Dünyanın Yerlisi
 

Quayaquil, Ekvador – Burada Dolar Geçer

Her ülkesinin farklı bir kura sahip olduğu Güney Amerika kıtasında Ekvador’un kurunun Amerikan Doları olmasına hem biraz şaşırmış hem de moralim bozulmuştu (çünkü her şey daha pahalı olacaktı).

Peru’dan Ekvador sınırına kadar geldim. Sınırı yürüyerek geçtikten sonra (sınırları yürüyerek geçmek seyahatlerimde en sevdiğim aktivitelerden), Quayaquil’e giden otobüslere binmek için bir taksiye binerek 5 km uzaktaki terminale gidip ilk dolar harcamamı yaptım (5 dolar). Sınırı geçerken herhangi bir kontrol yoktu, terminalde (ayrıca gümrük olarak da iş görüyordu) işlemlerim yaptıktan sonra otobüsle Quayaquil’e doğru yol aldım (yaklaşık 4 saat sürdü). Ekvador’da herhangi bir Güney Amerika ülkesi gibiydi, fakat bu ülkede fiyat tabelalarının dolar üzerinden olması komikti. Bunun sebebini başkent Quito’da katıldığım bir turda rehber oldukça güzel anlatacaktı.

Quayaquil’e geldiğimde ev sahibem (her zamanki gibi Couchsurfing’den) Camila terminalde evine über ile gelmemi önerip, 5 dolardan fazla tutmayacağını söyledi. Birkaç über çağırma başarısızlığından sonra (internet olan terminalde çağırıp, arabanın geldiği yere gittiğimde, internetim olmadığı için muhtemelen aracın 1-2 dakika sabredip bekleyemediği için gittiğini görüyordum). Sonunda bir überde başarılı oldum ve Camila’nın evine doğru yola çıktım.

Direkt evin önüne gidemedim, çünkü Camila güvenlikli bir sitede oturuyordum. Böyle olunca bu ev sahibemin normal ev sahiplerimden sosyo-ekonomik olarak daha yukarı ‘’seviye’’de olduğu kanısına vardım. Evin önüne geldiğimde bundan emin oldum. Büyük bir villa olan ev, bahçesi ve havuzu olan bir yerdi. Kapıyı Camila ve heyecanlı iki köpeği açtı. Oldukça lüks olan evde tabii ki kendi özel odam vardı. Camila 1-2 saat dinlenmeden sonra dışarı çıkmayı önerdi. Ailesi ile bir tiyatroya gideceklerdi ve beni de davet etti. Ben de seve seve kabul ettim.

Biraz dinlendikten, duş aldıktan ve havuz başında oturduktan sonra Camila indi ve 30 dakikaya çıkabileceğimizi söyledi. O esnada akşam bize katılacak 2 kız kardeşi ve annesi geldi. Camila’nın İngilizcesi çok iyi olmasına rağmen (en iyi İngilizce konuşan Couchsurfing ev sahiplerimden biriydi) ailesinden kimse İngilizce konuşmuyordu (elbette bir çok insan gibi anladıklarını iddia ediyorlardı).

İlk başta İspanyolca olacağı için tiyatroya gitmekten biraz korksam da, bu tiyatronun tam anlamıyla bir tiyatro olmadığını, biraz daha müzikal tadında, tatlı bir kafede yapılacağını görünce içim rahatladı. 4 tane güzel kızla çıktığım bu akşamda, çok keyifli bir gösteriyi harika manzaralı bir yerde izliyordum. Yorucu bir yolculuktan sonra bu akşam gerçekten iyi gelmişti (hem yanımdakiler, hem biraz lüks bir akşam olması hem de yediğimiz harika yemekten dolayı). Gösteri bittikten sonra bana okyanus kıyısında bir bölgeyi göstermek için başka bir yere götürdüler. Efil efil esen akşamda yürüdükten sonra bir otelin bahçesinde oturup bir şeyler içtik. Özellikle kardeşlerin ve annenin bana olan merakı fazla olduğu için (hem yabancı olduğumdan ötürü, hem de annenin izlediği Türk dizilerinden ötürü) Camila bana sorulan soruları çeviriyordu. Artık seyahatimin sonlarına geldiğim ve İspanyolcamı bir hayli geliştirdiğim için sohbeti bir çok kez İspanyolca devam ettirebiliyordum. Güldükten, içtikten ve eğlendikten sonra eve döndük ve harika bir uyku çektim.

Sabah kalktığımda henüz kimse uyanmamıştı. Ben de havuz kenarına gidip hamakta uzanıp köpeklerle oynadım. Sonrasında hizmetçi olduğunu düşündüğüm bir kadın gelip, hiç anlamadığım bir İspanyol aksanıyla bana bir şeyler söyledi. Sonrasında kahvaltının nerede olduğunu ve dilersem kahvaltı yapabileceğimi söylediğini anladım. Hizmetçi ile biraz sohbet edip kahvaltımı yaptıktan sonra Camila geldi ve beni bugün Quayaquil’in tepelerinden birine götüreceğini söyledi.

Okyanus kenarında lunaparkımsı bir yerde arabayı park ettikten sonra (ve tabii ki arabayla giderken manzaranın tadını çıkarttıktan sonra), yürüye yürüye bir deniz fenerinin olduğu tepeye tam tamına 300 basamağı olan merdivenlerden çıktık. Buradan şehrin tüm panoramasını çok güzel bir biçimde gördüğümüz yerin bir ucunda deniz feneri, diğer ucunda da bir kilise vardı. Yolculuk boyunca Camila ile hayat, siyaset, aşk, arkadaşlık, iş gibi konularda keyifli sohbetler etsek de, bir gözüm hep bu güzel şehrin manzarasını kaçırmamakla meşguldü. Tepeden Quayaquil’in (evet, telaffuzu zor bir şehir) tadını uzun uzun çıkartırken şunu fark ettim. Bazı insanlarla iletişim kurmak için konuşmam gerekmiyordu. Camila’da onlardan biriydi. Deniz Fenerinin üstünde yaklaşık 20 dakika, manzaraya bakarak ve hiç konuşmadan durduk. Ama bu iletişim kurmadığımız anlamına gelmiyordu. Bu sessizlikte kurduğumuz iletişim, iletişimin sadece ağızdan çıkan sözlerden ibaret olmadığını bana tekrar hatırlattı ve beni mutlu etti.

Manzaranın tadını bir güzel çıkarttıktan sonra Camila’nın erkek kardeşini okuldan almak üzere yola çıktık. Aslında oynadığı oyunlardan & izlediği filmlerden İngilizceyi bilen kardeşi, konuşma konusunda korkunç utangaçtı. Biraz deneye deneye açmaya çalışsam da, sürem kısıtlıydı, akşama Quito’ya gidecektim. Eve geldik, çok güzel bir yemek yedik. O kadar güzeldi ki iki tabak yediğim yemek neredeyse fesat geçirtecekti. Yemeği hazmetmek üzere yataklarımıza çekildik ve 2 saate evden çıkmayı kararlaştırdık.

Quito otobüsüme gitmeden önce Camila beni yine çok güzel (ve çok şık) bir yere götürdü. Bir marina tadındaki bu yer açık bir alışveriş merkezi gibiydi ve oturulacak bir çok yer vardı. Bir kahvecide oturup sohbet ederken havayı kararttık. Ve ayrılık vakti gelmişti.

Sağ olsun, beni otobüs terminaline kadar bırakan Camila ile vedalaşıp terminale girdim. Lüks 2 günümün bitişini terminalde yediğim ucuz tavukla kendime hatırlattıktan sonra 8 saatlik, Ekvador’un başkenti Quito’ya olan yolculuğuma başladım.

Quayaquil’de geçirdiğim güzel 2 güne teşekkür ederken, şunu da fark ettim. Artık Ekvator çizgisinin güneyine değil, kuzeyine geçmiştim. Bu eve bir adım daha yaklaştığımın somut bir göstergesiydi. Sona doğru yaklaştığım için hem biraz üzülüyor, hem de biraz seviniyordum. Ama emin olduğum bir şey vardı.

Şu ana kadar harika bir tecrübe olmuştu.

Emin olduğum başka bir şey daha vardı. Sabah uyandığımda Quito’da olacaktım.

 

Yorum yok

YORUM BIRAKIN