Dünyanın Yerlisi
 

Leeds, Birleşik Krallık – Kasabası Bu Kadar Güzelken

Sabah erken saatteki otobüsüm için Manchester otobüs terminaline gidip 1 saatlik bir yolculukla Leeds’e vardım. Bu sefer ev sahibim Leeds’in tam içinde değil, 6 km uzaktaki Horsforth kasabasındaydı. Bu sebeple Leeds tren istasyonundan da kısa bir trenle Horsforth kasabasına gittim. İki kere gidip geldiğim Horsforth’ta en çok hoşuma giden, bu trene hep işe gidip gelenler bindiği için sanki onlarla birlikte bir rutinin içinde olmamdı. Trenin içinde yorgun, ısınmış ve heyecanla eve varmayı bekliyorduk hepimiz. Seyahatlerimde de en çok keyif aldığım unsurlardan biri, kitabımın ve bloğumun da başlığından tahmin edeceğiniz gibi, orada yaşayan insanların rutinlerinin bir süreliğine parçası olmak. Horsforth treni de bana tam olarak bunu hissettirdi.

Buradaki hostum James sağ olsun kısa bir mesafe olmasına rağmen arabasıyla beni tren istasyonundan alıp eve getirdi. Harika güzellikte, sadelikte ve şıklıktaki evinde güzel bir kedisi de vardı. Kaldığım bir çok yerin aksine, burada kendime ait, yatağı olan, sıcak bir odam vardı. Hatta James kibarlıkta bir seviye daha ilerleyip yatağın üstüne bir havlu bırakmıştı. James’le biraz sohbet ettikten sonra hava kararmadan Leeds’i biraz gezmemin ve akşam gelip sohbete devam etmemizin uygun olup olmayacağını sordum. Kendisi için de uygun olduğunu söyleyip beni tekrar tren istasyonuna bıraktı. Bir de öğle yemeğine boşuna parar vermemem için elinde 10 poundluk bir pizza Express kuponunu bana verdi. Bu ufak ama çok önemli jest bana tekrar insanlarla bir şeyler paylaşmak için onları tanımak zorunda olmadığını hatırlattı.

Leeds’de genel olarak her yerde yaptığım gibi birkaç saat şehir merkezini gezerken James’in önerdiği birkaç yere göz attım. Bunlardan bir kaçı eskinin mısır pazarı ve şimdinin ‘avm’si olan Corn Market, Leeds’in üstü kapalı pazarı, Leeds müzesi ve tabii ki pizza Express oldu😊

 

Leeds’de en çok dikkatimi çeken yer ise içinde kedilerin serbestçe gezdiği ve gelen insanların ‘misafir’ olduğu ‘Kitty Cafe’ oldu. Gezdikten sonra gelip, burada güzel bir kahve eşliğinde pisileri severim diye çok heveslenmişken girdiğimde ‘maalesef şu an dolu, rezervasyonsuz almıyoruz’ cevabını alınca hayallerim yıkıldı. Yıkılmış hayallerimle trene binip Horsfort yolunu tuttum ve bu sefer istasyondan James’in evine yürüdüm. Yürüdüğüme de çok mutlu oldum, çünkü sonra James’den duyduğuma göre Horsforth İngiltere’nin en yaşanılabilir 10 yerinden biri seçilmiş. Gerçekten de yürüdüğümde taş binanın mimarileri, geniş alanlar, yeşillik gibi birçok şey buranın gerçekten yaşanılabilecek bir yer olduğunu hissettiriyordu.

James’in evine geldikten sonra biraz sohbet edip ikimiz de kendi işlerimizi yapmaya koyulduk. Akşam Skype üzerinden İngilizce dersi verecektim ve onun hazırlıklarını yapıyordum. İngilizce dersim esnasında James’e iki dakika gelip öğrencimle konuşmasını rica ettim. O da sağ olsun kırmadı ve Ayşe ile sohbet etti, böylece Ayşe içinde hem heyecan verici hem de öğretici bir tecrübe oldu. Dersten sonra James harika bir akşam yemeği hazırladı ve keyifle yedik. James’te kendi işini yapan bir yazılık uzmanıydı, o yüzden teknoloji alanıyla çok ilgiliydi. Çok kibar ve sakin biri olan James bu eve 9 sene birlikte olduğu kız arkadaşıyla taşınmış. Sonrasında ilişkileri devam etmeyince kız evden ayrılmış. İlişkisi bittikten sonra tek başına bir şeyler yapmayı keşfeden James tek başına birçok ülkeye gidip birçok aktivitede yer alıp bir çok kulübe üye olmuş. Kendini keşfederken couchsurfing vasıtası ile yabancı insanlarla tanışmanın da çok zenginleştirici bir deneyim olduğun düşünüp evinin kapılarını benim gibi gezginlere açmış.

James ile güzel akşam yemeğinden sonra önce Leeds’de bir ‘pub’a gidelim diye konuşmamıza rağmen yolda Horsforth’te lokal bir ‘pub’a gitmeye karar verdik (lokal publar ile ilgili tercihimin sebebini Manchester yazımda belirttim). Dart oynayan, sohbet eden ve sessizce birasını içenlerin arasında hayattan, krito paradan, seyahatten ve paradan bahsettik. Birer bira içtikten sonra hem ikimiz de yorgun olduğumuz için hem de otobüsüm bir gün sonra erken kalkacağı için kalktık. Eve gittiğimizde biraz daha sohbet ettikten sonra James bana VR’ini (sanal gerçeklik) denetmeyi önerdi. Dışarıdan gözlük takan bir ahmaka benzeyen ben, o gözlüğün içerisinde neler yapmadım ki. Bir gökdelenin tepesine çıkıp bir tahta çubuğun üzerinde mi durmadım, ya da okyanusun dibinde mavi balina ile göz göze mi gelmedim. Hem böyle pahalı bir oyuncağı bana denettiğim, hem de bana böyle bir tecrübe yaşattığı için James’e minnettardım.

Artık iyice geç olduğu için ben hızlı bir duşa alıp yavaşça odama geçtim ve harika bir uyku çektim. Sabah kalkıp, James’in kapısını tıklayıp onunla vedalaşıp yoluma devam edecektim.

Yine işe giden insanlarla birlikte Horsforth – Leeds treninde rutinimi tamamladıktan sonra bir sonraki durağıma, Newcastle’a gidiyordum.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN