Dünyanın Yerlisi
 

Priznen – Türkçe Bilmeyeni Dövdükleri Yer

‘Priznen’de herkes Türkçe bilir’ dediklerinde istisnasız herkesin Türkçe bileceğini tahmin etmemiştim. Alışkanlık olarak İngilizce bir soru sorduğumda Türk olduğumu fark edenler bana neredeyse kızıyor, Türkçe konuşabileceğimizi söylüyordu.

20170716_161747

 

Türkiye ile çok yakın bağları bulunan Kosova’da özellikle Priznen şehri Osmanlı kültürünü halen taşımakta. Nüfusun %95’inin Müslüman olduğu bu ülkede, Türk olmak kesinlikle bir avantajdı.

Ek not olarak, özellikle bazı Balkan ve Arap ülkelerinde ‘Türk’üm’ dediğinizde size karşı gösterilen pozitif ayrımcılık beni her defasında şaşırtmakta. Sadece pasaportumun üzerinde yazan şeye göre davranılmak (iyi ya da kötü) bana her zaman tuhaf geldi.

Otobüs istasyonundan şehir merkezindeki hostelime yürürken Priznen’e hayranlığım başlamıştı. Bir dikdörtgen gibi uzun ince olan şehrin ana caddesinin kocaman bir kısmından harika bir dere geçiyor ve etraftaki tarihi binalar ve yeşillikler bu şehri adeta bir tuale dönüştürüyordu. Biraz daha ilerleyince bir grup gencin Türkçe’ye benzer bir dil konuştuğunu duyuyor, biraz daha ilerleyince de yüksek bir ezan sesi duyuyordum.

20170716_201931

 

İlk başta ‘Dzira’s House’ isimli güzel bir evden bozma hostelime girdim. Girer girmez pasaportumu gören genç ‘Merhaba’ diye karşıladı beni. Sonrasında sohbet neredeyse mükemmele yakın bir Türkçe ile devam ettiren genç ile hayattan, siyasetten ve komşuluktan bahsedecektik.

20170716_163621

Eşyalarımı koyduktan ve hosteldeki inanılmaz zıpır ve sevimli kediyi sevdikten sonra hostelde asılı kocaman bir harita üzerinden tavsiyeler alıp dışarı çıktım.

‘Mutlaka burada ye’ dedikleri ‘Ty Sulo’da Pleskavica (kocaman bir hamburger eti düşünün) yemeyi düşünürken restoranın dolu olması sebebiyle ikinci önerilen ‘Saraybosna’ börekçisinde harika bir porsiyon börek yedim. 75 cent (3 lira) ödediğim bu börekten sonra Priznen’in eski şehrinin güzel sokaklarında yürümeye başladım.

20170716_193602

 

 

Çeşmeleri, heykelleri, camilerini arşınlarken bu sefer de bu şehirde eski bir arkadaşın olduğunu fark ettim (facebook sağ olsun). Besim İsimli arkadaşım Priznen’in köklü ailelerinden geliyordu ve o da mükemmele yakın Türkçe konuşuyordu. 1 saat sonra buluşmak için sözleştikten sonra 1 saatimi şehri size turlatan bir ‘tren’e binerek, şehrin daha az tarihi yerlerini görerek geçirdim. Çok da memnun kalmadığım bu turdan sonra Besim ile buluştuk. Bu sefer Priznen’in tarihini bilen biri ile geziyor ve her adımda şehir ile ilgili bilgi ediniyordum.

20170716_221116

 

Elimi katiyen cebime sokturmayan …. Sokakta canımın çektiği mısırı bile kendim ödememe müsaade etmiyordu. ‘Sen misafir’sin deyip, aç olup olmadığımı soruyordu. Güzel bir turdan sonra oturup görüşmediğimiz 8 senenin arasını kapatarak vedalaştık.

Sabah kalktığımda bu sefer hedef Priznen kalesiydi. Şehrin tepesinde olan bu kaleye çıkış o kadar da zor değildi, fakat şu an sportif olarak en iyi dönemimde olmadığımdan mütevellit, çıkış benim için bir hayli zor ve ders vericiydi (düzenli spor yapmam gerektiğinin dersini almıştım).

20170717_105018

Her şehrin panoraması güzeldir, nitekim Priznen’in de öyle. Şehrin tepesindeki kalede 1 saat boyunca şehri izleyip, düşünüp, an’da kalmaya çalıştım. Kaleden inerken önüme çıkan eski bir kiliseye girip kalıntılarını izledim.

Ve uzun süre yaşayıp bir kitap daha yazabileceğim bu sakin, keyifli şehirden ayrılmak için bavulumu toplamaya başladım.

Bir sonraki durak Tiran’dı ve Palermo yolunda daha nice maceralar yaşanacaktı.

Tıpkı ’14:00’de otobüs var’ bilgisini alıp oraya gittiğimde otobüs olmadığını öğrendiği, sonra bir adamın gelip ‘seni otoyola bırakayım, 16:00 daki otobüse yetişirsin’ diyip beni bıraktığı ve sonra arabada yanımda oturan kadının beni dolandırdığı gibi’.

Ama dediğim gibi, her tecrübe bir yaşanmışlık, her yaşanmışlık bir anlamdır.

20170716_221353

Anlamımı arttırdığın için teşekkürler Kosova.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN