Dünyanın Yerlisi
 

Sucre, Bolivya – ”Eres Muy Alto…”

Uyuni’de bir gün geçirdikten sonra Bolivya’daki ikinci durağım (ve yine geceyi geçirmeyeceğim) Sucre’ye geldim. Yaklaşık 10 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra terminale geldim. Ev sahibimle sabah 08:00’de evinde buluşacaktık, terminale geldiğimde ise saat 06:00’idi. Haritaya baktım ve evin 4 km uzaklıkta olduğunu görünce hem vakit geçirmek, hem de sabah sporumu yapmak için eve doğru yürüdüm. Evin yakınlarına geldiğimde açık bir kafe bulamadığımdan, son 45 dakikayı geçirmek için eve yakın bir parkın bankında oturarak geçirdim. İnternet bağlantım da olmadığından kendi kendime kalıp, etrafı gözlemlemek için güzel bir fırsat oldu.

Saat 08:00’e yaklaştığında hostumun evine doğru yürüdüm. Tam kapı numarası vermediği için haritadaki lokasyona gidip bekledim. 15 dakika bekledikten sonra hostumun telefonunu aradım (daha doğrusu sadece çaldırdım). Bir 10 dakika daha bekleyip, tam internet bulmaya gidecekken hostum çıktı geldi.

Bir arka sokakta, dışarıdan hala inşaatta gözüken, ama içeriden çok şık olan (kendisi mimarmış) bir eve girdik. Ev sahibim İngilizce bilmediği için benim kısıtlı İspanyolcam ile iletişim kurmaya başladık. Bu esnada İngilizce bilmeyen annesi de geldi ve İspanyolcamız başka bir boyuta geçti.

Hep birlikte kahvaltı yaptıktan sonra biraz dinlendim ve ev sahibim bana etrafı göstermeyi önerdi. Önce onun işini halletmek için şehir dışında bir yerde, kendilerine ait ufak bir eve gittik. Ariel (hostumun ismi) dışarıda işini hallederken ben köy evinin koltuğunda fırsattan istifade biraz daha uyudum.

Şehre döndüğümüzde ilk olarak bir pazara gittik. Hayatımda hiç görmediğim bir çok meyve ve sebzenin satıldığı bu pazardan sonra ünlü Sucre mezarlığına gitmeye yola koyulduk. Gittiğimizde mezarlığa ziyaret öğle arasından dolayı kapalıydı. Bu moral bozukluğuyla sokak satıcılarından adını bilmediğim bir meyvenin suyunu alıp, içe içe yola devam ettik.

Saçım sakalım iyice birbirine girdiği için Ariel’den beni bir berbere götürmesini rica ettim. O da evine yakın, bizim mahalle berberleri tarzında yaşlı bir berbere götürdü. Dil sorunundan ötürü tipik berber sohbetini gerçekleştiremesek de, ‘’neredensin?’’, ‘’burada nereleri gördün?’’, ‘’burayı sevdin mi?’’ gibi kapalı sorularla sohbetimizi devam ettirdik. Yanağımda makineyle almayı unuttuğu bölge dışında memnun kaldığım berber tecrübesinden sonra Ariel’in evine gittik. 30 dakika uzandıktan sonra annesi, ablası ve iki çocuğu ile öğle yemeği inmeye aşağıya indim. Bolivya’lıların genelde kısa olmalarından mütevellit dikkat çektiğim bu ülkede, yemek için aşağıya indiğimde Ariel’in ablasının 10 yaşındaki çocuğunun bana söylediği ilk cümle şu oldu.

‘’Eres muy alto’’ (Çok uzunsun).

‘’Gracias’’ diye cevap verdikten sonra makarna, et ve daha önce yemediğim başka bir yemek eşliğinde öğle yemeğimizi yedik. Akabinde gece otobüse bineceğim için hem şehri biraz görmek, hem de gidemediğimiz mezarlığa gitmek için tekrar yola çıktım.

Buenos Aires’teki Recoleta mezarlığı kadar büyük ve görkemli olmasa da, heykelleri ile, mezar taşları ve yapısı ile çok görkemli (aynı zaman da çok hüzünlü) olan Sucre mezarlığını gezdikten sonra şehrin tepesine çıkmak için 4 km’lik yokuş yukarı bir yürüyüşe başladım. Ter içinde bitirdiğim yürüyüş sonunda Sucre’nin tepeden görüntüsünü çıplak gözle görebilmenin keyfini yaşadım. Ariel’in evine dönerken de bir kahvecide ufak bir mola verdim.

Akşam eve geldiğimde Ariel’de spordan gelmişti. Bir arkadaşı, annesi ile akşam yemeği yedikten sonra (evet, 3 öğünü de Ariel’lerde, birlikte yedik). Sohbetlere elimden gelince katılarak İspanyolcamı biraz daha geliştirdikten sonra, bir sonraki durağım olacak olan La Paz için 12 saatlik bir yolculuğa çıkmak için, 3 km uzaktaki otobüs terminaline yürümeye başladım.

Tabii otobüs firmasının bana yanlış bilet vermesiyle nerede bu gerçekleşmeyecekti. 21:00’da aldığım bilet yerine beni 20:30 a yazan (daha düşük klasman bir otobüse), otobüs kalktığı için beni taksiye bindirip otobüsü bekleten (ve taksi ücretini bana ödeten) El Dorado firmasına da buradan teşekkürlerimi iletiyorum (sonrasında şikayet için firmanın sitesine baktım, yoktu).

Bu tatsız son dışında, çok güzel bir insan daha tanıdığım ve güzel bir şehri deneyimlediğim kısa, keyifli ve bol yürümeli bir ziyaret oldu Sucre.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN