Dünyanın Yerlisi
 

Puebla, Meksika – Arkadaşımın Arkadaşı Benim De Arkadaşımdır

Mexico City’de bir hafta geçirdikten sonra bir sonraki durağım olan Puebla’ya doğru yola çıktım. 2 saat süren yolculuğu yine blablacar kullanarak, Adrian isimli bir arkadaşın arabasında tamamladım.

Seyahatlerimin büyük kısmının aksine, Puebla’da Couchsurfing kullanmayacaktım. Çünkü Guanajuato’da tanıştığım Arelly Puebla’da çok yakın bir arkadaşının olduğunu ve onda kalabileceğimi söylemişti. Arkadaşı Beto’nun müsaitliğini öğrendikten sonra numarasını bana verdi ve iletişime geçtik. Puebla’ya vardığımda da sağ olsun, Adrian’ın bıraktığı yere arabasıyla gelip aldı beni.

Puebla’ya vardığımın bir saat sonrasında bir İngilizce dersim vardı, o yüzden Beto’ya ilk eve gidip dersi yapmamın mümkün olup olmayacağını sordum. ”Elbette” diyerek beni evine götürdü. Ben dersimi verirken sağ olsun, bana kendi elleriyle enchilada (dürüm tarzı bir yemek) yaptı Beto.

Dersimi bitirdikten sonra beni Puebla’ya 30 dakika uzaklıktakı Cholulaisimli ufak bir kasabaya götürdü Beto. Bir çok Aztek kalıntısının olduğu ve ünlü ”kaşif” Hernan Cortez’in de yaşadığı bu kasabada bir kaç saat boyunca yürüdük. Meksika’nın her yerinde satılan, üzerine envai çeşit sos dökülerek servis edilen sokak cipsi alarak yürümemize başladık. Sonrasında hem Beto’nun, hem de Guanajuato’daki arkadaşım Arelly’nin ortak arkadaşı olan Alma bize katıldı.

Alma 7 senedir Puebla’da yaşayan ve üniversitede diyat dersleri veren bir kızdı. Beto’da belediyede çalışan bir mimar. Bu iki arkadaşla Cholula’daki Aztek yığınları arasında dolaştık, Aztek’lerin inşaa ettiği oldukça klostrofobik mağarada yürüdük ve Hernan Cortez’in kasabanın tepesine diktiği kiliseye gittik. Tabi bu arada bol bol sohbet ettik ve geyik yaptık.

Alma ve Beto ile yürürken tekrardan yeni tanıdığın insanlar olsa bile, ortak paydada buluştuktan sonra, bazen geçirdiğin 1-2 saatin aylara değer olduğunu tekrar hissettim. Bu insanlarla daha yeni tanışmıştım, fakat yıllardır arkadaşmışız gibi sohbet ediyor, şakalaşıyor ve birbirimize güveniyorduk.

Akşam harika bir İtalyan pizzacısında (gerçek bir İtalyan pizzacısı) yemek yedikten sonra güzel de bir kahve içtikten sonra (Illy ve Tchibo favorim) eve döndük. Beto’nun evindeki Guitar Hero oyununu oynadıktan sonra güzel bir uyku çektim ve bir sonraki sabaha İngilizce dersimle başladım.

Beto’nun öğlene kadar işte olmasını fırsat bilerek ben de işlerimin büyük bir kısmını hallettikten sonra Beto’yla buluşup öncelikle balık tacosu yapan bir yere gittik (genellikle tacolara et ve tavuk konulur, o yüzden balıklı taco enteresan bir deneyim oldu). Sonrasında Puebla’nın şehir merkezinde bir güzel yürüyüp, bir çok şehirde olduğu gibi, şehrin meydanı, kiliseleri, tarihi binaları arasında sohbet ede ede, arada da fotoğraf çeke çeke yürüdük.

Mexico City’de telefonumu kaptırdığım için ve idareten aldığım telefon inanılmaz dandik olduğu için, sağ olsun Beto kendi telefonuyla benim fotoğraflarımı çekip, bir nebze fotoğrafçım görevini üstleniyordu. Bu güzel yürüyüşü bir torba dolusu çerez çekirge yiyerek (Guadalajara postumda detaylı bahsettim çekirgelerden) bitirdikten sonra, eve döndük. 2 saat boyunca dinlendikten sonra tekrar dışarı çıkıp havalı bir barda (fakat bizim standartlarımızda hala nispeten ucuz) bir şeyler yeyip içtik. Beto ile sohbet ederken son akşamımı geçirdiğim bu güzel şehrin güzel manzarasını, şehrin tepesinde bulunan bardan izledim.

Gece bununla bitmemişti daha. Gecenin en can alıcı anı, Beto’nun beni aşırı salaş fakat inanılmaz lezzetli (ve bir o kadar da popüler) bir sokak tacocusuna götürmesiydi. İnanılmaz lezzetli, içinde biftek, chorizo, bol bol avokado ezmesi ve acı olan iki tacoyu da mideye indirdikten sonra, gecenin sonuna gelmiştik.

Puebla’daki iki günümü daha eğlenceli kılan unsurlardan başka biri ise, Beto’nun popüler kültür alanında benim kadar ”bilgili” olmasıydı. Spotify’dan bilinen pop şarkılarını çalarak arabayla çıktığımız her yolda bol bol şarkı söyledik ve dans ediyorduk. Bunun bana verdiği keyif bana tekrar asıl tecrübenin gittiğin ve gördüğün yerlerden çok, içinde bulunan insanlarla ve yaşadığın deneyimlerle ilgili olduğunu hatırlattı.

Eve dönüp güzel bir uyku çektikten sonra sabah erkenden bir sonraki durağım olacak olan ve görmeyi sabırsızlıkla beklediğim Oaxaca’ya doğru blablacar’dan bulduğum bir arabayla yola çıktım.

Hatta şu an yazımı buradan, 3 Meksika’lı ile birlikte gittiğim Oaxaca yolundan yazıyorum. Yeni tanıştığım ama güvende hissettiğim 3 Meksika’lı (hatta telefonumu çaldırdığımı söylediğim zaman suratlarındaki üzüntüyü görmeliydiniz, sanki kendi telefonları çalınmıştı).

Guanajuato’dan Arelly’nin vesile olduğu, Beto’nun yaşattığı ve arabadaki 3 Meksikalı arkadaşımla sona eren Puebla macerası, diğer tüm maceralarım gibi dolu dolu, keyifli ve bol paylaşımlı olmuştu.

Ben de teşekkür ettim bu güzel şehre, bana bu kadar iyi davrandığı için.

Ve bir sonraki şehrime merhaba dedim.

Oaxaca.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN