Dünyanın Yerlisi
 

Hua Hin, Tayland – Tayland’da Turistik Olmayan Yerler De Varmış

Bangkok’a bir eğitim için gitmiştim. Bu güzel ülkeye hazır gelmişken biraz daha kalmak istedim. Daha önce Bangkok’ta tanıştığım bir arkadaşıma Bangkok’a çok uzak olmayan, keyifli, turistlerin çok olmadığı, kafa dinleyecebileceğim ve sahil kıyısında bir şehir olup olmadığını sordum.
Arkadaşımın yanıtı gecikmedi.
Hua Hin.
Daha önce ismini hiç duymadığım bu şehre Google haritalardan baktım. Bangkok’a 3 saat uzaklıkta, sahil boyunca uzanan bir şehirdi. Ve kararımı verdim. Bangkok’tan sonra kendime ayırdığım 1 haftayı Hua Hin’de geçirecektim.
Bangkok’ta vakit geçirdiğim Paat ile Bangkok’a 2 saat uzaklıktaki ‘’Floating Market’’e gittikten sonra, hiç Bangkok’a dönmeden Hua Hin’e bir araçla gittim. Merkeze yakın bir yerde, güzel bir airbnb evi kiraladım (fiyatı kaliteye göre çok iyiydi, günlüğü 20 USD). Hua Hin’e geldiğimde beni sağanak bir yağmur karşıladı. Tam olarak beklentim bu olmasa da, bunun bir kerelik bir şey olduğunu umarak evime gittim (bir kerelik bir şey değildi). Daha önce ‘’tropik’’ hava beklediğim bir çok yerde sağanak yağmurla karşılaşmıştım (örnek: Miami).
Hua Hin’de planım sadece kafa dinlemekti (ve rutin işlerimi yapmaktı). Turistlik ya da gezginlik yapmak istemiyordum. Geç uyanmak, sabah kahvaltımı yapıp güzel manzaralı evimden çalışmak, öğleden sonra sahile gidip okyanus kenarında yürümek, sonra merkezde güzel bir yemek yemek, eve dönüp biraz dinlendikten sonra akşam oradaki yerlilerle vakit geçirmek istiyordum. Tam olarak da bunu yaptım.
Bangkok’ta yaptığım gibi, hemen hemen her gün bir masaj yerine gidip farklı masajları denedim (Thai, Omuz & Kafa, Ayak vs…). Fiyatları yaklaşık 5-10 dolar civarında olan bu yerler hem ucuz, hem de çok güzeldi.
Tabii ki birçok farklı Tayland yemeği de denedim. Adını hatırlamadığım birçok farklı yemek. Ve tabii ki ünlü ‘’Bubble Tea’’yi (inanılmaz şekerli, içinde siyah noktacıkların olduğu bir içecek).
Beni elimde bubble tea, ayaklarımda şıpıdık terlik, okyanus kenarında yürürken hayal edebildiniz mi? 🙂
Couchsurfing’den tanıştığım birkaç değerli arkadaşımla buluşup sohbet ettik, yemek yedik, yürüdük. Özellikle benimle çok vakit geçiren ve birlikte çok keyif aldığım Reez’in yeri ayrı oldu benim için. Filipin’li olan Reez Hua Hin’de öğretmenlik yapıyordu. Reez ile birlikte yemek yedik, sinemaya gittik, şehirde ve okyanus kenarında yürüdük, akşam bir şeyler içmeye çıktık. Ama en keyifli gün, bir motorsiklet kiralayıp (yağmur altında) 30 km uzakta, harika bir sahile gitmemiz oldu. Hem motorsiklet maceramız, hem yolda gördüğümüz harika yerler hem de okyanus kenarındaki bu muhteşem, kimsenin olmadığı bu yer çok keyifliydi.
Hua Hin turistik bir yer değil. Özellikle bu sebepten ötürü herkese bu şehire gitmesini öneririm. Ufak, sade, gerçekten kafa dinleyebileceğiniz, ucuz bir yer Hua Hin. Bangkok’a çok yakın olması da cabasıydı. Eğer gerçek bir ‘’turist’’ değilseniz ve daha çok bir ‘’gezgin’’seniz, Pattaya’ya, Phuket’e gideceğinize, Hua Hin’e gidin.
Hareketli, aktif şehir hayatını seven biriyim. Fakat bu seyahatten tekrar anladım ki, bir yarım da sakin, okyanus kenarındaki bu dingin hayatı seviyor. O yüzden hayatımda bir denge kurmaya çalışıyorum. Bir yarımla hayatımın yarısını hareketli şehir hayatında geçirirken, diğer yarımla da hayatımın diğer yarısını sakin, sahil hayatında geçirmeye çalışıyorum.
Hua Hin’e de bana bunu tekrar hatırlattığı için bir teşekkür borçluyum:)
Yorum yok

YORUM BIRAKIN