Dünyanın Yerlisi
 

Slovenya – Gidip de Görmemek

İş adamları genelde yaşar bunu:

Bir toplantı için yurtdışında bir yere giderler. Örnek olarak Paris’e iner, havaalanında araba alır, arabayla havaalanından otele giderken şanslı ise bir kaç bina görür, eyfel kulesini ucundan görür, oteline bırakılır. Sonra otelinden toplantı yapacağı yere gider (toplantı otelde değilse tabi) ve oteline geri gelir. Hiç bir şey yapamadığı suçluluğu ile otelin barına inip birşeyler içer, ama çok yorgun olduğu için 1 saate geri gidip yatar. Sonraki gün araba otelin önünden alır, aynı ruttan havaalanına bırakır.

Ne o? 

Paris’e gitti…

Slovenya’da benim için öyledi aslında. Havalaanına in, etkinlik yerine git, havaalanına dön. Slovenya’yı tek gördüğüm anlar bir konferans odasından diğerine gitmek için dışarı çıktığım zamanlar idi.

10400475_39182015233_1420_n

 

Son gün gitmeden 2-3 saat yürüdük ama, hakkını yemeyeyim şimdi. Hatta Burger King’de bile oturduk 😀

Slovenya’yı çok göremesem de, harika bir doğası olan harika bir ülke olduğunu biliyorum. Balkan bölgesinde bulunan, ama artık kendilerini çok ‘Balkan’ görmeyen Slovenya bölgenin en ‘Avrupa’ ülkelerinden. Modern, temiz, güzel ve yeşil Slovenya’da başkent Ljubljana’dan Bled Gölü’ne kadar görülmesi gereken bir çok yer var.

Slovenya’nın benim için şöyle de bir yeri var. 2008 yılında, üniversitenin son senesinde gittiğim bu güzel ülkeye, öğrenci organizasyonum AEGEE’nin genel toplantısı için gitmiştim. Gitmeden önce böyle bir fikir aklımda yok iken, 2009 senesi için AEGEE’nin Brüksel’deki yönetim kuruluna aday olmamı önerdiler. Ben de bu toplantıda adaylığımı koyup seçildim.

Bu vesile ile önümüzdeki 4 seneyi Belçika’da geçirecektim.

Bir gün güzel anılar yaşadığım bu ülkenin gerçek harikalarını tecrübe etmeyi çok isterim.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN