Dünyanın Yerlisi
 

Kopenhag Özel – İlk Kazıklanma Tecrübem

Hani derler ya, sadece gelişmemiş ülkelerde dolandırılma ya da oyuna gelme riskiniz var.

Benim Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan Danimarka’da yaşadığım tecrübe bunun aksini kanıtlıyor.

İlk gittiğim zaman, 20 yaşlarında kendine çok güvenen bir genç olarak Kopenhag sokaklarında Miguel ile yürürken bir grup insanın bir yerde kümelendiğini gördüm. Biraz daha kafamı uzatınca bir adamın ‘bul karayı al parayı’ konseptinde bir oyun oynadığını ve insanların çok interaktif bir şekilde bu oyunun içinde olduklarını gördüm. Birileri para veriyordu, doğru tahmin ediyordu ve 2 katını kazanıyordu. Bazıları kaybediyor, üzülüyor, fakat sonra oynayınca tekrar kazanıyordu. Bunda para kazanmak çok zor olamazdı. Zekasına çok güvenen ben, biraz daha içeri girdim ve daha oynamak istediğimi söylemeden kendimi oyunun içinde buldum.

Sonra bir bakmışım 250 kron (100 TL civarında bir para) kaybetmişim. Herşey o kadar hızlı gelişmişti ki arada neler olduğunu anlamam biraz zaman aldı.

Ben gruba girmiştim ve oynayan adam ‘hadi abicim gel sen de oyna’ nidali bir şey söylemişti kendi dilinde. Cebimde para olmadığı için Miguel’den 250 kron almıştım ve parayı adama verdim. Adam hızlı kutuları dürüp ‘hangisi’ diye sordu. Doğru olanı bilmiştim. Kazandığım 500 kronu elime vermesiyle tekrar alması arasında 1 saniye vardı. Daha olanları tahakkuk edemeden ikinci oyunu oynamıştım. Adam çok da hızlı olmayan bir şekilde kutuların yerlerini değiştirdi. Kesinlikle hangisinde olduğunu biliyordum. ‘Bu’ diye gösterdim. Adam parmağımı alıp kutunun üstünde tuttu. Bir kaldırdı ki, bomboştu. Elbette orada nasıl bir hile döndürüyor anlayamadım ama, kesinlikle bir hile dönmüştü. Sonra etraftakiler ufak bir ‘aaa’ yaparak üzüntülerini belirtti. Elimizdeki 250 kron ‘pufff’ diye uçmuştu. Tepkisizce yürürken 3-4 dakika konuşmadık. Sonra ben döndüm ve

‘Orada ne oldu?’ dedim.

‘Valla ben de anlamadım, ben sen oyunu biliyorsundur diye güvenip parayı verdim’ dedi Miguel.

‘Ne bileyim, ben kazanırım sanmıştım, kusura bakma’ dedim bende.

‘Neyse sağlık olsun, istersen bu zararı yarı yarıya bölüşelim, ikimizinde mallığına denk geldi’ manasında bir şey dedi Miguel.

Bu teklifi beni çok mutlu etmişti. O 50 TL ‘kar’dan çok buna yaklaşımı ne kadar olgun ve hazımlı olduğunu gösteriyordu Miguel’in. O zaman da oldukça fakir dönemlerimde olduğum için bu kısmı da ayrıca mutlu etmişti.

‘Teşekkür ederim’ dedim.

3 gün sonra aynı sokaktan geçtiğimde yine aynı yerde bir grup kümelenmişti. Biraz daha yaklaşınca baktım ki, sadece oyunu oynatan adam değil, etraftaki ‘izleyici’ler bile aynı kişilerdi. Yani ortada büyük bir tiyatro dönüyordu. Tabii ki onlarla yüzleşecek cesaretim yoktu, bela okuyup yanlarından geçtim (hatta yanlarından bile geçmedim tanırlar diye, uzaklarından geçtim korkuyla😃).

Bu tecrübeden öğrendiğim birkaç şey vardı:

  • Kazıklanma ya da dolandırılma olayları sadece gelişmemiş ülkelerde olmuyor.
  • Çok zeki olduğunu sanıp artis artis herşeye atlarsan, insanlar sana çok güzel bir ders veriyor sonunda.

Orada 50 TL kaybetmiştim, ama çok güzel dersler edinmiştim.

Bu yüzden ayrıca teşekkürler Danimarka.

Son yorum
  • maalesef ki tecrübe denilen şey zaman zaman bu şekilde tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne

YORUM BIRAKIN