Dünyanın Yerlisi
 

Houston’dan Panama’ya – 3 Ayda Öğrendiklerim

Çevrem tarafından ‘’çok gezen’’ kategorisine uzun süre önce konulmuştum.
Özellikle yeni tanıştığım (ve beni takip eden) insanlarla illa seyahat konusunda sohbet ediyoruz.
Tecrübeli bir seyyah olarak gördükleri için, konu hakkında fikrimi soruyorlar elbet.
Fakat burada benim itirazımın olduğu bir durum var: Soruların genel olarak ‘’kategori’’ ya da ‘’sıralama’’ sorusu olarak sorulması.
Yani şu tarz sorular
•En çok hangi ülkeye gittin?
•Bu seyahatinde ne öğrendin?
•En komik anın ne?
Bu sorular hazır cevaplarımın olduğu sorular değil açıkçası. Çünkü seyahat ederken ‘’en’’lerin listesini yapmıyorum. Ayrıca hemen hemen her konudaki ‘’en’’in çok subjektif olduğunu düşünürsek, benim ‘’en’’imin birçok kişiye uymayabileceği malum.
Mesela ‘’bu seyahatinden ne öğrendin?’’ sorusuna şu cevabı veriyorum.
‘’Seyahat gidip spesifik bir şey öğrenip, bilgisayar oyunu gibi level atladığın ve döndüğünde bambaşka olduğun bir unsur değil.’’
Sonra devam ediyorum…
‘’Hayatımızı bir kovanın içindeki berrak bir su gibi düşünün. Seyahatte yaşadıklarımızı da mavi damlalar gibi. Seyahatte edindiğimiz her tecrübenin berrak suyumuzu mavileştirdiğini düşünün. Her damlada, su biraz daha mavileşiyor. Bir süre sonra, su masmavi olacak. Her zaman daha da koyulaşabilir.’’
Seyahat ile ilgili konuşmalarımda her zaman tartıştığım şey, seyahatin boşa geçen vakit olmadığı, tam tersine, bizi kişi ve profesyonel olarak geliştirdiği, bu sebeple özel hayatımıza ve iş hayatımıza da inanılmaz katkı sağladığıdır.
Çünkü seyahatte (turizmden bahsetmiyorum, seyahat) risk yönetiminden tutun, öz disipline kadar, sabırdan tutun, insan ilişkilerine kadar birçok farklı konuda pratik deneyimler ediniriz. Bu edindiğimiz deneyimler de ‘’normal’’ hayatımızda çok değerlidir.
Ve daha da güzel, her seyahatimizde kendimizi daha iyi görme, yansımamızı yapma ve kendimizin daha iyi bir versiyonunu yaratma fırsatı yakalarız. Hayatın akışında durup, kenara çekilip bir bakmamızı sağlar seyahat.
Benim de öğrendiğim şey bu seyahatten. Her defasında daha iyi bir insan olmak, kendimin daha iyi bir versiyonunu yaratıp kendime, komüniteme, ülkeme ve dünyama daha fazla katkı sağlamak.
O yüzden Ajda Pekkan’ın da dediği gibi, hep gezeceğim, hep göreceğim, hep seveceğim
Yorum yok

YORUM BIRAKIN