Dünyanın Yerlisi

Kıbrıs: Durumlar?

Daha önce Kıbrıs ile ilgili bir yazı yazmıştım. İki kere gittiğim için böyle bir yazı yazma zorunluluğu hissetmiştim daha doğrusu. Dürüst olmak gerekirse o yazıda Kıbrıs’a iki kere gitmeme rağmen ne kadar Kıbrıs hakkında hiçbir fikrim olmadığı ile ilgili bir yazı yazmıştım. Hatta bir takipçi ‘yazmasaydın daha iyiydi’ diye haklı bir yorumda bulunmuştu.

İlki ben çocukken ailem ile bir otele kapanıp kumarhanede (tabii ki bana yasaktı ama arada girmeme izin veriyorlardı), ikincisi de 2009’da bir öğrenci topluluğunun semineri için geldiğim iki Kıbrıs ziyaretinden sonra, nihayet (2017 Haziran’da) Kıbrıs’ın tadını çıkarttığım 4 gün geçirmenin keyfini yaşayabildim.

20170610_190636

 

Ve kendi kendime dedim ki, bu gerçek tecrübeden sonra Kıbrıs gerçek bir yazıyı hak etti..

Kıbrıs dediğim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti elbet. Maalesef KKTC’den giren biz Türk’lerin Güney Kıbrıs’a girmek gibi bir şansı yok (en azından teknik olarak). Sebebi de şu:

Güney Kıbrıs Rum Kesimi tüm adayı tek bir ülke olarak gördüğü için, KKTC’den gelen kişilere kaçak muamelesi yapıyor. Fakat işin ironisi şu ki, bir AB vatandaşı KKTC’den girse bile Güney’e elini kolunu sallayarak girebiliyor. Biz olur da kaçak girsek ağır yaptırımlar ile karşılaşıyoruz. Lefkoşa’da ‘yeşil hat’ dedikleri sınır kapısında durduğumda, Güney tarafı yaklaşık 10 metre uzaktayken insanoğlunun uydurduğu bir çizgiden dolayı o tarafa geçemediğimde, gerçekten hem bireysel özgürlüğüm anlamında, hem de insanoğlu olarak koskoca dünyayı paylaşamadığımız adına çok üzüldüm. Bu üzülmemin sebebi güneyi ya da kuzeyi görmekten değil, içinde doğduğumuz ve hepimizin olan bu dünyada suni sınırlarımızdan dolayı özgürlüğümüzün kısıtlanmasındandı.

Etkinliklerimizden birini de İedra Palas sınır kapısında olan ve Birleşmiş Milletler kontrolünde olup, iki tarafı ayıran ‘Yeşil Hat’da yapma ayrıcalığına kavuştuk. ‘Gezgin Hikayeleri’ isimli etkinliğimiz bu ‘Yeşil Hat’da, Home for Cooperation isimli bir Sivil Toplum Kuruluşunun binasında oldu. Kıbrıs Rumlarının ve Kıbrıs Türklerinin ortaklaşa çalışmasını amaçlayan bu alanda etkinliğe iki tarafta davetliydi. İki tarafında geldiği, sohbet ettiği ve hikayelerimizi paylaştığımız harika bir etkinlikten sonra tekrar ülkelerimize dağıldık.

İkinci etkinliğimiz de Türkçe dilinde olan ‘Girişimcilik Hikayeleri’ etkinliğimizdi. Güzel bir kitlenin geldiği bu eğitimde Kıbrıs’ta ne kadar büyük bir potansiyel ve kalite olup, zayıf altyapının bu potansiyelin ortaya çıkmasını ne kadar engellediğini gördüm.

20170609_182651

Güney tarafını göremesem de, bu dört günde sevgili KKTC’yi güzel bir şekilde, yakın dostlarım ile gezme fırsatım oldu.

Arkadaşım Cemal’in misafirperverliği vesilesi ile Girne Liman’da harika bir otelde, deniz manzaralı bir odada kalmanın zevkini yaşadım. Balkonda oturup manzarayı izlediğimde, aklım her defasında geçmişte yaşanan bir şeye, gelecek ile ilgili bir düşünceye ya da en basitinden telefona kayınca ‘an’da olmanın önemini hatırladım ve o an orada olmanın tadını çıkartmaya çalıştım. Rüzgarın tenime değmesini hissederek, denizin o dingin sesini duyarak ve tabii ki harika manzaranın tadını çıkartarak.

20170611_194923

Seyahatimin en etkileyici kısımlarından biri de Kıbrıs Türkleri ile yaptığım sohbetler oldu. İnanılmaz keyifli Akdeniz insanları olan Kıbrıs Türkleri hayatlarından, planlarından ve içinde yaşadıkları ülkeden bahsettiler. Eğitimimize gelen Vijdan’dan, beni Girne’den Lefkoşa’ya götüren dolmuş şöförü Serhat Abi’ye kadar birçok kişiyi dinledim.

‘1974’den önce asıl gelişmiş taraf bizdik. Çıkartmadan sonra ambargo uygulandı geride kaldık. Şu an Güney tarafında geçsen ne kadar gelişmiş olduğuna şaşırırsın.’

‘Tamam, Türkiye gelip bizi o zamanki vahşetten kurtardı, ama birçok fabrikamızı kapatıp Türkiye’ye taşıdı. Üreten bir toplumdan memur bir topluma dönüştürdüler bizi.’

‘Birçok insan Kıbrıs’lıların Türkleri sevmediğini söyler. Bu doğru değil. Biz burayı sadece kumar, fuhuş ve kara para aklama adası olan kimseyi sevmiyoruz. Siz sever miydiniz?’

’30 senedir buradayım, bu ülke şuradan şuraya ilerlemedi.’

Ve daha birçok fikir, serzeniş ve yorum dinledim. Ülkenin gerçek sorunlarını ‘onlar bizden bile çok maaş alıyorlar yaaaa, hiçbir şey de yaptıkları yok’ diyen ve ülkeye hiç gitmemiş kişilerden dinlemek yerine, orada yaşayan, sorunlarını bire bir tecrübe eden insanlardan dinlemek çok değerliydi.

20170610_165808

Ve tabii ki kumar. Kumarbaz bir sülaleden gelen ben elbette Kıbrıs’ın bu ‘bulunmaz nimeti’ni deneyimledim ve birkaç otelde şansımı denedim. Ortağımın dediği gibi her gün bu işe 50 Lira ‘harcamayı’ ayırdığım bu maceradan hemen hemen kafa kafaya çıktım. Kıbrıs kumarhanelerinde içeceğiniz, yiyeceğiniz, içkiniz hatta (oynarsanız) sigaranız bile temin ediliyor. Özet olarak 24 saatinizi Kıbrıs’ta geçirmeniz için tüm şartlar zorlanmış. Farkettiğim başka bir şey de insan iradesinin ne kadar zayıf olduğu. Bir oyunda 50 Lira ile girip 110 Lira kazandıktan sonra vücudumun salgıladığı endorfinin gazı ile (daha çok kazanabilirim) diye devam ettiğin oyundan 50 Lira, yani amorti ile çıktım. İçki, sigara gibi kumar’da insana ufak heyecanlar yaşatarak daha çokunun daha iyi olacağını hissettiriyor. İnsanoğlunun en büyük zayıflığı, her zaman daha fazlasını istemek de sanırım burada ayyuka çıkıyor.

Yazımı Kıbrıs’ın harika yemeklerine, özellikle meze kültürüne değinmeden bitirmeyeceğim. Meyhanelerinde hayatımda görmediğim çeşitte mezelerin olduğu bu meyhanelerin atmosferi, insanların güler yüzü ve yemeklerinin tadı inanılmazdı. 65 Lira’ya ‘fix menu’ adı altında yaklaşık 20 meze (yarısını hayatımda hiç tatmadım), ana yemek, tatlı, salata geliyordu. Alkolün inanılmaz pahalı olduğu ülkemizden sonra her yerde alkol ucuz gelse de, Kıbrıs’ta meyhanede 20’lik bir rakıya 30 Lira vermek oldukça sevindiriyordu.

20170611_211156

Yemekleri ile, tecrübeleri ile, sohbetleri ile, manzarası ile üçüncü gelişimden sonra nihayet ‘Evet, Kıbrıs’a geldim’ diyebildim.

Teşekkürler Ayşem.

Teşekkürler Burak.

Teşekkürler Cemal.

Ve teşekkürler tekrar gördüğüm ve tanıştığım herkes.

Durumlar? 😊

 

Ha, bir de Kıbrıs’a değişiklik olsun diye Taşucu’ndan (Mersin’e yakın) feribot ile gittim. Güzel bir tecrübe oldu açıkçası, ama size önerim, rahatınıza biraz olsun düşkünseniz, uçak kullanın😊

20170612_233806

Yorum yok

YORUM BIRAKIN