu anlayıp, kendimi sevmeye başladığında hayat bir oyuna dönmeye başladı benim için’’ dedi.
47 yaşıma geldiğimde olmak istediğim kişiye en yakın örneği görmüştüm Juraj sayesinde.
Sabah erken kalkıp güzel bir kahvaltı ettik. Zagreb’den ayrılmadan Ana isimli, 10 senedir tanıdığım bir arkadaşımı görecektim.
Otobüs durağına yakın bir kafede buluşacaktık Ana’yla. Sağ olsun, Juraj işe giderken beni arabasıyla bıraktı gideceğim yere kadar. Juraj’la vedalaştıktan sonra Ana’yla buluştum.
Birbirimizi 10 senedir tanıyorduk, ve yaklaşık 7 senedir yüz yüze görüşmemiştik. Hayatımızda neler olduğundan, şimdi neler yaptığımızda, o zamanki hayat bakış açımızdan, bu zamanki bakış açımıza kadar birçok şeyi konuştuk.
21 yaşındayken tanıdığım Ana görünüş olarak hiç değişmemişti. ‘’Telleri takınca daha da gençleşmişsin’’ diye takıldım üstüne. Ama o da benim için, yaşadıklarıyla, edindikleriyle, acılarıyla, güzel anlarıyla hayattan çok şey almış ve mental olarak çok değişmiş, çok gelişmişti.
Ana ile çok oturmadık, ama güzelde, koca 7 seneden sonra 1 saat bile olsa, birlikte oturmak, sohbet etmek.
Ana ile vedalaşırken ‘’bir sonraki sefer için 7 sene beklemeyelim’’ diye temenni ettik. Onu tekrar ne zaman göreceğimi bilmiyordum, ama onu tekrar görmenin güzel olduğunu biliyordum.
12:30’daki otobüsüme iki saat vardı. O iki saati de Zagreb’in merkezini uzun bir aradan sonra tekrar dolaşmak için kullandım. Hala aynıydı Zagreb.
Sessiz, sakin, temiz, düzenli, belki biraz daha kalabalık. Batı Avrupa’yla Balkan’ların güzel bir karışımıydı bu güzel yer.
Keyifliydi burada olmak. Eski dostları görme ve yenilerini edinmek de.
Sonrasında da yavaş yavaş bir sonraki durağım olacak Banja Luka, Bosna Hersek için otobüsüme doğru ilerledim.
Bosna’yı daha önce tam anlamıyla görmemiştim. O yüzden benim için yeni bir tecrübe olacaktı.
Hırvatistan’a ’’tekrar görüşmek üzere’’ diyerek veda ettim, bir sonraki durağıma doğru yol alırken.
Yorum yok

YORUM BIRAKIN