Dünyanın Yerlisi
 

Semerkant, Özbekistan – Sınıra Bu Kadar Yakınken

Taşkent her ne kadar güzel olsa da, genel olarak alıştığımız tipik bir şehir yapısındaydı.
Özbekistan’a giden arkadaşlarım mutlaka ama mutlaka Samarkand’ı görmemi önermişlerdi (hem de şiddetle öğrenmişlerdi).
Ben de eğitimimden sonra trene atlayıp Samarkand’a gittim.
Birlikte eğitim verdiğim grup da gezi amaçlı Samarkand’da olduğu için onların turuna katılma lüksünü yaşadım.
2 gün boyunca Semerkand’ın en güzel yapılarını (örnek Registan) gördük, yürüdük, gezdik ve harika yerel restoranlarında harika yemekler yedik (örnek Özbek pilavı kebap çorba ve harika ekmekleri).
Gün içinde grupla olsam da akşamları yine birçok yerde yaptığım gibi Couchsurfing’i kullandım.
Couchsurfing’de Şamil isminde bir Özbek arkadaş sağ olsun bana evinin kapılarını açtı.
Samarkand’da İngilizce öğretmenliği yapan Şamil yedi sene Dubai’de çalışmış, İngilizcesi çok iyi bir çocuktu.
2 gece beni misafir ettiği evinde bir önceki kaldığım ev gibi bir yer yatağında yattım. Tekrar yer yataklarının ne kadar rahat olduğunu hatırlattı bu bana.
Samarkand’dan sonra planım direkt, yakınındaki Tacikistan sınırından ülkeye girmekti.
Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan Türk vatandaşlarına vize istemediği için otomatikman Tacikistan’ın da bize vize istemediğini varsayıp Semerkand’dan 1 saatlik bir yolculukla Tacik sınırına geldim.
Yürüyerek geçtiğim sınırda Özbek kapısını geçtim, güvenliği geçtim ve pasaportuma vize gerektiğini Tacik sınırında keşfettim.
Polisler vizemi sorduğunda emin bir şekilde Türk vatandaşlarına vize gerekmediğini söyleyecek kadar cahil olsam da, bu cahil cesaretim benim ülkeye girmeme yetmedi (ama o kadar kendinden emin söyledim ki, polisler tekrar bir araştırıp teyit ettiler).
Allatan Tacij vizesi, Schengen vizesi gibi zahmet dolu, külfetli dökümanların gerektiği bir vize değildi.
Çok kolay bir şekilde internetten başvurup 50 dolar verdiğiniz, sonrasında da 5 gün bekleyip e-mail olarak aldığınız bir vize.
Her ne kadar Tacikistan’a boşu boşuna gitmiş olsam da, sınırdan geri dönmek için bir saat araç beklemiş olsam da, bu briz bir fırsata dönüştü.
Özbekistan’ın çok güzel iki şehri Bukhara ve Khiva’ya gitme fırsatını yarattı bu kriz.
Sınırdan döndükten sonra bir akşam daha Samarkand’da kaldım, ama bu sefer kimseyi rahatsız etmemek adına güzel bir hostelede bir akşam geçirdikten sonra tren biletimi alıp bir sonraki şehir olan ve tarihin eski bir sayfasının örneği olan Bukhara’ya doğru yine harika Özbek trenlerinden birinde yola çıktım.
Yorum yok

YORUM BIRAKIN