Dünyanın Yerlisi
 

Medellin, Colombia – Escobar’a Hayran Olmayı Bırakın

24 saat bile geçirmediğim Cali’den akşam saatlerinde bindiğim otobüste, derin bir uyku çektiğin (kötü yollardan dolayı birkaç kez otobüsten oturduğum yerden zıplasam da) çekerek sabah Medellin’e vardım.

Burada annesiyle yaşayan, Karina isimli bir hostum beni misafir edecekti. Otobüs terminalinden  yürüyerek yaklaşık 30 dakika süren evine yavaş yavaş yürüdüm. Hatta yolun ortasında güzel, salaş bir yerde durup ufak bir kahvaltı yaptım (ne yediğimi sormayın, hiçbir fikrim yok😊, hamurlu & tavuklu bir yemekti). Eve yaklaşırken artık iyice ısınan havaların tadını çıkartmaya çalışıyor, hatta yer yer terliyordum.

Karina’nın evine geldiğimde beni kocaman bir gülümsemeyle karşıladı. İngilizcesi çok iyi, eğitimli ve sohbeti çok iyi bir kızdı. Benim dışında iki tane İsrail’li Couchsurfing misafirine o günlerde kapılarını açan Karina, normalde Bogota’da okuyan, fakat tatil zamanlarında memleketi olan Medellin’de zaman geçiren biriydi.

İşgüzarlık yapıp yolda kahvaltı ettiğim için, bize hazırladıkları güzel kahvaltının çok azını yiyebildim. Ama İsrail’li elemanlar zaten benim payımı da ziyadesiyle yiyorlardı, o yüzden boşa giden bir yemek yoktu 😊

Biraz sohbetten sonra, sabaha programladığım İngilizce dersimi (online) yaptıktan sonra vakit şehri keşfetme vaktiydi. Medellin’de öneriler doğrultusunda iki planım vardı (1 gece kalacaktım Medellin’de). İlk gün şehir genel olarak gezdirdikleri bir yürüyüş turuna katılıp (Medellin’e gelen herkes mutlaka bu tura katılmam gerektiğini ve hayatlarındaki en güzel yürüyüş turu olduğunu söylüyordu). İkinci gün de şehrin geto kısımlarından (ve yakın geçmişe kadar oldukça tehlikeli olduğu söylenen) ‘’Comuna 13’’e gidecektim (yine yürüyüş turuyla).

Öğlene doğru evden çıktım ve ilk şehir turuna katıldım. Normalde şehir turlarında buluşma yerine gidip ‘’merhaba’’ demen yeterken, bu turda önceden kayıt yaptırman (kolay kolay yer bulunamıyordu) ve kimliğini gösterip o kişi olduğunu kanıtlaman gerekiyordu. Her 15 kişilik gruba bir rehber verdikleri tur yaklaşık 4 saat sürdü (bitirdiğimizde hava kararmıştı).

Medellin’de görülmesi gereken genel yerler dışında (ünlü bir katedral, bebek ve inek heykellerinin olduğu bir merkez, boylu boyunca porno cd’lerin satıldığı bir sokak…) genelde turistlerin gitmediği, ‘’tehlikeli’’ olarak adledilebilecek birkaç yere de gittik (yerellerle gittiğinizde çok problem olmuyor).

Tur her ne kadar ‘’şehir’’ turu olsa da, bir çok kişinin Medellin’i (hatta Kolombiya’yı) tanıma sebebi olan Pablo Escobar’dan oldukça bahsedildi. Hatta Pablo Escobar’ı isim kullanmadan anlatmaya başladığında rehberimiz, hepimiz Pablo Escobar’dan bahsettiğini biliyorduk. İsmini direkt söylememesinin sebebi de Medellin (ve Kolombiya) boyunca genel olarak nefret edilen bir karakter olması Escobar’ın.

Hem Karina ile, hem rehberimiz ile hem de herhangi bir eğitimli Kolombiya’lı ile konuştuğumda genel aldığım yorum şu oldu Escobar hakkında.

‘’Evet, dışarıdan (yani Netflix’ten) çok havalı bir karakter gibi gözüken bu adam, bu ülkeyi yıllarca geri götürdü, binlerce kişiyi katletti ve kepçeyle alıp kaşıkla verdi. Bu adamın Kolombiya ile özdeşleşmesi bizi çok öfkelendiriyor.’’

Turumuz yakın geçmişte bir terör saldırısının gerçekleştiği bir konser alanında bitti. Bomba şarapnellerinin parçaladığı heykellerin ibretlik hala durduğu alanda, rehberimiz bu ülkenin kara geçmişine rağmen, ayakları üzerinden durabildiğini ve her gün daha iyisini yapmaya çalıştığını söyleyerek turu bitirdi.

Kendisine teşekkür edip eve döndüm. Karina’da boş olduğu için Medellin’in merkezinde bir arkadaşının da bize katılmasıyla bir şeyler içmeye çıktık. Burada Kolombiya ya da genel dünya düzeninden çok hayattan bahsettik. Eğitim sistemlerimizden, ilişkilerimizden, hayallerimizden konuştuk. Bize katılan arkadaşı da çok akıcı İngilizce konuşabildiği için her konuyu derinlemesine, keyifli bir şekilde konuşabildik. Sohbet esnasında tekrar bu güzel seyahatte, bu güzel ülkede, bu güzel insanlarla bir arada olduğum için şükür ettim.

Yorucu bir günden sonra iyi bir uyku çekme vakti gelmişti. Uzun süreden sonra ilk defa üstüme örtü çekmeden uyuma keyfi yaşadıktan sonra bir gün sonraki planıma koyuldum.

‘’Comuna 13’’, birkaç sene öncesine kadar kimsenin gitmeye cesaret edemeyeceği, silahlı çatışmaların ve ölümlerin olduğu, ‘’Getto’’ diye tabir edilen bir bölgeydi. Şimdi ise turistlerin ziyaret ettiği, güvenli bir bölgeydi. Karanlık geçmişinden dolayı çok ilgi çeken bu bölgeyi Medellin’e giden arkadaşlarım şiddetle tavsiye etmişti. Yine yürüyüş turu konseptiyle gittiğim bu bölgede, dar sokakları, duvarlardaki graffitileri, bölgede yaşayanları ve en önemlisi de hikayeleri görerek, dinleyerek gezdik. Bizi gezdiren rehberler de o bölgeden oldukları için, bölge ile ilgili her şeyi biliyorlardı ve nereden geçersek geçelim selam vererek ilerliyorlardı. Şimdi rahatlıkla gezdiğimiz bu bölgede de yakın geçmişe kadar neler yaşandığını tahayyül etmek zordu.

Harika bir turdan sonra, bir kez daha (ve son kez) Karina’nın evine gittim. Birkaç saatim olduğu için Karina ve annesiyle yemek yiyerek, sohbet ederek ve biraz da dinlenerek geçirdiğim zamanın ardından Güney Amerika’daki son durağıma gelme zamanım gelmişti.

Karina sağ olsun beni arabasıyla otobüs terminaline kadar bıraktı. Vedalaştıktan sonra 23:00’deki (ve 12 saat sürecek) otobüsümle Cartagena otobüsüme bindim.

Otobüste giderken de bu geçirdiğim keyifli iki güne, gördüklerime, duyduklarıma ve tanıdığım insanlara müteşekkir olmak için kendime bir dakika verdim.

Ve sonrasında, yoluma devam ettim.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN