Dünyanın Yerlisi
 

Houston, ABD – Yine, Yeniden

Güney Amerika seyahatimden döneli 5 ay oldu. Arada Türkiye’nin bir çok şehrine ve Azerbaycan’a gittim. Yani gezmedim değil. Ama içimdeki virüs beni tekrar ve tekrar (uzaklara git) diye dürtüyordu. Bu süreçte yaşadığım birkaç olay da (evlenmeyi planladığımız kız arkadaşımla ilişkimizin bitmesi gibi) bana istediğimiz şeyler için beklemememiz ve fırsatımız olduğunda ne olursa olsun onu tecrübe etmemiz gerektiğini hatırlattı.

Ben de Ocak 15 – Nisan 10 tarihleri arasında, İstanbul – Houston arası ucuz bilet bulunca (2800 TL) hemen biletimi aldım.

Ve Ocak 15 geldi çattı.

Atatürk havaalanından Paris’e, oradan da Houston’a uzun ama keyifli bir yolculuktan sonra Houston George Bush Havaalanına vardım.

Yine her seyahatimde olduğu gibi, bu seyahatte de belli bir bütçede gezecektim. Kendime günlük 20 dolar (şu anın kuruyla 100 TL civarı) kota koyduğum bu seyahat 3 ay sürecekti.

Planım Houston’dan taaaaa Panama City’e kadar gidip, oradan tekrar Houston’a uçmaktı. Bu seyahatin bir önceki Güney Amerika seyahatinden farkı şu olacaktı. Güney Amerika’da 3 ay boyunca koştura koştura (bazen fazla yorucu oluyordu) seyahat ediyordum. Bu seyahatte mesafelerin daha kısa olmasının yanı sıra, vaktimin çoğunluğunu geçireceğim Meksika’da, Guanajuanto şehrinde 1 ay boyunca yaşayacaktım ve İspanyolca kursuna gidip İspanyolcamı geliştirecektim.

Houston havaalanından 1.25 dolarlık otobüsle şehir merkezine gidip, diğer seyahatlerimde yaptığım gibi burada da Couchsurfing’den bulduğum hostun evine gittim.

Beni misafir eden Jerry 40 yaşında, tam bir girişimciydi. Evinin odalarını kiralamaktan, bahçesine bir kulübe inşa ederek airbnb de kiralamaya, 4 araba alıp onları kiralamaktan, internetten satış yapmaya kadar bir çok şeyle uğraşan Jerry aynı zamanda kibar ve çok saygılı bir ev sahibiydi.

 

Eve geldiğimde kapıyı Sena isimli bir Türk kız açtı. Burada İngilizce kursuna giden Sena’nın planı ABD’de yüksek lisans yapmakmış. Biraz sohbet ettikten sonra diğer ev arkadaşı Angel geldi. Angel’de Meksikalı ve burada mühendis olarak çalışıyordu. Hepimiz bir araya geldikten sonra önce Jerry’nin arabasıyla ufak bir işini halletmesine eşlik ettik (yolda da süpermarket’e uğrayarak). İşlerini hallederken ben de arabada bekliyordum. Burada beni en etkileyen şey Jerry’nin arabayı anahtarı kontağında bana emanet etmesiydi. Daha tanışalı 2 saat olmasa bile bu kadar güven duyması çok güzeldi (bu güven tabii ki kuru güven değil di, bildiğiniz gibi Couchsurfing referans sistemiyle işliyor).

İşlerimizi hallettikten sonra eve geldik ve herkes mutfakta kendi yemeğini yapmaya başladı. Sonrasında hepimiz salonda oturup Netflix izleyip sohbet ettik. Birden bire grubun tatlı krizi ile 15 dakika yürüme mesafesindeki bir ‘’Corner Store’’a gidip tatlıları alıp, evde yedik.

Ben de bu arada jetlag’in (uzun uçak yolculuğundan sonra yaşanan yorgunluk) etkilerini göstermeye başlıyor, oturduğum yerde uyuya kalıyordu. Bunu görmüş olacaklar ki, acıyıp benim yatacağım salonu boş bırakmak adına iyi geceler dileyip odalarına çekildiler. Ben de uzanır uzanmaz fişi çekmiş gibi uykuya daldım. Yine jetlag’in etkisiyle sabahın 05:00 inde bir daha uyanamamak üzere uyandım.

Saat 09:00 a kadar oyalandıktan sonra, Houston’ı turlamak için evden çıktım. Ev merkeze 30 dakika yürüme mesafesinde olduğu için, en favori aktivitem olan yürümeye başladım. Dümdüz ve diyagonal sokakları ile Houston dolanması çok kolay bir şehirdi. Fakat burada yaşayanların da dediği gibi şehirde ‘’çok bir şey yoktu’’. Bir çok insan NASA uzay istasyonuna gitmemi önerse de, onu seyahatimin sonuna bırakmaya karar verdim. Onun yerine 5-6 saat boyunca Houston sokaklarında yürüyüp, birkaç parka, halk kütüphanesine ve gözüme çarpan yerlere gidip, oturup, izleyip, gözlemledim. Gözüme çarpan en çarpıcı şey de Houston’daki evsiz insanların çokluğuydu. Halk kütüphanesine ısınmak ve bir şeyler içebilmek için giren evsizler dışında, otobüs istasyonunun etrafındaki ve köprü altındaki evsizlerin sayısı korkutucu derecede fazla ve durumları gerçekten üzücüydü.

Öğleden sonra döndükten sonra yine Jerry ve arkadaşlarıyla hoşbeş ede ede akşamı ettim. Akşam saatlerine doğru jetlag yine vurunca, 22:00 demeden uykuya daldım.

Ve 03:00’de yine kalktım. Sonra tekrar yatmayı denedim.

Bu sefer 05:00’de kalktım. Ve yine yatmayı denedim.

Bu sefer son olarak 07:30 kalktıktan sonra spor kıyafetlerimi giyip Houston’ın güzel sokaklarında koşuya çıktım. Bu seyahatte yapmayı amaçladığım şeylerden biri de buydu. Her gün düzenli spor.

Eve dönüp duşumu aldıktan sonra, bir sonraki durağıma çıkmak üzere hazırlandım. Bol bol metih edilen Austin şehrine.

Bu yazıyı yazarken de Houston’dan Austin’e Greyhound firmasının otobüsüyle gidiyorum.

Houston turistik olarak fantastik bir yer olmasa da Jerry ve arkadaşlarıyla geçirdiğim güzel vakitle, asıl meselenin gittiğin yerin güzelliğinin değil, senin orada bulduğun güzelliklerin olduğunu tekrar hatırlattı.

Teşekkürler Houston.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN