Dünyanın Yerlisi
 

Managua, Nicaragua – Bir Şehirde Mahsur Kalınca

Teguciapla’dan 24 saatti bile tamamlamadan, bir sonraki ülkem Nicaragua’ya doğru yola çıkmıştım. Planım akşam saatlerinde, 6 saatlik yolculuk sonunda Leon isimli şehire varmaktı. Ama işler planladığım gibi gitmemişti. Sınırı geçtikten sonra, sınıra en yakın şehir Ocotla’ya otobüse bindim. Ocotla’dan da Leon’a geçmeyi planlıyordum. Ocotla otobüs terminaline geldiğimde saat 18:15’di. Ve öğrendim ki, son otobüs 18:00’de idi. Bu saatten sonra da hiç bir yere otobüs yoktu.
Ben de bir benzin istasyonunun içindeki kafede interete bağlanıp hem Couchsurfing’de hem de booking.com’da opsiyonlara baktım. Durum çok son dakika olduğu için, benzinliğe giderken gördüğüm bir otelin websitesine baktım. Booking.com otelde yer olmadığını söylese de emin olmak için otele gidip kendim sordum. İyi ki de sormuşum, çünkü hem yer vardı, hem de fiyatları booking.com’da yazanın 1/3 idi. 3 aylık seyahatimin ilk oteli olacaktı burası.
Hazır buradayken buranın tadını çıkartmaya karar verip bu ufak şehrin sokaklarında yürüdüm. Hemen hemen her yer kapalı olsa da, sakin ve keyifli bir yürüyüş oldu. Couchsurfing’de yazdığım Claudia onda kalabileceğimi söylemişti. Halihazırda bir otelde rezervasyon yaptığımı söyledim. O da beni kahvaltıya davet etti. Bir sonraki sabah, Ocotla’dan ayrılmadan, saat 07:15’de, Claudia, ailesi ve köpekleriyle güzel bir kahvaltı yaptık.
Sonrasında otelime dönüp, bavullarımı alıp, Managua’ya direkt giden bir otobüse bindim (Leon için vaktim kalmamıştı). Yaklaşık 4 saatlik bir yolculuktan sonra Managua’ya varmıştım. Leon’a gitmeyip direkt Managua’ya gitmemin sebebi de bu akşam burada bir seminerimin olmasıydı. Otobüsün bizi bıraktığı yerden taksiyle merkeze, oradan da ortak çalışma alanına gittim. Seminerden sonra da direkt, Managua’daki hostum olan Carlos’un evine yürüdüm (yolumu haritalardan bulmuştum).
Eve geldiğimde kapıyı Carlos’un ev arkadaşı Jose açtı. Carlos henüz evde değildi. Fakat burada beni güzel bir sürpriz bekliyordu. Carlos’un benim dışımda bir Couchsurfing misafiri daha vardı. Bu misafirin de ismi Ahmet’ti. Yolculuğumda çok az Türk’e denk gelmiştim, denk geldiklerimle de çok kısa vakit geçirebilmiştim. Ahmet Trabzon’lu, imam hatip okumuş, çok muhafazakar bir ailede büyümüş genç bir çocuktu. Fakat Ahmet’in bana gerçekten ilham verdiği yön, tüm bunlara rağmen cesaretle dünyayı gezmesiydi.
Ahmet’le evin terasında sohbet ederken Carlos geldi. Biraz evde sohbet ettikten sonra dışarı çıktık. Önce benim San Jose’ye (Costa Rica) otobüs biletimi alacaktık, sonra da biraz dolaşacaktık. Carlos, Ahmet ve benim gerçekleştirdiğimiz yürüyüşte ufak bir sıkıntı vardı.
Ahmet İspanyolca konuşmuyordu. Carlos’da İngilizce konuşmuyordu (Ve haliyle Türkçe) Hem İspanyolca, hem İngilizce hem de Türkçe konuşabilen bir tek bendim. O yüzden konuşmalar genelde benim üzerimden gidiyordu. Genel olarak 10 dakika Ahmet’le Türkçe konuştuktan sonra, bir 10 dakika Carlos’la İspanyolca konuşuyordum. Sonra da biraz hepimiz konuşuyor, ben mihmandarlık yapıyordum. Beynimdeki dil butonlarının sık sık açılıp kapandığı bu akşamda hava çok güzeldi. Önce gidip otobüs saatlerini öğrendik, sonra da uzun uzun yürüdük.
Carlos’da harika bir host olmasının yanı sıra, harika bir insandı. Venezuela’lı olan Carlos, ülkesindeki zor durum nedeniyle ayrılıp, Nicaragua’ya gelmiş. Her ne kadar İngilizce konuşmadığı için her konunun derinine inemesek de, hem onun cesaretlendirmesi, hem de benim efor göstermemle, İspanyolca dilinde de olsa, gayet güzel sohbet ettik.
Eve taksiyle dönerken yolda arabanın aküsü bittiği için, arabayı yaklaşık 5 dakika ittikten sonra, önce süpermarkete, sonra da evimize geçtik.
Carlos bize Venezuela’nın ünlü ‘’Arepa’’ yemeğini yaptı. Jose’nin de bize katılmasıyla dört kişi keyifli bir akşam yemeği yedik.
Bir sonraki gün otobüsüm sabah 05:00’teydi. Yani 04:00’de kalkıp 04:30 de taksiyle terminale gidecektim. Bu sebeple her ne kadar keyifli bir akşam geçirsem de, izin isteyip biraz erkenden yatağa geçtim (başka yatak olmadığından dolayı yatağı Ahmet’le paylaşıyorduk).
Ahmet’e uzun süre sonra uzun uzun Türkçe sohbet etme fırsatını tanıdığı ve bana ilham olduğu için teşekkür ettim.
Carlos’a da bu kadar harika bir hoste ve insan olduğu için teşekkür ettim.
Bir sonraki sabah, hava aydınlamadan terminalde, Costa Rica’nin başkenti San Jose’ye gidecek otobüsüme bindim.
Ve 9 saatlik yolculuğum başladı.
Yorum yok

YORUM BIRAKIN