Dünyanın Yerlisi
 

Pueto Escondido – Bir Nüdist İle Birlikte Yaşamak

Oaxaca’dan Puerto Escondido’ya yola çıkmadan önce yine her zaman yaptığım gibi bir sonraki şehrimde (yani Puerto Escondido’da) kalacağım hostu Couchsurfing’den ayarladım.

Birçok referansı olan ve oldukça güzel bir profili olan Hecka’nın profilinde ilginç bir ibare vardı.

”Ben bir nüdistim. O yüzden evde çıplak dolaşıyorum. Bu sizin için sorun olmayacaksa gelin”.

Daha önce hiç bir nüdistin evinde kalmamama rağmen herkesin hayat tercihi konusunda saygılı ve açık olduğum için, bu benim için bir sorun teşkil etmiyordu.

Hecka’ya yazdım ve onun misafiri olmak istediğimi belirttim. Geri mesajında beni misafir etmekten memnun olacağını, fakat profilinde nüdist olduğu ile ilgili kısmı görüp görmediğimi, Türkiye’den geldiğim için bunun benim için sorun olup olmayacağını sordu.

Ben de benim için bir sorun olmadığını ve insanları milliyetleriyle değil de, kendilerini nasıl eğittikleriyle değerlendirmenin (bunu tabii mizahla karışık söyledim) daha iyi bir fikir olduğunu söyledim kendisine. O da aynı şekilde mizahla karışık ”sormak zorundaydım” cevabını verdi.

Oaxaca’dan Puetro Escondido’ya 7 saat süren yolculuk Meksika’da (ve genel yolculuklarımda ilk 5’e kesinlikle girer) en zor yolculuklardan biriydi. Mesafe haritada düz bir çizgi çektiğinizde kısa olsa da, yol tamamıyla kavislerle doluydu. O yüzden, minivan gibi bir araçta yaptığımız yolculuk, bol inişli çıkışı, bol virajlı ve tabii ki bol mide bulantılı oldu (hayır, kusmadım ama bir çok kişinin bu yolculukta telef olduğunu duydum).

Akşam Puerto Escondido’ya varınca, Hecka sağ olsun beni terminalden aldı. Araçtan indiğimde organlarımın birbirine girdiğimi hissediyordum. ”Yolculuğun nasıl geçti” diye Hecka’ya ”konuşmaya negatif bir şeyle başlamak istemem, ama organlarım birbirine geçmiş durumda” sanırım dedim.

Hecka’nın evi enteresan bir evdi. İlk girişi açık bir avlu gibiydi. Salonda bir hamak asılıydı ve arkada misafirleri için bir oda vardı.

Şu ana kadar Meksika’da bulunduğum en sıcak şehir de olan Puetro Escondido bir tatil yöresi gibi sıcak ve nemliydi.

Hecka’yla biraz sohbet ettikten sonra, 2 gündür duş almayan biri olarak (sebebini Oaxaca yazımda okuyabilirsiniz) ben, duş almak için izin istedim. Güzel bir duştan sonra mermerden yapılma yere uzanıp organlarımın orijinal yerlerine geçmelerini bekledim.

Bu arada duştan çıktıktan sonra Hecka’yı evde çırılçıplak dolaşırken gördüm. Daha önce çıplak erkek vücudu gördüğüm için ve bu konuda bilgilendirildiğim için çok sorun olmadı. Hatta dayanışma adına (ve hava çok sıcak olduğu için) ben de boxerımla kaldım. Birçok konu hakkında konuştuğumuz gibi, Nüdizm hakkında da konuştuk. Nüdist olmayı tercih etme sebebini böyle daha rahat hissetmesi olarak açıklayan Hecka, profilini dikkatli okumayıp, evde kendisini çıplak görünce şaşıran misafirleriyle yaşadığı maceraları anlattı.

Güzel bir uykudan sonra sabah kalkıp kendi işlerimi hallettim. Hecka çalıştığı için öğle saatlerinde kendi başıma evden çıkıp okyanusa doğru yürüdüm. Uzun bir plaj boyunca yürüdükten sonra kendi başıma, sakin bir yerde okyanusa girdim. Uzun süredir okyanusa, uzun süredir de tek başıma girmediğimi hatırladığım bu tecrübenin doyasıya tadını çıkardım.

Sonrasında da hindistan cevizi ağaçlarının bol olduğu bir yere gittim. Yandaki bakkaldan bir şişe Corona bira (ve yanına su elbette) alıp birayı hararetle bir güzel içtim. Ağaçların olduğu kısımda başka bir adam kitabını almış, gölge altında okuyordu. Ben de bu duruma özenip, aynısını yaptım ve çantamdan kitabımı çıkardım. Fakat hem sıcaklığın, hem yorgunluğun, hem de biranın etkisiyle bir kaç sayfadan sonra yavaş yavaş gözlerim kapanmaya başladı. Ben de buna daha fazla direnmeyip, çantamı yastık olarak kullanıp ağaçların altında güzelce kestirdim. Yaklaşık 30 dakika sonra uyandığımda, kitap okuyan adamın da gittiğini ve ağaçların altında bir tek kendimin kaldığını fark ettim (ve kumun üstüne dönmekten her yerimin kum olduğunu). Ama açıkçası bu kadar tatlı bir uykuyu uzun zamandır çekmemiştim.

Hecka saat 16:00’de işten çıkıp benim yanıma geldi. Buranın güzel bir plaj olduğunu, ama beni daha ufak ve sakin bir plaja götürmek istediğini söyledi. 10 dakikalık bir sürüşten sonra, iki tarafı da kayalarla kapalı, güzel bir koya geldik. Tek tük insanların olduğu bu plajda güneşin batışını izlerken, biraz daha serinleyen havada okyanusa girmek harikaydı.

Akşam güzel bir taco restoranına gidip, tıka basa yedikten ve Puerto Escondido’nun en turistik sokağında yürüyüş yaptıktan sonra eve geçtik. Hecka yine tamamen soyunup hamağında uzanırken, ben de boxerımla ona eşlik ettim ve sonra yatağıma geçip yine güzel bir uyku çektim.

Bir sonraki gün Hecka çalışmadığı için, öğleden sonra birlikte çıkıp bu sefer de upuzun bir şeridi olan, fakat hiç bir dükkanın, turistik yerin olmadığı başka bir plaja geçtik. Bu plajda da biraz yüzdükten sonra Hecka saat 17:00’de kaplumbağa yavrularının okyanusa bırakılmasını izleyebileceğimizi söyledi.

İlk başta kulağa çok hoş gelen bu tecrübe, tamamen turistikleşen bir aktiviteye dönmüş olduğundan dolayı izlemekten çok hoşnut olmadığım bir şey oldu. Özet olarak, yeni doğmuş kaplumbağları hindistan cevizi kabuklarına koyup, turistlere verip (yaklaşık 40 TL ücretle), turistlerin hep birlikte 10 metre yürüyüp, okyanusa 3-4 metre kala kaplumbağaları bırakıp (tabi ki öncesinde bol bol selfie çektikten sonra) kaplumbağaların okyanusa emeklemelerini izliyorlar. Tabii bu süreçte martılarda alana üşüşüp kaplumbağaları bir güzel mideye indirmeye çalışıyor. Kaplumbağaları turistlere veren (daha doğrusu satan) organizatörler ve turistler de martıları ıslak kum atarak uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Yani özet olarak, doğanın dengesiyle tamamen oynadıkları ve bunu sadece (satanlar) kolay yoldan para kazanmak için ve (alanlar) instagram’a ”güzel” fotoğraflar koymak için yaptıkları bir aktiviteydi. Bu saçmalığa daha fazla şahit olmamak adına gidebileceğimizi söyledim Hecka’ya.

Artık Puerto Escondido’daki son saatlerimdi. Yine güzel bir taco restoranında yemek yedikten sonra aynı sokakta tekrar yürüdük Hecka’yla. İki gün geçirsek de, Hecka’nın bir çok konu hakkındaki fikirleri ve kendini ifade ediş şekli oldukça ilham vericiydi. Böyle güzel bir şehirde böyle keyifli bir arkadaşla birlikte olmak, bu tecrübeyi daha da zenginleştirmişti.

Ve artık gidiş vaktiydi. Meksika yolculuğumdaki en uzun (12 saat) yolculuğuma başlamak üzere akşam 21:30’da kalkacak otobüsüm için Hecka beni terminale götürdü. Hecka’ya misafirperverliği ve güzel sohbet için teşekkür ettikten sonra otobüsüme bindim.

Uzun süreden sonra tekrar okyanus yüzü gördüğüm Puerto Escondido’da çok keyifli ve rahat iki gün geçirmiştim. Şimdi de buz gibi otobüste bir sonraki şehrim olan Tuxtla’ya doğru yola çıkmıştım. Ama bir gün bu güzel şehre tekrar gelecektim.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN