Dünyanın Yerlisi
 

Irapuato, Meksika – Hard Rock Hallelujah

Leon’dan sonra yolumun üstünde olduğu için bir gece geçirdiğim Irapuato, yine her gittiğim yer gibi bana birçok anı, tecrübe ve arkadaşlıklar kazandırdı.

Bla bla car ile Meksika’da yolculukların otobüsten çok daha ucuz olduğunu keşfettiğimden beri kullandığım bu siteyle geldiğim Irapuato şehrinde Couchsurfing’den Ruth isimli bir ev sahibi tarafından misafir edildim.

Ruth’da tüm ev sahiplerim gibi misafirperver, iyi niyetli ve içtendi. Ruth’u diğer misafirlerden ayıran başka bir özellik dindar bir insan olmasaydı (bunu negatif anlamda söylemiyorum).

Iraputa’yo gelişimden önce mesajlaştığımıda akşam saatlerinde gittiği kilisenin ayinine katılacağını ve istersem benim de katılabileceğimi söylemişti. Ben de dünya vatandaşı biri olarak ve yeni tecrübelere her zaman açık biri olarak bu teklifi seve seve kabul ettim.

Eve geldikten, bir şeyler yedikten ve biraz sohbet ettikten sonra arabayla çıkıp Ruth’un bir arkadaşını alıp kiliseye gittik. Burası bizim alışkın olduğumuz kiliseler gibi değildi. Bir konser salonuna benzeyen bu yer, filmlerde gördüğümüz siyahi katoliklerin toplandığı ve gospel kilisesi konseptiyle hep birlikte şarkılar söyledikleri kiliseler gibiydi. Tek farkı burada Latin Amerikalılar vardı.

Yaklaşık 1 saat boyunca şarkılar söylendi, (bazen rock müzik konseri gibi) şiirler okundu, insanlar birbirlerine sarıldı, ağladı, dua etti. Bazıları aşırı duygu yoğunluğundan dolayı kendinden geçti.

Ben de tüm bunlar olurken 0 sene önceki Perçin’in daha önce deneyimlemediği bu şeye karşı çok yargılayıcı bir şekilde bakacağını düşünerek biraz kendime güldüm. Çünkü şimdiki Perçin, bunun kendi kültürümüze ne kadar uzak ya da kültürümüzden ne kadar farklı olursa olsun bu onların kültürüydü ve saygı duyulması gerektiğini biliyordu. Ben de bu güzel ve farklı deneyimin tadını çıkararak şarkıları dinledim, insanları izledim ve kendi bildiğim şekilde bol bol dua ettim.

Akşamın geri kalanında Ruth’un kilise topuğundan arkadaşlarıyla bir araya gelip, taco ve pizza eşliğinde, kilisede şarkı söyleyen grubun üyelerinin evinde hep birlikte oturduk. Doğal olarak gruptaki tek yabancı ben olduğum için, İngilizce konuşulmuyordu. Ben de olabildiğince İspanyolca’mın yettiği kadar, hızlı akan sohbete her zaman katılamasam da, bana sorulan sorulara cevap verip, insanlarla birebir sohbet etmeye çalıştım (çünkü insanlar benimle konuştuklarını da biraz daha yavaş konuşuyorlardı ve anlaması daha kolaydı).

Aralarında çok hızlı ve hararetli konuştukları zaman arada bana dönüp ”kusura bakma çok İspanyolca konuştuk” diyorlardı. Ben de ”tam tersine sizin bu kadar konuşmanız hem hoşuma gidiyor hem de benim için güzel pratik oluyor” diye cevap veriyordum.

Tanımadığım yerlerde, tanımadığım insanlarla bir araya geldiğim zaman bazen bir an duruyorum ve kendime şaşırıyorum. Kendimi şanslı hissediyorum bu kadar dünya vatandaşı olmayı becerebildiğim bu kadar açık olabildiğim ve bu kadar konfor alanımdan çıkmaya hazır olabildiğim için.

Saatler 00:00’a yaklaştığında artık herkes yorulmuştu. Ruth ile eve dönüp biraz sohbet edip son bir tekila yudumladıktan sonra yataklarımıza geçtik. Güzel ve derin bir uyku çektikten sonra sabahtan öğlene kadar Irapuato’nun merkezinde tek başıma doya doya, kaybola kaybola gezdim. Kiliselerine girdim ayinlerini izledim, güzel binalarına uzun uzun baktım, sokaklardaki duvar çizimlerine hayran kaldım. Son olarak da yaşlı insanların oturduğu, müzik dinlediği bira içtiği meyhane tarzı bir yerde oturup bir bira içip kitabımı açıp okudum (bana yöneltilen tuhaf bakışların arasında).

Evden merkeze olan 45 dakikalık yürüyüşü yaptıktan sonra merkezdeki gezim bitince yine aynı şekilde 45 dakika boyunca yürüyerek eve geri döndüm. Sıcaktan yanmıştım, yorulmuştum ama güzel kardiyo yapmıştım.

Eve geldikten sonra Ruth’la güzel bir yemek yeyip, biraz sohbet edip, biraz laptoplarımızda çalıştıktan sonra bir sonraki adresim olacak olan Celaya şehrine yola çıktım.

Yine her zamanki gibi güzel anılar, güzel tecrübeler ve güzel arkadaşlıklar kazanmış olarak.

 

Yorum yok

YORUM BIRAKIN