Dünyanın Yerlisi
 

San Jose, Costa Rica – Orta Amerika’nın ‘’İsviçre’’si

Costa Rica’ya varmadan, hatta Orta Amerika yolculuğuma başladığımdan beri her yerde istisnasız duyduğum söylemlerden biri ‘’Costa Rica çok pahalı!’’ idi.
Daha önce bir çok pahalı ülkeye gittiğim için bunun çok sorun olmayacağını düşünerek (ve pahalı şehirlerde oldukça eli sıkı olduğum için) Costa Rica’ya gönül rahatlığıyla gittim.
Orta Amerika’ya girdiğim andan beri Chicken Bus’larla (dandik, ucuz otobüsler) seyahat etmiştim. Managua’dan Costa Rica’ya olan otobüsüm bindiğim ilk ‘’lüks’’ otobüstü (lüksten kastım, bir kişilik koltuğua iki kişinin oturmaması, otobüsün metre küplerce siyah duman salmaması ya da otobüsün yolda kalmaması).
Bu sebeple yolculuğum oldukça rahat geçti. Sabah 05:00’te başlayan yolculuğumda biraz uyudum, biraz telefonumdan birşeyler izledim, biraz bilgisayarımdan çalıştım. Aynı şekilde, Orta Amerika yolculuğumda her sınırdan yürüyerek geçmiştim, fakat bu sınırı otobüsle geçtim. Nicaragua sınırını geçerken pasaportlarımızı otobüs muavinine verip, gümrük görevlilerini görmedik bile. Costa Rica’ya girerken de tipik ‘’burada olma sebebiniz? Nerede kalcaksınız? Kaç gün kalacaksınız’’ gibi sorulardan sonra ülkeye girdik.
Yaklaşık 15:00 gibi Costa Rica’nın başkenti San Jose’ye varmıştık. Terminalden çıkıp, kendime bir McDonalds buldum ve akşam vereceğim ‘’Girişimcilik’’ konuşmasını Costa Rica’da organize eden Federico ile iletişime geçtim. Sağ olsun, beni gelip aldıktan sonra semineri yapacağımız yere geçtik. Öncesinde Federico beni bir Türk restoranına götürdü. Duvarında güzel bir boğaz manzarası resmine baka baka, uzun süreden sonra, Türk usulü, güzel bir sahanda yumurta yedim. Akşam semineri verdikten sonra, San Jose’deki hostum Rumenique ile (kendisi de seminere katılmıştı) eve doğru gittik. Venezuela’lı olan Rumeniqe, ülkesindeki problemlerden ötürü başka bir ülkede yaşamaya karar vermiş ve Costa Rica’yı seçmişti. Rumenique’de beni en çok etkileyen şey olaylara bakış açımızın ne kadar benzer olduğudu. Bir çok konudan bahsettiğimiz sohbetimiz esnasında, Rumenique hayat ile ilgili bir görüşünü, benim de son senelerdir çok özdeşleştirdiğim bir şekilde ifade etti.
‘’Birinin davranışında bizi rahatsız eden bir şey varsa, onun bizi rahatsız etmesinin sebebi o olayda kendi yansımamızı görmemizdir’’.
Bu ve bunun gibi bir çok farklı söylem ve konu üzerinden Rumenique ile iki gün boyunca çok güzel sohbetler gerçekleştirdik.
O akşam sadece bir bira içmeye çıktıktan sonra eve döndük. Rumenique aynı zamanda yemek yapmayı çok seven biri olduğu için evde yememizi önerdi. Harika bir akşam yemeği ve güzel bir sohbetten sonra odalarımıza çekildik.
Bir sonraki gün Rumenique evden çalıştığı için, sabah işlerimi hallettikten ve İngilizce derslerimi verdikten sonra şehri dolaşmaya çıktım. 45 dakika süren yürüyüşün ortasında çok güzel bir mezarlığın yanından geçtim. Müze güzelliğindeki bu mezarlığı görmek için içeri girdim ve biraz yürüdüm. Sonrasında şehir merkezine gidip, 14:00’de başlayacak İngilizce dersim için bir McDonalds’a girdim ve dersimi verdim. Sonrasında, havanın biraz daha serinlemesiyle de şehir merkezinde yürüdüm. Herhangi bir Avrupa ülkesinin şehir merkezi gibi olan San Jose’nin merkezi, düz (merkezi dışında San Jose çok tepeli bir şehir), modern ve sakindi.
Her zaman uyarıldığım gibi, San Jose’nin fiyatları çok da korkunç pahalı değildi. Özellikle yemek, ulaşım gibi temel şeylerde çok uygun opsiyonlar vardı (tabii ki bir çok pahalı restoran da vardı). Diğer Orta Amerika ülkeleri gibi ucuz değildi, evet. Fakat o kadar da pahalı değildi Costa Rica (en azından benim deneyimlediğim kadar).
18:00’dan sonra Rumenique bana şehir merkezinde katıldı. Birlikte turumuz içinde ‘’Tapioca’’ meyvesinin bulunduğu ‘’bubble tea’’ ile başladı. Sonrasında Empanada’ları ile ünlü, salaş bir yerde, inanılmaz yağlı fakat çok lezzetli bir empanada yedim. Sonrasında San Jose’nin bir kaç güzel parkına gittikten sonra akşam saatinde San Jose Fransız Kültür Enstitüsünün sergilediği bir bağımsız Fransız film gösterimine gittik.
Film gösterimindeyken kendi kendime düşündüm. ‘’Şu an, San Jose’de, Costa Rica’lılarla Fransızca film izlemekteyim’’. Ve çok mutlu hissetim. Çünkü benim sevdiğim seyahat şekli buydu. Yerel insanların yaptığı yerel aktiviteleri yapmak.
Film gösteriminden sonra otobüsle eve dönüp, yine harika bir yemek yedik. Benim ‘’teşekkürler’’ hediyesi olarak aldığım şarapla birlikte yemeğimizi yedikten sonra Rumeniqe benim tarot falıma bakmayı önerdi. Tabii ki işin tılsımını bozmamak için falda söylenenleri anlatmayacağım
Çok yorulduğum (ama çok keyif aldığım) bu günden sonra yine güzel bir uyku çektim.
2 gün geçirdiğim San Jose’den sonra bu seyahatim son ülkesi olan Panama’ya (ilk önce David isimli şehire gidecektim) olan otobüsüm için kalkıp, Rumenique ile hızlı bir kahvaltı yaptıktan sonra vedalaşıp, sabah 07:30’da otobüsüme bindim.
Ve yolumda giderken bu az ama güzel vakit geçirdiğim ve korktuğum kadar pahalı olmayan Costa Rica’ya teşekkür ettim.
Yorum yok

YORUM BIRAKIN