Dünyanın Yerlisi
 

Lviv, Ukrayna – Aslında Çok Da Uzağa Gitmeye Gerek Yokmuş

Güzel yerleri görmek için uzağa gitmenin gerek olmadığını Türkiye’nin dört bir yanını gezmeye başladığımda anlamıştım.

Yurtdışı için de aynı şey geçerli aslında. Güzel yerler görmek için illa vizeli, pahalı ya da uzak yerlere gitmeye gerek yok. Ukrayna’nın güzel şehri Lviv bana bunu tekrar hatırlattı.

Avusturya-Macaristan, Nazi Almanya, Sovyet Rusya, Ukrayna ve daha birçok ülke/kültürün içinde bulunmuş olduğu ya da bulunduğu Lviv tam bir ‘’kültürel salata’’. Sokaklarında yürürken bazen Viyana’da yürür, bazen Macaristan’da yürür gibi hissedeceğiniz bu güzel şehrin tek özelliği farklı kültürleri içinde barındırması değil.

Lviv turistik ve kosmopolit bir yer olmasına rağmen kendisine özgü kültürünü ve yansımalarını çok güzel taşımakta. Lokal nüfusla gelen turistlerin birbirine karıştığı Lviv ufak bir şehrinde özelliklerini taşımakta. Ulaşılabilir, rahat ve nispeten ucuz olan Lviv’e mutlaka gitmenizi öneririm.

Learn&Travel isimli etkinliğimiz kapsamında gittiğimiz Lviv’e etkinlikten birkaç gün önce In House Hostel’den ortağım Tayfun’la gittik. Lviv’e daha önce gitmiş olan Tayfun’un tecrübesi ve benim araştırmacı kişiliğimle bir çok güzel yere gitmeyi planladık. İkimizin gücünün toplamından daha da güçlü olan şey ise, Lviv’de büyümüş olan ve bir sürelik yurtdışı macerasından sonra Lviv’e dönen, 10 senelik arkadaşım Maryana ile buluşmamız oldu. Bize Lviv’de yerel insanların yaptıklarını ve önerilerini söyleyen Maryana ile Lviv’deki en keyifli ve en otantik yerlere gitme şansımız oldu.

 

Dream Hostel isimli, tam merkezde, harika bir hostelde kaldığımız için lojistik konularda çok rahattık. İstediğimiz zaman çıkıp, istediğimiz zaman girip, istediğimiz yere maksimum 5 dakikada ulaşabiliyorduk.

Deney tüpleriyle içilen içkiler, croissant’ın içinde ilginç sandviçler, birbirinden güzel tatlılar, harika havada yapılan yürüyüşler, Lviv merkezdeki kulenin etrafında yapılan tavaflar gibi bir çok güzel aktiviteye nail olduğumuz Lviv seyahatimizde, keyifli performansların olduğu Lviv Operasında da bir gösteriye girdik.

Her yeri bir ofise çevirebilen bir girişimci olarak, Lviv’in merkezinde harika bir ortak çalışma alanı bulduktan sonra akşam gerçekleştirdiğim İngilizce derslerini oradan yaptık. Kocaman camlarıyla harika şehir manzarasını gördüğümüz bu ortak çalışma alanı, hızlı interneti, boş anlarda oynayabileceğim playstation’ı ve kahveleriyle gönlümü feth etmişti.

Hayatta en çok keyif aldığım şeylerden biri işimle keyif aldığım şeylerin bir olması ya da iç içe geçmesi. Lviv seyahatim de aslında tam olarak böyle oldu. Hem ortağıma söz verdiğim tatili gerçekleştirdiğim, hem Learn&Travel etkinliğini yaptımız hem de bu güzel şehri bu güzel havada gördüğümüz bir gezi oldu.

Vizeyi bırakın, pasaportsuz bile gidebileceğiniz Ukrayna’nın bu güzel şehrine mutlaka bir göz atmanızı öneririm.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN