Dünyanın Yerlisi
 

Yoldaki En Güzel Sürprizimiz: Udaipur, Hindistan

Ezgi reikisini yapadursun, ben de bir sonraki ziyaret edeceğimiz yer olan Udaipur için heyecanlıydım.

Reikiden önce.

Reikiden sonra:D

Delhi – Varanasi yolu arasında güzel bir durağa benzediği için 1 gecelik rezervasyon yaptığımız ve hakkında hemen hemen hiçbir şey bilmediğimiz Udaipur, yolculuğumuzda en çok beğendiğimiz duraklardan biri oldu.

Kuraklığı ile bilinen Rajahstan bölgesinden göller ile çevrili bu şehir, hem mimarisi, hem ambiansı hem de güzelliği ile bizi çok etkiledi.

Kaldığımız hostelde de odamız çok güzel bir oda olunca keyfimiz iki katına çıktı. Fakat gece rezerve etmemiz gereken bir otobüsten dolayı bu güzel odada kalamayacaktık.

Udaipur’da 12 saatten biraz daha fazla vaktimiz olduğu için ne yapacağımızı düşünmeye başladık. Planlar arasında motorsiklet kiralayıp gidip görülecek 5-6 yere gitmek, şehirde yürüyüp ağırdan almak gibi opsiyonlar vardı. Hostelin güzel terasında Avrupa kahvaltımızı yaparken (omlet ve tost), çalışan çocuklardan biri yanımıza gelip bugün bir tur olacağını, bir hayvan barınağına ve yapay göle (yani sonradan doldurulmuş), son olarak da bir tepenin ucundaki kuleye gideceğimizi söyledi. Fırsat maliyetini düşünerek kabul ettik. Kahvaltı ve biraz dinlenmeden sonra 3 başka turist arkadaş ile bir tuk tuk’a doluşup yola çıktık.

İlk gittiğimiz hayvan barınağı sakat hayvanların bakıldığı, veterinerlik, kalma gibi ihtiyaçlarının karşılandığı ve iyileşene kadar orada kaldıkları bir yerdi. Eşeğinden ineğine, boğasından köpeğine kadar birçok hayvanla iç içe olmak her ne kadar keyifli olsa da, hayvanların o halleri gerçekten yürek burkucuydu. Tipik turistik bir aktivite olsa da, buzağıları ve eşekleri biberon ile beslemek aktivitenin en can alıcı kısmı olmuştu.

Akabinde çok dingin, çok sakin ve sessiz olan yapay göle geldik. Harika manzaranın tadını çıkartıp uzanmışken birden kendimi mermerin üstünde horlar halde buldum. Seyahatin en keyifli kısımlarından biri de bu aslında, yorulduğunu anlamazken yorulmak.

Son olarak tepedeki kaleye çıkıp harika gün batımının tadını çıkarttık. Böyle güzel anlar bana her zaman etrafımızdaki güzelliklerin ne kadar sonsuz olduğunu ve her anın tadını çıkartmamız gerektiğini hatırlatıyor.

Günümüz bitti, artık otobüsümüze hazırlanalım derken hostelde çalışan çocuk kaldığımız yere 5 dakika yürüşte bir gölü görmemizi önerdi. Son 1 saatimizi de oraya giderek değerlendiren biz, doğru kararı verdiğimizi anlamıştık. İnsanların sessizce gölün kenarında durduğu (sesi sadece turistlerin yanına gelip bir şeyler satmaya çalışanlar yapıyordu), dini ritüellerini gerçekleştirdiği güzel bir manzara ile karşılaştık.

Bu hızlı ama harika günden sonra artık asıl destinasyonumuza gidiyorduk. Ana ve Supreet’in düğünü için Vadodara’ya 8 saatlık bir otobüs yolculuğu bizi bekliyordu.

Ama ne otobüs yolculuğu…

Yorum yok

YORUM BIRAKIN