Dünyanın Yerlisi
 

Tehran, İran – Beklediğimin Çok Dışında

60 küsür ülke görmeme rağmen, İran’a gitmeden önceki istemsizce ve bilinçaltı seviyesinde hissetiğim önyargılar kendimi bilinç seviyesine çektiğim zaman kendimle ilgili utanç oluşturuyordu. Şu an kadar istisnasız ‘kötü’ diye lanse edilen her ülkenin hikayesinin gittiğinde bambaşka olduğunu görmüştüm. Peki niye hala bu önyargılarımdan nispeten sıyrılsam da tamamen kurtulamıyordum?

Hindistan’da başlayıp Nepal’e geçtiğim 1 aylık seyahatimde İran bir son dakika kararı oldu. Uzun zamandır gezgin arkadaşlarımın öve öve bitiremediği bu güzel ülkeye gitme zamanı geldiğini düşündüm ve Nepal’deyken (henüz dönüş biletlerimi almamıştım) İran’a bilet baktım.

Kathmandu’dan BAE (Sharhaj) aktırmalı, 1000 TL civarlarında bir uçuş buldum. Aktarmanın 10 saat sürmesi, aktarma yapılan havaalanının mezbaa kadar soğuk olması ve hastanelerdeki gibi florasan ışıklarının altında uyumaya çalışmak dışında, sıkıntısız bir şekilde İran’a indim.

Uçak piste indiğinde tüm kadınlar açık saçlarını yavaşça kapamaya başladı. Bildiği halde bunu kendi gözlerimle görmek tuhaf hissettirmişti. Fakat aynı anda kadınların kafalarını sadece yarısına kadar kapamaları da ilginç gelmişti. İran’daki tecrübem sonrası bir çok kadının bunu sadece yasal zorunluluktan dolayı, istemeyerek ve olabildiğince yasayı esneterek yaptıklarına şahit oldum.

Planım metroyla Couchsurfing’de evinde kalacağım kızın evine gitmekti. Beni misafir edecek kişinin kız olmasının bir sıkıntı çıkartıp çıkartmayacağını orada yaşana İtalyan bir arkadaşıma sormuştum, o da bölgesine göre değişir demişti (örnek vermek gerekirse, kız Tehran’ın ‘Beşiktaş’ bölgesi gibi bir yerinde oturduğu için, bir sorun olmadı).

5 saniye süren pasaport kontrolünden sonra metroya doğru yürüdüm. Kapıya gittiğimde kapı kapalıydı. Bir adam yanıma gelip Farsça bir şeyler söyledi. Sonra Türk olduğumu anlayınca Azeri Türkçesi ile ‘neden Türk olduğunu söylemiyosun ya?’ dedi. Metronun 13:00’den sonra kapalı olduğunu, tek yolun taksi olduğunu (gerçekten öyleydi) ve kendisinin beni 20 dolar gibi bir ücrete götürebileceğini söyledi. Fakat ‘evet’ desem bile hemen beni alıp götürmeyecekti, benim gibi 3 kişi daha bulup arabayı dolduracaktı.

Çok içime sinmediği için adama önce diğer opsiyonlara bakacağımı söyleyip, eğer bulamazsam beraber gidebileceğimizi söyledim. Adam bundan çok mutlu olmasa da uzaklaştı. Başka hiçbir opsiyonumun olmadığı gerçeğini kabullenince (havalanının 30 dakika bedava internetini açıp forumlardan başka yolların olup olmadığına baktım) adamı buldum ve gidebileceğimizi söyledim. ‘5 dakikaya geliyorum bekle’ deyip 15 dakika boyunca gelmeyince ben de aşağıdaki taksi firmalarına gidip en uygun fiyatlı firmayı bulmaya çalıştım.

Tüm firmalar 15 dolardı. Ofislerden birinde taksiyi ayarladıktan sonra adam beni dışarıdaki taksilere götürdü. Muhtemelen daha yağlı müşteriler bekleyen taksicilerin hiçbiri beni almak istemedi. 5 dakika boyunca adam beni iteleyeceği bir taksi aradıktan sonra genç bir taksiciyi ikna etti ve yolculuğumuza başladık.

Adrese giderken yolda birçok devasa İran bayrağı, Hümeyni’nin boy boy fotoğrafları ve geniş caddeler gördüm. Telefonda yolladığım bir sesli mesajdan Türk olduğumu anlayan sürücü hemen Türk müziği çalmaya başladı. Önce Hande Yener’le başlayan maceramız en son Sıla’yla devam ediyordu. Ben de kendi kendime zaten geldiğim bir ülkeye ait olan ve alışık olduğum bir şeyi bana neden dinletmek isteyeceklerini ve benim bunu neden ilgi çekici bulabileceğimi düşündüklerini merak ettim.

Beni alan bu taksici oldukça yarımdım sever ve kibar çıkmıştı. Adresteki karışıklığa rağmen, kapının önüne kadar getirdiğinden emin oldu ve beni misafir edecek ev sahibim kapıyı açana kadar bekledi. Taksici ile vedalaştıktan sonra İran’da benim için önem arz edecek ikinci insanla tanışmaya doğru kapıyı açtım. Ev sahibim ile.

Nana isimli benim yaşlarımda olan ev sahibemi Couchsurfing’den bulmuştum. Iran’da yabancılara (özellikle de Türklere) duyulan ilgi sayesinde Tehran grubuna yazdığımda 10’dan fazla beni misafir etmek isteyen kişi bulmuştum. İlk konuştuğum kişi olduğu için Nana’da kalmayı seçmiştim. Evine girdiğimde Nana ve teyzesi beni karşılamıştı. Rahat geldiğimden emin olduktan sonra yaptıkları güzel yemekle doyduğumdan emin oldular. Skype üzerinden iki İngilizce dersim olduğu için o akşam dışarı çıkmadık (zaten geç saatte çok çıkacak yer yok).

Sabah güzel bir kahvaltı ettikten sonra Nan, Teyzesi ve Annesi (Türk dizilerini çok sevdiği ve biraz Türkçe bildiği için benimle tanışmaya geldi) ile Tehran turumuza başladık. Tehran Sarayını gezip, Tehran’ın dışındaki bir kasabaya gitmeye kadar birçok güzel yere gittik. Iran’da çok ünlü bir sanatçının harika galerisine gidip, kendisiyle sohbet ettik. Bol bol Iran pilavı, kebap yedik ve çay içtik. Akşam da Tehran’ın ünlü camisine gidip, Şii camilerinin Sünni camilerinden ne kadar farklı olduğunu gördüm.

Bir sonraki gün ise İran’daki ikinci adresim Tebriz’e gidiyordum. Türkiye’ye kara yoluyla girmeden son adresim olan bu yerde de Tehran’da yaşadığım gibi güzel tecrübeler yaşayacaktım.

Not: Amerikan bankaları İran’da olmadığı için kredi kartı ile alışveriş yapamıyordum. Bu sebeple uçak biletimi de İran’lı bir arkadaşımın almasını rica ettim. 30 dolara aldığı biletin parasını vermeme izin vermedi. Israr ettiğimde ‘İran’da misafirlerimize hiç bir şey için para ödetmeyiz’ dedi. Aynı şeyi Nana’nın evinden bindiğim taksici de dedi. Israr etmeseydim ‘sen bizim misafirimizsin’ deyip paramızı almayacaktı.

Uçağa binmeden önce de havaalanında elektronik eşyalar zaten bir dükkandaki kasiyer kız benim Türkiye’den olduğumu duyunca hemen numarasını verdi ve beni instagram ekledi. Bundan sonra da ‘sence ben güzel miyim’ diye sordu. Açıkçası bu son sorunun netliğine şaşırmıştım. Ama bakınca şunu anladım. Bu soruyu flört amaçlı sormuyordu. Sadece bunu etrafındaki insanlardan duymadığından dolayı başkalarından duymaya ihtiyacı vardı. Ve numaramı almasının tek sebebi de kendi dünyasından biriyle iletişimde olmak istemesiydi.

Bu tecrübe dolu, harika 3 günden sonra ‘Persian Air’ uçağımla Tebriz’e doğru yol aldım. Bu arada uçakları ve yemekleri gayet güzeldi.

İran’la ilgili genel kanılarımı ‘Tebriz’ kısmında daha detaylı anlatacağım, ama kısaca görüşlerim şunlar.

İran hiç beklediğimiz gibi bir yer değil. Bize anlatılan kulaktan dolma bilgiler, dedikodular ve safsatalar tamamen yanlış. İran’ın her anlamda mükemmel bir ülke olduğunu iddia etmiyorum. Birçok İranlı günlük hayattan, siyasetten, ekonomik durumdan şikayetçi. Ama bir misafir olarak bu ülkeye geldiğiniz zaman toplumsal düzeyde sizin rahat ettiğinizden, karnınızın tok olduğundan ve her şeyin yolunda olduğundan emin oluyorlar. İranlı insanlarda tıpkı dünyanın diğer her yerindeki insanlar gibi hayallerini, fikirlerini ve hedeflerini (hem de bu kısıtlı fırsatlar dahilinde) gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Bunu Tebriz’e gittiğimde daha da iyi anlamıştım.

Yorum yok

YORUM BIRAKIN